--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

BİZİM KIBLEMİZ

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
13

BİZİM KIBLEMİZ

LATİF ERDOĞAN

Kıble, ibadette dönülecek sabit yön demektir. Bu anlamda bağımsızlık kazanmış her dinin kendine özgü bir kıblesi vardır.

İslam dinin kıblesi Mescid-i Haram’dır. Kâbe yeryüzünde hak dine kıble olmuş ilk evdir. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail tarafından inşa edilmiş bu kutsal mekân onlardan sonraki bütün dönemlerde kıble kabul edilmiştir.

Yahudiler de Hz. Süleyman tarafından Beyt-i Makdis inşa edilinceye kadar kıble olarak Kâbe’ye yönelirlerdi. Daha sonra Beyt-i Makdis’e yöneldiler. Hristiyanlar doğu tarafını kendilerine kıble edindiler.

Peygamber Efendimiz, Mekke döneminde Kâbe’yi araya alarak Mescid-i Aksa’ya doğru yöneldi. Medine’de ise on altı ay kadar yine Mescid-i Aksa’ya doğru namaz kıldı. Nihayet dua dua yalvardığı, niyazda bulunduğu talebine Rabbimizden cevap geldi; ve ona Mescid-i Haram’a yönelmesi emredildi. Gelen emir doğrultusunda yüzler ilk kıble olana/Kâbe’ye yöneldi. Bu aynı zamanda İslam dininin bağımsızlık ilanıydı.

Medine Yahudileri şoka girdiler.  Daha önce Müslümanların kendi kıblelerine yönelmiş bulunmasını istismar ederlerken ve bununla Müslümanları psikolojik zaafa uğratmak isterlerken birden bire bu büyük koz ellerinden alınmış, Müslümanlar artık Kâbe’ye yönelir olmuşlardı.

Onlar kıble değişikliğinin ne anlama geldiğini de çok iyi biliyorlardı; zaten kin ve öfkelerinin feveranı da bu bilgi sebebiyle idi. İslam tarihi açısından hicret ne kadar önemli ve anlamlıysa kıblenin değişimi de bir o kadar önemli ve anlamlıdır. İslam böylece yeni ve müstakil bir din olduğunu ilan etmiştir.

Kıblenin değişmesi aynı zamanda Müslüman topluluğu için de yeni bir arınma hamlesiydi. Böylece her hal ve davranışta Peygambere tabi olanlarla ökçelerinin üzerine geri dönecekler bu vesile ile bir kez daha ayrışacaklardı. Zaten bütün imtihan ve iptilaların hak katındaki gerçek sebebi de bu değil miydi? İşte bu imtihan sebebiyle de Müslüman görünen nice münafık dökülmüş, kazanma kuşağında kaybedenlerden olmuşlardı.

Ayette bu gerçekler şöyle anlatılmaktadır: “Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu görüyoruz. Elbette seni razı olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara, 144)

Kıble o kadar önemliydi ki, hiçbir din saliki kendi kıblesinden vaz geçip başka bir dinin kıblesine yönelemezdi. Bu tavizsiz kabulleniş Kuran’da ihbar-ı bilgayb şekliyle şöyle dillendirilir: “Sen bütün ayet, delil ve mucizelerini ortaya koysan ehl-i kitaptan hiç biri senin kıblene tabi olmayacaktır. Sen de onların kıblesine tabi olmazsın. Onlar da birbirlerinin kıblesine tabi olmazlar. Sana bu ilim geldikten sonra onların hevalarına uysan mutlaka zalimlerden olursun.” (Bakara, 145)

Bu ayet, gaipten haber vermesi yönüyle mucize olduğu gibi her din sahibi için kıblenin sarsılmaz bir bağ olduğunu haber vermesi bakımından da dikkat çekicidir. Nitekim zaman bu haberi doğrulamış ve hiçbir din sahibi bir başka dinin kıblesini kıble edinmemiştir. Ve her din sahibi kendi kıblesine sarsılmaz bir bağla bağlanmıştır.

Kıblenin bu önemine işaretledir ki Efendimiz: “Kim bizim namazımızı kılar, kıblemize yönelir ve kestiğimizi yerse o Allah ve Resulünün güvencesi altındadır” buyurmuştur.

