SAYAN KAYA’YI OYUNA KİM SOKTU?
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş ve Hatay’ı neredeyse yerle bir eden deprem asrın felaketi idi.
Fon soruşturması da asrın vurgunu olarak kayıtlara geçmeli.
Şu ana kadar geçmediyse de, geçecek gibi görünüyor.
...
Asrın vurgununun kritik birçok ismi var. Alkin kardeşler bunun ilk sırasında. Sonra Emre Tezmen, yani eski bir milletvekilinin, bakanın oğlu da var.
Mustafa Sandal’ın son eşi Melis Sütşurup da....
Geldiğimiz noktada ise en önemli aktörü, en dikkat çeken ismi, Fatma Betül Sayan Kaya.
.
..
Fatma Betül Sayan Kaya ne hikmetse hep gündemde, hep iktidar!
Düne, önceki güne kadar.
Bilkent Üniversitesi’nde Elektrik / Elektronik Mühendisliği okumuş, arkasına bir de İstanbul Cerrahpaşa’da Tıp Fakültesi eklemiş.
Allah korumuş bir de ekonomi, iktisat okusaymış...
Okumadan da okudu sanki.
Sonra... AK Parti’de İstanbul İl yöneticisi olmuş, milletvekili olmuş, bakan olmuş, bakanlıktan ayrılmış
Genel başkan yardımcısı olmuş.
Ne hikmetse, hiç boş geçmemiş.
...
2019’da İBB’yi kazanan Ekrem İmamoğlu, kendi usulsüzlükleri, yolsuzlukları göz önüne düşmeye başlayınca AK Parti dönemini kurcaladı, durdu.
Usulsüzlük, yolsuzluk aradı durdu, bulamadı.
Bulamadığı gibi, AK Partili efsane başkan Kadir Topbaş’ı da savundu, sahiplendi.
Ama 2022 yılına geldiğinde ise Fatma Betül Sayan Kaya’yı ağzına doladı ve İBB’den 100 bin dolar burs aldığını açıkladı.
O gün için sıradan olan bu bilgi, bugün yaşananlarla bambaşka bir boyut kazandı.
O gün benim için Ekrem İmamoğlu’nun “suyunun suyu” ile uğraşması olarak nitelendirilebilecek bu açıklama son “Fon vurgunu” ile daha da önemli hale geldi.
İlginç olan İmamoğlu’nun Fatma Betül Sayan Kaya’nın burs almasından başka AK Parti dönemine ait hiçbir açıklaması olmadığını da ekleyelim buraya.
...
2024 yılında Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı, bu kez oğlunun LGS’de Türkiye 1.’si olduğu haberiyle duyuluyordu.
Her şey olayın olağan akışına uygun değil mi? Çekirge misali bir sıçrıyor, iki sıçrıyor...
...
Recep Tayyip Erdoğan gibi dünyada Müslüman olmayanların devirmek için her gün, her an, her salise hesap yaptıkları bir liderin Genel Başkan Yardımcısı iken 2026 yılı Nisan ayında asrın vurgununun bir parçası olacağını bilerek ya da bilmeyerek oyuna bir kez daha sürülüyordu.
Eşiyle birlikte milyonlarca Türk Lirası’nı bir fona yatırıyor, gözü kapalı basıyor. Tam fon patlamadan milyonları milyar olunca çekiyor.
...
2001 yılında Bülent Ecevit başbakanlık binasından çıkarken kendisine yazar kasa attırılan Ahmet Çakmak, geçmişte FETÖ’cülerin Dünya Radyo’sunda çalışmış bir isimdi.
Yazar kasayı hem de kendi adamları, şefaatçi olacakları(?!) Bülent Ecevit’e karşı attırmışlardı.
Küreselcilerin içimizdeki oyuncularının kim olduğunu bilmeyen kaldı mı?
...
Benim sorum şu...
Fatma Betül Sayan Kaya’yı bu fon oyununa sokan kim ya da kimler?
Bunu öğrensek karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü bugün bir kez daha anlayacağız.
Bu vurgunun kesinlikle sıradan borsa manipülatörlerinin bir tasarrufu, oyunu olmadığını öğreneceğiz.
Hisselerin reel değerlerin üzerinde kıymetlendirerek, yatırımcının soyulmasından çok öte bir vurgun olduğunu anlayacağız. Var mı soruma cevap verebilecek bir babayiğit?...
Size tavsiyem bulun bu sorunun cevabını, yoksa başınız çok ağrıyacak.
DUA EDİN

“- Mehmet Şimşek’in sistemdeki yeri önemli”
Bu cümleler eskinin parlak çocuğu, şimdinin Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’a ait.
Diyeceksiniz ki;
Ali Babacan söyleyince mi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yeri mi sistemde önemli oldu?
Tabi ki hayır.
Mehmet Şimşek’i Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan uzaklaştırmak isteyenlere bakıldığında...
Hedefleri...
Türkiye...
Recep Tayyip Erdoğan...
Hedefleri...
Türkiye’nin bölgesel ve küresel bir güç merkezi olmasını engellemek.
Erdoğan’ın dünya liderliğine dur demek.
Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini sekteye uğratmak.
Hedefleri...
Mehmet Şimşek değil.
Şimşek’in, devletin beyin takımı ile ortak hareket ederek, savurganlığı ortadan kaldırması bile başlı başına bir başarıdır.
Dua edin...
Mehmet Şimşek istifa etmesin.
İstifa ederse bilin ki; emeklinin de, asgari ücretlinin de, Türkiye’nin de işi zora girer.
Benden kelam edip, kalem oynatmak.
Gerisini siz benden şüphesiz ki iyi bilirsiniz.
ERDOĞAN DÖNEMİ BİTTİ Mİ!?

Birleşmiş Milletler toplantısı için New York’tan yayın yapan tek gazeteci Bahar Feyzan’dı.
Henüz Erdoğan Genel Kurul’da konuşma yapmasının üzerinden dakikalar geçmişti ki; Feyzan’ın sosyal medyaya şu yorumu düştü:
“- Şimdi çok iddialı birşey söyleyeceğim size, artık daha neler diyeceksiniz ama altını doldurarak söyleyeceğim. Hiç merak etmeyin. Türkiye’de işte Erdoğan bitti. Erdoğan dönemi şöyle bitti, böyle kapandı diyenler için kötü haberim var ki, bitti dediğiniz Erdoğan yeniden başlıyor. Üstelik de bu defa dünya kürsüsünde, dünya masasında. Hiç abartmıyorum....”
...
Bahar Feyzan “Beştepe Travel” yolcusu olmadığına göre New York’a nasıl uçmuştu?
Kim masraflarını karşılamıştı?
Bir gazetecinin bugünkü şartlarda kendi geliriyle bir haber için İstanbul içinde Avrupa’dan Anadolu yakasına vapurla geçemediği bir süreçte ABD’ye hem de New York’a gitmesinin ayrıntısını öğrenemedim.
Maalesef! Ama bildiğim bir şey var.
Medya siyaset düzeneğini iyi çözümlemiş bir gazeteci olan Bahar Feyzan’ın, geçmişte gazetecilere ve siyasetçilere yönelik ‘Alem’e kapak olan’ açıklamaları hatırladığımda “Helal Olsun Kız” diyorum.
“- Erdoğan yeniden başlıyor” beyanını; Cumhurbaşkanı ile seyahat edenler, sözde onun adına ekrana çıkanlar bile söyleyemezken, Bahar Feyzan’ı “Aramıza hoş geldin” diyerek ayakta alkışlıyorum.
CÜNEYT ÖZDEMİR’E “KOL SAATİ” Mİ? YOKSA...

Türkiye’den gelen dört gazeteciyi...
18 Eylül 2010’da Fethullah Gülen Pensilvanya’daki sarayında kabul etti.
Dönemin Habertürk gazetesi yazarı Serdar Turgut, CNNTÜRK Yayın Danışmanı Ferhat Boratav, CNNTÜRK’te 5 N1K programı yapımcısı Cüneyt Özdemir ve Zaman gazetesi yazarı Bejan Matur ile kahvaltıda bir araya gelen Fethullah Gülen, sadece not alınmasını istedi, ses ve görüntü alınmasını istemedi.
Yıllar öncesine dayanan bu ziyareti hatırlamamıza yol açan gelişme ise 16 yıl önceki ziyarette gazetecilere hediye edilen saatler hakkında Cüneyt Özdemir’in BM toplantısı için bulunduğu New York’tan yaptığı şu açıklama:
“- Çıkışta bize sadece birer tükenmez kalem verdiler. Yahu saat falan almadım! Saatim var zaten, niye saat alayım?”
...
Demiş mi, demiş!.
Gelsin belgesi...
Kitabın adı : FETÖ’nün Solcuları.
Kitabın yazarı : Hikmet Çiçek.
Sayfa 229: “Gülen gazetecilere ‘Fethullah Gülen’ yazılı birer saat hediye etti.”
...
Bejan Matur. “Ziyarete gelen herkese verilen rutin bir hediye” dedi.
Nokta.
...
Başka söze gerek var mı?
Yok ama biran şöyle düşünelim.
Aldı veya almadı!
Hediyeyi ‘geri çevirmedi, çeviremedi’ diyelim.
Bir önemi yok, daha mühimi var.
Cüneyt Özdemir’e verilen saatten daha önemlisi el’dir.
FETÖ’cülerle ilişkisi görünür hale gelmiştir.
“- Her şeyin Cemaate yüklenmesine karşıyım” dediği tarih 25 Kasım 2010, yer CNNTÜRK ekranı.
Eyüp Can Sağlık’ın yönettiği Radikal’e önce yazar yapılması, sonra da yazdığı yazılarda ziyaretin etkilerinin görülmeye başlaması bunun göstergesidir.
Değişen yazı stili, referans noktaları, yazıların odağına Pensilvanya’nın Fethullah Gülen’in yerleşmesi vs.
Ben söylemiyorum.
Yine kitaptan...
Sayfa 189:
“15 Temmuz darbe girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra FETÖ’ye yakın duranlar birden FETÖ karşıtına dönüştüler. Bunlardan biri de Cüneyt Özdemir’di.”
...
Ve geldiğimiz noktada Cüneyt Özdemir FETÖ aleyhine tanık oldu.
Nasıl mı?
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde karara bağlanan davada FETÖ’cü Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca 31, eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ise 16 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılıyordu.
Davanın tamamlanan gerekçeli kararında Fethullah Gülen’in örgüte ait STV’deyer alan dizilerdeki Karanlık Karar Kurulu’nda geçen diyalogları bizzat kontrol etmesiyle ilgili bilgiler paylaşıldı. Davada tanık olarak bu iddiayı destekleyecek bir de tanık dinlendiği ortaya çıktı.
Bu isim ise bugün “saat almadım” diyerek aldığını gizleyen Cüneyt Özdemir’den başkası değildi.
Özdemir’in 3 Ocak 2018 tarihindeki duruşmada işte 2010 yılında gerçekleşen Pensilvanya ziyareti sırasında gazeteci Bejan Matur’un Fethullah Gülen’le diyalogunu aktarıyor...
Bejan Matur’u da ihbar ediyordu.
Nokta.
...
Bugün güya günah çıkartan Cüneyt Özdemir’in Radikal kapanırken yazdığı veda cümlelerini de şuracığa koyalım mı?
Yıl 2014, halen “FETÖ kazanacak” zannedilen yıllar.
İşte o cümleler...
“Artık biliyoruz ki bugün gazetecilik olduğu kadar gazete yöneticiliği ve gazete sahipliği de hakkıyla yapılırsa Türkiye’de bir ateşten gömleği giymek anlamına geliyor. Radikal’in 4 yıllık macerasında bu ateşten gömleği giyen muhabir, editör, köşe yazarları ile beraber aynı gemi içinde sansür, baskı ve tehditlerle mücadele ettiğimize tanıklık ettim.”
Bunların pervaneye dönmekten başı dönmez ama biz ayakta bile duramayız, bunların dönme hızını izleyelim derken!



