--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bir mektup buldum…

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
15

Okuyacağınız mektup, büyük veli, bütün müçtehit ve mücedditlerin öncüsü Hasan-ı Basri Hazretleri tarafından, yine kendisi gibi büyük bir veli ve devlet adamı Ömer b. Abdülaziz’e yazılmıştır. Kırk sene önce ilk telifim olan Ömer B. Abdülaz kitabını yazarken bu mektuba muttali olsaydım, mutlaka kitabıma alırdım. 

Geçenlerde Hasan-ı Basri Hazretlerinin Züht kitabını okurken mektubu görünce çok sevindim. Hem kitabımdaki eksikliği kısmen telafi etmek hem de bu önemli mektubun hiç olmazsa bir kısmını sizlerle de paylaşmak istedim. Büyük velilerin sözleri de halleri de ebediyet mühürlüdür. Zaman aşımına uğramaz. Bu sebeple de her bir istidat onlardan her zaman istidatları ölçüsünde istifade edebilir. Mevlana’nın dediği gibi, hatip muhatabın gölgesidir, ona göre uzar ve kısalır. İstifadeniz muhatap olma gayretinize bağlıdır…

“Bil ki, düşünce insanı hayra ve hayırlı amellere çağırır. Pişmanlık, günahı terke yöneltir. Ardından ebedi bir rahatlığın geleceği kesintili ve kısa süreli bir keder yolu; peşinden sonsuz acıların geleceği kısa süreli bir refah ve sefahatten elbette çok daha iyidir.

Dünyadan sakın! O, insanı hafifçe okşayan, kadife derili, öldürücü zehirli bir yılandır. Dünya nimetlerinden her biri sana az çok yoldaşlık edecektir. O halde dünya nimetlerine fazla meyletme! Dünya dertlerini ve koşuşturmalarını bırak! Bu dünya sana ne verebilir ki? Ebediyete kadar seninle birlikte olabilir mi? Hayır, bir an için dünya zevklerini tadan ve huzura kavuşan insan, bir saniye sonra kedere düşebilir. Kazandığı zafer bir an sonra hüsran dolu bir yenilgiye dönüşebilir. Dünyada rahatlık ve sefahatı eziyet ve felaketler takip eder. Dünyada beka yoktur, her şey fanidir. Dünya hayatı hep rezalet ve sefahatle biter. Bu dünyaya bir yolcu gözüyle bak!  

Dünya kuruntuları, sonuçsuz biten boş emellerdir. Dünya ya yitirilmekte olan bir nimet ya da gelmekte olan bir beladır. 

Dünya Allah nezdinde bir sinek kanadı kadar değer taşımaz. O dünya ki, tüm hazineleriyle Peygamberin (sav) önüne serildi de ona zerre kadar iltifat etmedi. Efendimiz biliyordu ki, dünya Allah’ın gazabına uğramıştı. 

Öyleyse o niçin gazaba uğramış bir aldanış diyarına tutkun olsundu?

Dünyanın şer dolu oluşunun en önemli delili, enbiyanın ve salih kulların devamlı sıkıntı içinde yaşamaları ve güçlüklerle karşılaşmaları, oysa diğerlerinin şan, ihsan, bolluk ve rehavet içinde hayatlarını sürdürmeleridir. 

Ama gözü perdelenmiş mağrur dünya aşığı insan, dünyanın, kendi başına bir anlamı olduğunu, bu yüzden kendisini zevk ve lezzet denizinde yüzdürdüğünü sanır. 

Böylece Muhammed(sav) ve Musa’nın (as) başına gelenleri ve onların nasıl dua ettiklerini unutur.

Allah, Musa’ya (as) şöyle vahiy etmişti: “Ey Musa! Fakirliğin sana doğru geldiğini görürsen, salih insanların şiarına uyarak ona “merhaba” de. Zenginlik ve lüksün sana yöneldiğini görürsen “yok olasıca bela” de.

İsa(as) şöyle derdi: “Azığım açlıktır, şiarım korkudur, giysim yündür, bineğim ayağımdır. Gecemi aydınlatan kandilim aydır. Kışın beni koruyan güneştir. Meyvelerim ve çiçeklerim, vahşi hayvanlar ve sığır sürüleri için yerin bitirdiği otlardır. Hiçbir şeyde gözüm yok, hiçbir şeyim yok. Hiç kimse de benden zengin değildir…”

Süleyman(as), tebaasına beyaz undan ekmek yedirirdi. Oysa kendisi arpa ekmeği ile karnını doyururdu. Gece olduğunda kollarını bağlar, ağlar, kara kara düşünerek sabahlardı.

