Dev teknonik levha: Depremlerin ardındaki süreç..
Her daim bilim insanlarının araştırmalarını sosyal medyada olsun çok dikkatle takip ederiz. Çünkü yapılan bilimsel araştırmalar aslında Yüce Allah'ın yarattıklarının eşsiz muhteşem eserler olduğu gerçeğini insanoğlunun yüzüne vuracak cinsten oluyor. Tabii ki bunların arkasında farklı nedenler arayanlar olur kuşkusuz ama geldiğimiz noktada şu bir gerçek ki; bu konular hakkında farklı yorumlamalar yapılıyor.Öncelikle şunu iyi anlamak lazım, bilim ile uğraşmak ve önemli araştırmalara imza atmak da bu hayatın bir parçası olsa gerek. Bu tarz bilim araştırmaları sonrasında ise bazı kesimin bunu yaratılışın şifreleri çözüldü diyerek vaveyla koparmalarını ise ben hakikaten şaşkınlıkla karşılıyorum.
Bugün sizlerin de dikkatine sunmak istediğim önemli bir araştırmayı paylaşmak istiyorum. Benim hakikaten çok dikkatimi çekti...
ABD'deki Louisiana Üniversitesi'nden araştırmacılar, Pasifik Kuzeybatısı'nın altında bulunan Cascadia dalma bölgesindeki tektonik hareketleri ayrıntılı şekilde inceledi. Araştırmada, bölgedeki dev tektonik yapının tek parça halinde hareket etmek yerine zaman içinde çatlayarak daha küçük levha parçalarına ayrıldığı belirlendi.
Bilim insanlarına göre elde edilen bulgular, dalma bölgelerinin nasıl değiştiğine ilişkin mevcut bilgiler açısından önemli veriler ortaya koyuyor.
Araştırmanın merkezinde Vancouver Adası açıklarında bulunan Cascadia dalma bölgesi yer alıyor.
Bu bölgede Juan de Fuca ve Explorer levhaları, Kuzey Amerika levhasının altına doğru ilerliyor. Dalma bölgeleri, büyük depremler ve volkanik faaliyetlerin meydana gelebildiği dünyanın en aktif jeolojik alanları arasında bulunuyor. Araştırmacılar, bölgedeki yapıyı incelemek için geçmiş dönemlere ait sismik verileri yüksek çözünürlüklü sismik görüntülerle birleştirdi.
ABD Ulusal Bilim Vakfı tarafından desteklenen CASIE21 çalışması kapsamında araştırma gemisinden okyanus tabanına ses dalgaları gönderildi. Yaklaşık 15 kilometre uzunluğundaki denizaltı kablosu ise bu dalgaların geri dönüşlerini kaydetti.
Elde edilen görüntüler, dalma levhasında çok sayıda çatlak bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar tarafından belirlenen çatlaklardan birinin yaklaşık 75 kilometre uzunluğunda olduğu ve bölgede yaklaşık 5 kilometrelik bir yer değiştirmeye yol açtığı belirtildi. Bölgenin bazı kesimlerinde depremlerin devam ettiği, bazı kesimlerde ise sismik hareketliliğin oldukça düşük olduğu tespit edildi. Bilim insanları, bu farklılığın levhanın bazı bölümlerinin birbirinden ayrılmaya başladığına işaret edebileceğini değerlendiriyor.
Araştırmaya göre süreç ilerledikçe büyük tektonik levhanın bazı bölümleri birbirinden koparak daha küçük yapılara dönüşebiliyor. Bu küçük bağımsız yapılar mikro levhalar olarak adlandırılıyor. Araştırmacılar, transform fayların da bu parçalanma sürecinde adeta birer "jeolojik makas" gibi hareket ettiğini belirtiyor. Bilim insanlarına göre bu tür kırılmaların tamamlanması milyonlarca yıl sürebiliyor.
Araştırma, büyük tektonik sistemlerin sabit ve değişmez yapılar olmadığını, milyonlarca yıllık süreçlerde parçalanarak yeniden şekillenebildiğini ortaya koyuyor.
Tektonik parçalanmanın ne olduğunu da anlamak lazım ve bununla ilgili birçok araştırmayı da okumanız mümkün... Tektonik parçalanma aslında; yer kabuğunun (litosfer) tektonik levhalara ayrılması ve bu levhaların magma üzerindeki hareketleri sonucu kırılarak yeni yapılar oluşturması sürecidir. Bu süreç, kıtaların birbirinden ayrılmasına, yeni okyanus havzalarının oluşmasına ve büyük deprem hatlarının meydana gelmesine neden olur.
Bakıldığı zaman da ülkemizin fay kuşağında olduğunu da düşünürsek, bu bilgilerin daha iyi tahlil edilerek analiz edilmesinde ben açıkçası büyük yarar görüyorum...
Tektonik parçalanmaların depremlerle doğrudan ve çok güçlü bir şekilde ilgisi olduğunu ve depremlerin neredeyse tamamı, yer kabuğunu oluşturan tektonik levhaların hareketleri ve bu hareketler sırasında meydana gelen parçalanmalar (kırılmalar) sonucu oluştuğu bilgisi de masada iken bu detayı atlamamamız lazım... Bu tür bilimsel araştırmaların sonuçlarını elbette ülkemizde çok sayıda bilim insanımızın eğileceğini düşünüyorum. Umarım daha sağlıklı veriler de bu bilgiler ışığında daha iyi analizlerle kapsamlı bir masaüstünde toplanarak tahlil edilir...
Mevlam neyler, neylerse güzel eyler...