Bu açıdan çok net olarak söyleyebiliriz ki, kadimden bu yana dinleri birleştirmek için yapılan bütün gayretler teoride ne kadar mesafe alırlarsa alsınlar, iş kıble konusuna gelince tıkanmış; bu sebeple de dinler arası diyalog kisveli hain emellerine ulaşmaları akim kalmıştır. Cenâb-ı Hak, tespit buyurduğu kıble hakikatiyle, dinleri birleştirme batıl düşüncesini her daim bertaraf etmiş bundan böyle de bertaraf edecektir.

Kıble farklılığı hayırda yarış içindir. Ayette: “Her toplumun yüzünü çevirdiği bir yön vardır. O halde hayır işlerinde yarışın” (Bakara. 148) denilmiştir. Dini teke indirmeye çalışmak bu yarışı durdurmak anlamına gelmektedir. Zaten küreselcilerin emeli de budur! 

Yorumlar

(13)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Büyük Doğucu

25 Mayıs 2025 11:56

Hayatta en büyük hakikat iman sonra namazdır. Kıble böylesi büyük bir hakikatin rükünlerindendir. Bu değer ve kıymet sanırım onun önemini anlatmaya yeterlidir.

Bahtiyar Said

24 Mayıs 2025 17:59

Kıble dini olduğu kadar sosyolojik bağlamda da birleştirici bir unsurdur. 

Mehmet Ay

24 Mayıs 2025 14:58

Sizin kibleniz, güc ve paradir. Yüzyillardir bir arpa boyu yol alamadiniz. Islam ülkelerine bir bakin, kiblenin neresi oldugunu görürsünüz. Selam ve dua ile

Hoş sada

24 Mayıs 2025 12:53

Kabe şeairdendir. Yani İslamın en başat sembolüdür. Ona hürmet aynen dine hürmettir. Nerede olursanız olun oraya yönelin, ayeti bu hürmete işarettir. Rabbim cümlemizi Kabenin maddi manevi hürmetine layık etsin.

İnkılap

24 Mayıs 2025 12:50

İslamda kıble değişimi büyük İslam inkılabının başlangıcıdır. Sayın yazarın onu hicret kadar önemli nitelendirmesine yürekten katılıyorum.

Numan Sani

24 Mayıs 2025 12:47

Kabe yeryüzünün tam orta merkezidir. Batının dünya haritası bir illüzyondur. Kabe’mize sımsıkı sarılalım. Onun tekvini bir gerçeklik olduğunu asla unutmayalım. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in mirasına sahip çıkalım.

Asilsoy Ahmet

24 Mayıs 2025 12:42

Dinlerarası diyalog ihanetini önleyen en önemli amilin kıble olması düşünceniz bana dikkat çekici geldi. Somut delillerle ispatlanırsa daha doyurucu olur kanısındayım. Baki selamlar.

Abdullah Saygılı

24 Mayıs 2025 12:39

Kıble din demettir. Sizin dininiz size benim dinim bana, ayeti bu manayı en veciz şekilde ifadeye kavuşturur. Aynı zamanda kıble değişimi Efendimizin stratejik dehasını da ele verir. Ve onun nübüvvetine bir delil olur.

Alaaddin Büyükkoç

24 Mayıs 2025 12:35

Kıble yazınız gayet öğretici, ilkeli. İbret alınması dileğiyle...

bu felaket sinek spreyi ile falan söndürülemez!

24 Mayıs 2025 11:00

İstanbul’da 841 lise varmış. bu süleymancılar “bizim türkiyede 5-6 bin arası yurt ve kursumuz var!” diye kasım kasım kasılıyorlar! eğer bu böyleyse hesapladım, İstanbul’da 1000 civarında süleymancı kursu demektir (yoksa 5000’e ulaşamazlar) eğer yine doğruysa 800 liseye karşı 1000 süleymancı kursuyla türkiye taaa mağmanın dibine kadar batmış demektir, manyak bi süleymancı istilasına uğramış demektir. fetö bunların yanında çırak kalır demektir! bunların toplu kurban ve toplu kermes organizasyonları hiç bir zaman ve asla bitmez tükenmez, bunlar habire hükümetleri alaşağı işleri ile debelenip dururlar.. (baksana ateist ruşen bile süleymanlı olmuş!)

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle