--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bilimi niye bilelim?

Halil Kışlacık
Halil Kışlacık

Teknoloji hakkında ne çok haber okuyoruz... SpaceX’in Mars’a göndermeye çalışırken kazara asteroit kuşağına gönderdiği Tesla arabadan blockchain yazılımlarına, “süper mavi ay”dan yapay zeka tartışmalarına varıncaya kadar bütün gazeteleri ve internet sitelerini teknoloji haberleri istila ediyor...

Bir olguyu popüler kültür malzemesi haline getirmekte gazetecilerin üzerine yoktur... Sayfa dolsun, site “tık” alsın da, ne olursa olsun... 

Kabul ediyorum, uzayda süzülmekte olan bir araba elbette ilgi çekici ama bunun bir pazarlama faaliyeti olduğunun farkında olmak gerekiyor...

“Süper mavi ay” haberlerinin ilgi görmesi de, “Aman ne güzel, fotoğraf çeker de Instagram’a koyarız” düşüncesinin ürünü gibi duruyor...

Bilim merakı konusundaki bu eksiklikte suçu ailelerde ve eğitim camiasında buluyorum... Bilimi biz, çocuklar belli bir yaşa gelmeden gerçek manasıyla anlatmaya başlamıyoruz... Tamam, okuma yazma bilmeyen çocuğa hücre organelleri anlatılmasın ama, mesela güneş sistemi gayet güzel anlatılabilir... 

“Anlatılıyor zaten” diyenler çıkacaktır, hayır efendim, anlatılmıyor... Daha doğrusu, yıllar sürecek bir eğitim ve kişisel merakla düzeltilecek yanlış bilgilerden başka hiçbir şey anlatılmıyor...

Uzaya arabayı gönderen adam, işletme ve fizik okumuş... Türkiye’de olsa, bu bölümlerden birini okuyanın diğerini okuma şansı (çift anadal hariç) yok; biri eşit ağırlık, biri sayısal bölümü...

Bilim camiasını çok önemsediğim ya da “Bilim her zaman en doğruyu söyler” gibi bir iddiada olduğum düşünülmesin, modern bilimin öyle çıkmazları var ve bu çıkmazlar o kadar güzel gözlerden saklanıyor ki, insana cehaleti sevdirir... Bilimi sadece yaradılışı reddetme aracı olarak kullananı “bilim insanı” yerine, onun ürettiğini de “bilim” yerine koymaya devam ettikçe, bu konuda arpa boyu yol gitmek mümkün olmayacak...

Fakat bu, bilimden uzak durmak için bir bahane olmamalı... Eğer ilerleyeceksek, bilimi kullanmak zorundayız... 

Çocukları geleceklerini kurtarmak için eğitirken, toplumun geleceğini kurtaracak insan yetiştirmeyi biraz savsaklıyoruz sanki...

Türk sanayii gelişiyor diye seviniyoruz, oysa yaptığımız sadece Batı’nın ürettiklerini satın almayıp burada kendimiz üretmek... 

Bunu küçümsemiyorum ama yetersiz buluyorum... 

Biz bilim üretemez, ürettiğimiz bilimi kullanamaz, ekonomi diliyle söyleyecek olursak katma değeri yüksek ürünler ortaya koyup bunları ihraç edemezsek; gelişmemiz de, zenginliğimiz de bir noktada duracak...

Bunu aşmanın yolu adam yetiştirmektir...

Adam yetiştirmenin ilk şartı da, eğitimi ideolojik saplantılarından kurtarmaktır...

Bir de, nitelikli eğitimciler yetiştirmek ve eğitimcileri eğitmek meselesi var...

30 yıl önce mezun olmuş bir öğretmen, eğer bilgilerini güncellemediyse, bugünün insanını nasıl yetiştirecek?

Bunlar bugünden yarına yapılacak işler değil elbet, zaman ister... 

Ama bu noktada maalesef bir kıpırtı bile göremiyoruz... 

Ve dediğim gibi, ihtiyacımız olan, kıpırtının da ötesinde, büyük bir atılım...

 

Halil Kışlacık Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle