Siyasetçilerde değişim ve dönüşüm olmazsa partiler zarar görür
Ülkemizdeki temel mesele özellikle ve öncelikle siyaset kurumunda değişim ve dönüşüm olmayışıdır. Vatandaş uzun yıllar aynı kişileri ekranlarda görüyor. Aynı siyasetçilerin yol hikayelerini ezberliyor. Bu durum sadece Meclis’tekiler için değil. Yerel yönetimlerde de aynı durum söz konusudur. Yirmi beş yıl kesintisiz belediye başkanlığı yapanlardan tutun da uzun yıllar meclis üyeliği ve teşkilat başkanlığı yapan nice nice isimler var. Soru? Memlekette vasıflı eleman kıtlığı mı var? Neden hep aynı kişiler aynı göreve devam ettiler ya da ediyorlar. Örneğin Güneydoğu Bölgemizde yirmi beş yıldır siyasette önemli koltuklarda olanlar var. Bu durum neyi ortaya çıkarıyor. Kutuplaşmayı yani bugünkü adıyla lobiciliği öne çıkarıyor. Aynı ya da benzer koltuklarda çeyrek asırdır oturan yerel ve genel yöneticilerde “Güç zehirlenmesi” başlıyor. Yani “Güç biziz” deniliyor ve sonra da “Şahlar Mat oluyor.”
Bir yerden bir patlak çıkıyor ve ilgili parti zarar görüyor. Esas olan şahıslar değil partilerdir. Şahıslar bugün var yarın yoktur. Ancak partiler değişim ve dönüşüm yapmak zorunda olmalıdır. Yeni donanımlı bireyler yeni bakış açılarıyla siyasete yeni bir çehre kazandırmalıdırlar.
-Bürokrasi ve Diğer Kurumlar da da Değişim Şart
Bürokratlar. bakanlar değişince beraberindeki bütün ekip de değişiyor. neden mi? Herkes uyuştuğu ekip ile çalışmak istiyor. Ancak donanımlı olanlar da saf dışı yani atıl bırakmak doğru değil. Ülkemizde akademisyenler, aydınlar, bürokrasi tecrübesi olanlar liyakatlı yerlere getirilmelidir. Herkesin Ankara’da gideceği lobi yapacağı bir adres olmayabilir. Ancak atamalar yapılırken alan araştırması yapılıp uzman kişiler ilgili yerlerde istihdam edilirse beraberinde başarı da gelir.
Basın Yayın Kurumları: Özellikle kendilerini medyanın öncüsü olarak tanıtan ya da kendilerini öncü olarak algılayan bazı televizyoncu ve gazeteciler yeni bir şey söyleyemiyorlar. Tekrara düşüyorlar ya da işi magazinleştiriyorlar. Daha doğrusu yöneticilerin kulaklarına hoş gelen ifadeleri cımbızla çekip yazıyorlar. Bu kişiler ya genel yayın yönetmeni sıfatını taşıyor ya da sözüm ona haber programcısı olarak vatandaşa vakit kayıp ettiriyorlar. Ülkenin can alıcı meselelerini her daim teğet geçiyorlar. Yani kendileri çalıyor kendileri ne yazık ki oynuyor. Söz konusu olan kişiler güç sahiplerin değil de emekli siyasetçileri ancak eleştirebiliyorlar. Dibe vuran reytingler bu yazdıklarımızı doğruluyor.
Sonuç olarak diyebiliriz ki siyaset ve bürokrasi kurumları tekelleşmeden çıkmalıdır. Yani siyasetçilerde değişim ve dönüşüm olmalıdır.







