Kifayetsiz muhteris...
Önce haberi verelim yine.
“İnsan hücreleriyle hazırlanan biyo-mürekkep kullanımıyla üç boyutlu yazıcı sayesinde yapay kornea üretildi.
İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi’nden mühendisler ve araştırmacılar, sağlıklı bir donörün korneasından alınan kök hücrelerle kollajen gibi yapay proteinleri karıştırdılar.
Doku mühendisleri, daha önceden hazırladıkları kornea şablonuna göre insan hücresi-kollajen karışımı biyo-mürekkebi kullanarak üç boyutlu yazıcıyla yapay kornea çıktısı aldılar.
İlk etapta yapay korneaların hayvanlar için üretileceği, daha sonra test sonuçlarına göre insan deneklerde kullanılabileceği belirtildi.
Araştırmacılar, üç boyutlu yazıcıyla kornea üretme teknolojisinin yaygınlaşmasının zaman alacağını ifade etti.”
Görüyorsunuz değil mi, elin oğlu neler yapıyor...
Yukarıya alıntıladığımız, işin küçük kısmı... Dahasını da yapıyorlar, arındırılmış hücrelerden yapay organ üretme yolunda adım adım ilerliyorlar.
Bu şu demek, yakın zamanda organ yetmezliği tarih olacak... “Bağışçı bulunamadı” sıkıntısı bitecek. Kişiye özel üretilen yapay organı vücut reddetmeyeceği için, komplikasyon ihtimali en aza inecek... Hatta ve hatta, uzuv kayıpları bile tedavi edilebilecek...
Şimdi soruyorum, elin oğlu bunları yaparken, bizim yapamamamızın sebebi nedir?
Hangi imkandan yoksunuz?
Bizim üniversitelerimizin yeterli teknik imkanı yok mu?
İmkan var da, mevzuat mı izin vermiyor?
Yoksa yeterli kadro mu yok?
Hepsi var olmasına var da, başkalarının işleriyle uğraşmaktan kafasını kaldırıp bu işlerle ilgilenecek adam yok...
Dünyada her ilinde üniversite olan başka bir ülke var mı bilmiyorum.
Bazı üniversitelerin yıllık ödenekleri, küçük bir ilin bütçesini karşılayacak büyüklükte.
Ama nedense, herkes ülkeyi kurtarma peşinde. Hiç olmasın, üniversite yönetimini ele geçirmek için birbirinin kuyusunu kazma derdinde.
Kimse çıkıp demiyor ki, “Yahu bizim işimiz bilim üretmek, teknoloji geliştirmek, kendi işimizi yaptık mı ki milletin işine karışıyoruz?”
“Hiçbir şey yapılmıyor” demiyorum, güzel haberler alıyoruz ara sıra.
Ama yetersiz...
Artık herkesin kendine gelmesi lazım...
Başkasının masasını gözetlemek yerine, kendi masasındaki işlerle ilgilenmesi lazım...
Sözünüz dinlensin mi istiyorsunuz? O zaman önce işinizi layığıyla yapın.
Yoksa “kifayetsiz muhteris” sıfatından başka kazanacağınız bir şey olmaz...