Bütün peygamberler, Allah’ın gazabına uğramış dünyaya istihza ile bakmışlardır. Peygamberlerin yolundan daha sonra salih kullar yürüdüler. Onlar tefekkür ve tevekkülle geçen günlerinde, gözlerini dünya kuyusundan çekip ahiret sonsuzluğuna diktiler. Ancak zaruret miktarınca yediler. 

Ölü gibi hırstan uzak, sessiz yaşadılar. Dünyanın o çarçabuk gelen ve ansızın biten lezzetine hiç dalmamayı tercih ettiler. İşlerin sonunun nereye varabileceğini düşündüler. Dünyayı kokmuş bir leşe benzettiler. 

Onlar dünyadan geçerken rahatsız olmamak için burunlarını tutuyorlardı. Dünyaya sarılan ve hayvani bir iştah ve salyalı bir ağızla, yaldızlı parıltılarla ve fani lezzetlere saldıran nefis kölelerini görünce şöyle sorarlardı: ”Bunların burun direkleri kırılmadı mı? Nasıl olur da her yanlarından yükselmekte olan leş kokularını duymazlar?”

Dünya dediğin üç gündür. Dün, bugün, yarın. Dünü geçtin, yaydan fırlayan oktan ne hayır umulur. Bugün ise her şeyindir. Kazanmak, faydalanmak, kaybetmek ve tüm işlerin bugünde gizlidir. Yarın ise sadece emellerin ve kuruntularından ibarettir. O halde güzel işlere yapış. Ecel gelip bastırmadan kuruntularla oyalanmayı bırak. Sakın ha doğan güne, yarın kaygısıyla başlama. Yoksa birden yorulur, çöker ve yarınların azığını toplayayım derken iflas edip batarsın.” 

(Mektubun tamamını okumak için bkz: Hasan-ı Basri, Züht, Derleyen: İshak Doğan)

Yorumlar

(15)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abdullah Gökmen

16 Kasım 2024 22:25

Ellerinize sağlık Üstad Allah Teâlâ razı olsun

Aydın

4 Kasım 2024 17:32

Mutlaka güncellenmesi gereken konular, bunlar. Hele nefis ve hevanın ruhları istila ettiği günümüzde. Hali muhafaza gerçekten çok zor...

Kamil

3 Kasım 2024 12:32

Hakkında, imam Cafer’in, sözleri peygamber sözü gibi dediği Hasanı Basri, mutlaka toplumumuza tanıtılmalı, onun ölümsüz sözlerinden herkes istifade etmelidir. Latif hocamızın bu mektubu gündeme taşıması gayet isabetli ve faydalı olmuştur. Allah razı olsun.

Üstün İman

3 Kasım 2024 11:09

Terki dünya, terki ukba, terki hesti, terki terk şeklinde özetlenen terkler, yani, dünya sevdasını, cennet sevdasını, nefis sevdasını terk edeceksin, sonuçta terk edişini de unutacaksın. İşte kurtuluşun reçetesi...

Ferdi

3 Kasım 2024 11:03

Dünya sevgisi bütün hataların başıdır, hadisini Hasan Basri hazretleri ne güzel izah ve şerh etmiş. Dünyevileşmek günümüzde biz müslümanların da en büyük problemidir. Yani ders hepimiz için geçerlidir.

Korkut

2 Kasım 2024 20:21

Allah razi olsun .Ders olarak okututulmasi gereken yazidir.

Latif Erdoğan seni Allah CC için seviyor

2 Kasım 2024 14:36

Papazı Allah CC için lanetliyoruz.

Doğru

2 Kasım 2024 14:35

Din nasihattir, yani samimi öğüttür. Geçmişte herkes kendini tebliğde sorumlu bilirdi. İrşat ve tebliğe öncelik vermek şart. Vesselam.

Faruk

2 Kasım 2024 11:36

Mektubun tamamı neşredilse daha iyi olurdu. Yine de anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az. Allah öğüt alanlardan etsin. Amin.

Doğan

2 Kasım 2024 11:32

Dünya sevgisi zaten fıtratta vardır. Dolayısıyla dünyaya teşvik anlamsızdır. Onun için büyüklerin nasihatleri hep terki dünya üzerinedir. Hikmet de bunu gerektirir.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle