THY - TR Çıkışlı Mauritius

Yunan’ın yaptıkları

14 Mart 2018 Çarşamba

Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos, fazlasıyla haddini aşan laflar etmiş: “Tarih bizi mecbur ettiği takdirde atalarımızın yaptığını yaparız” demiş. Yakın tarihi az çok bilenler, Pavlopulos’un ima ettiği şeyi anlamışlardır. Aklı sıra, Türkiye’yi işgalle tehdit ediyor.

Her şeyden önce: Yunanlılar, tek başlarına, bize düşman olamayacak kadar küçük bir kuvvettir. (Bakınız: 1897 Türk-Yunan Harbi ve Kurtuluş Savaşı) 

Meselenin bu tarafını, Allah izin verirse, bir başka yazıda ele alırız. Bu yazıda, Pavlopulos’un atalarının neler yaptıklarından bahsedelim. 

Biraz tarih bilgisi olanlar, konu Yunanlılar olduğunda, merhametin m’sinden söz edilemeyeceğini bilirler. Bir İslam beldesi olan Selanik, birkaç yılda Müslümanlardan temizlenmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlıların işgal ettiği yerler, adeta yaşanmaz hale gelmiştir. 

Yunanlıların Müslüman Türk milletine yaptığı fenalıklara, sadece biz değil, Batılı yol arkadaşları da şahittir. Sözgelimi, Mark Mazower’in Selanik Hayaletler Şehri adlı kitabı bu konuda bize yardımcı olabilir. 

Selanik’in başına gelenleri, Mazower şöyle anlatıyor: “Kentte daha önceki tüm Müslüman varlığının izlerini silmek istercesine, yerel yönetim neredeyse derhal, o zamana değin Selanik siluetini belirlemiş olan minarelerini yıkma kararı aldı ve bu işi yapacak şirketleri ihaleye davet etti.” (YKY, Sayfa 357)

Şehir kadar şehirde yaşayanlar da Yunan zulmünden paylarını aldılar. Mazower, bu konuda, şu satırları yazmıştır: “Fese savaş açıldı ve yerel yetkililere demiryolu, tramvay ve elektrik müdürlerinin çalışırken fes giyenleri işten çıkarmaları talimatı verildi. Yunan vatandaşlığına girmeyi reddedenler kovuldu.” (Sayfa 309)

Yunanlıların, İzmir başta olmak üzere, Anadolu’da yaptıkları ise Selanik’i mumla aratır cinstendir. Yunanlılar Manisa ve Kasaba’nın yüzde 90’ını, Alaşehir ve Salihli’nin yüzde 70’ini yok etmişler. Resmi rakamlara göre, Batı Anadolu’da Müslümanlara ait 142 bin binayı yerle bir etmişler. Bazı ilçelerde, ayakta kalabilen bina sayısı yüzde 10’dan daha azdır.

İngiliz devlet arşivi gizli belgeleri ışığında, Ö. Andaç Uğurlu editörlüğündeki bir kurul tarafından hazırlanan ve Örgün Yayınevi’nden çıkan, Türkiye’nin Parçalanması ve İngiliz Politikası adlı kitap, Yunan mezalimini gözler önüne seriyor. 

İşte onlardan bir tanesi: “İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Arthur Calthorpe’den İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a (No: 447, 08 Haziran 1919): Yunanlılar İzmir’i bir mezbaha durumuna getirdiler.” (Sayfa 224)

Bu da bir başkası: “İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiser Vekili Amiral Richard Webb’ten İngiliz Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Eyre Crowe’e (No: 477, 17 Ağustos 1919): Yunan orduları, İzmir halkını sindirmeye çalışıyor. Bütün bölgeyi bir yıkıntı durumuna getirdiler.” (Sayfa 228)

Kuşkusuz bu örnekleri çoğaltabiliriz. Erol Ulubelen editörlüğünde bir kurul tarafından hazırlanan ve Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkan, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye adlı kitaptan iki alıntı paylaşalım.

İlki bu olsun: “Mr. Russell’den Lord Curzon’a (Belge No: 500, 31 Ağustos 1919): İzmir’de oturan İngilizler Yunanlıların İzmir’i idaresinin çok kötü ve çok haince olduğunu söylüyorlar. Bunun nedeninin Yunanlıların çok kötü yaradılışta insanlar olmasından ileri geldiğini söylüyorlar.” (Sayfa 189)

Bu da ikincisi: “Amiral Sir F. De Robeck’ten Lord Curzon’a (Belge No: 625, 12 Aralık 1919): Araştırma komisyonu uzaklaşır uzaklaşmaz Yunanlılar Müslümanlara eziyete başladılar.” (Sayfa 199)

Yunanlılar işgal ettikleri topraklarımızda, eğitim ve kültür hayatımızı da müdahale ettiler. Kamil Su tarafından hazırlanan ve Kültür Bakanlığı Yayınları arasında yer alan Sevr Antlaşması ve Aydın (İzmir) Vilayeti adlı kitaptan şunu öğreniyoruz: Yunanlılar Aydın vilayetini işgal eder etmez, ilk önce eğitime el atıyorlar. Maksatları, eğitim sistemimizi felç etmek ve Müslüman Türkleri Yunan müfredatına, kültürüne, tarihine göre yetiştirmek. 

Yunanlılar, işgal yıllarında, paramızı ve pullarımızı bile rahat bırakmıyorlar. Gerisini İbrahim Tenekeci’nin Pullarımız adlı yazısından okuyalım: “Yunan işgal kuvvetleri, pullarımızın üstüne haç işareti vurmaktan çekinmiyorlar. İzmir, Kütahya, Ayvalık gibi yerlerde hep bizim pullarımızı sürşarjlayıp kullanıyorlar.Edirne’yi işgal ettikleri vakit, pullarımızdan bu şekilde seri oluşturuyorlar. İçlerinde Selimiye ve Mehmetçik pulu da var.” (Yeni Şafak, 04 Şubat 2017)

Bir kez daha İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye’ye dönelim: “Lord Curzon’dan  Sir G. Buchanon’a (Belge No: 112, 3 Ağustos 1920): “Yunanlılar divan-ı harp tehdidiyle İzmir’de Yunan parası kullanıyorlar. Sulh anlaşmasının 77’nci maddesine aykırı olan bu durumda ısrar etmemelerini Yunanlılara hatırlatırız.“ (Sayfa 255)

Özetlemek gerekirse; Yunanistan Cumhurbaşkanı, ya tarih bilgisinden yoksun ya da insanlığın ne demek olduğundan habersizdir. Bana sorarsanız her ikisi de…

Şurası kesin: Düşmana verilecek en güzel cevap, onun gibi olmamaktır. Ancak bütün bu kötülükler, bu nefret, bu öfke gün gibi ortada iken, hiçbir şey olmamış gibi de davranamayız. Davranırsak, şehit düşen askerlere, katledilen insanlara, yok edilen ailelere ve kirletilen kadınlara yazık etmiş oluruz. 

 

YORUM YAZ