Yalan dünyanın yanlış işleri

04 Eylül 2019 Çarşamba

Yanlış hatırlamıyorsam, 2007 yılı idi. Bize kalem tutmayı öğreten ve o dönemde editörlüğümüzü yürüten İbrahim Tenekeci ağabeyimizin öncülüğünde, Milli Gazete’nin düşünce sayfası için bir proje hazırlamış ve ilk adımı atmıştık.

Proje şuydu: Bosna Hersek, Arnavutluk, Kosova, Makedonya ve Bulgaristan’dan dini hassasiyetleri yüksek isimler bulacak ve onlara haftada bir gün, yazı yazdıracaktık. Güzel, anlamlı ve önemli bir projeydi.

Neyse, uzatmayalım.

İlk yazı geldi. Yazının sahibi, daha ilk yazısında, ülkesindeki bazı Müslüman gruplar aleyhine sözler söylüyor, birtakım iddialarda bulunuyordu. Haliyle, bu yazı yayınlamadı ve proje rafa kalktı. 

Bu hikâyeyi niçin anlattım? Şunun için…

Yazının sahibi, ülkesinde etkili ve yetkili bir isim. Büyüklerimiz de onun sözlerine itibar ediyor. Ülkemize geldiğinde en güzel şekilde ağırlanıyor. Ülkesine gidildiğinde, bütün protokol kurallarını hiçe sayıp, her şeyi kendisi sevk ve idare etmek istiyor.

Şunu söylemek zorundayım: Aradan geçen on iki yıla rağmen, o yazının sahibinde, değişen bir şey olmamış. Hâlâ hatasını anlamamış. Hatta katlayarak çoğaltmış.

Öyle olmasaydı, böyle olmazdı: Devletimizi ve milletimizi temsil etmekle vazifelendirilen bir insanı, şahsiyet yapıp, alt etmeye çalışmazdı. Bunun yerine saygıda kusur etmemek için gayret sarf ederdi. 

Bu örneğin bize söylediği çok şey var.

Bir zamanlar İslâm beldesi olan topraklar elden gitmiş, Hıristiyanların eline geçmiş, oradaki İslâmi hayat felç olmuş, Müslümanlar çok büyük oranında kan kaybetmiş. Bütün bunlar gün gibi ortadayken, uğraşılması gereken bunlarken, bir Müslüman olarak hâlâ Müslümanlarla uğraş! 

Olacak iş mi bu? Ama durumumuz da tam olarak bu!

Bunun tam tersi de olabilir, oluyor. 

Nasıl? Böyle…

Büyükelçiliklerden konsolosluklara ve diğer yurtdışı misyonlara varıncaya kadar: Milletimizi yurtdışında temsil edecek insanların, büyük bir titizlikle seçildiğini biliyor ve görüyoruz. Tüm dikkat ve rikkate rağmen, ülkesinin anlam ve önemini, yaptıklarının neye karşılık geldiğini bilmeyenler veya bilmek istemeyenler de çıkabiliyor.

Türkiye’yi dışarıda temsil eden bu tür kimseler, bulundukları mevkilerden, makamlardan güç alarak insanlara yanlış yapıyor. Müslüman Türk milletini rencide eden, küçük düşüren hareketlerde bulunuyor. 

Maalesef, kişisel hesapların ve hesaplaşmaların öne çıktığı günlerdeyiz. Suçlulardan ziyade birbirimizi takip ediyoruz. Geçmişe ait ne varsa günümüze getiriliyor: Bunu söylemiştin, şunu yazmıştın veya şöyle yapmıştın.

Nihayetinde hainler belli. Adres herkesin malumu. Birbirimizi üzmek, yormak, karalamak, ihanet şebekesinin işine gelen adımlar atmaktan başka bir anlama gelmez.

Bir örnek vereyim ki, demek istediğim daha iyi anlaşılsın.

Falanca Balkan ülkesinde ülkemizi temsil etmekle görevlendirilen bir kişi, işini gücünü bir kenara bırakıp, o ülkedeki filanca görevlimiz veya vatandaşımız hakkında “rapor” hazırlamaya girişiyor. Fırsattan istifade edip, hiç düşünmeden ortaya isimler ve iddialar atıyor. Sevmediği, varlığından rahatsız olduğu herkesi zan altında bırakıyor. Hazırladığı dosyayı, Ankara’da tanıdığı tüm adreslere gönderiyor.

Bazıları buna “habercilik” veya “vazife” diyebilir. Biz, evveliyatını bildiğimiz tertemiz kimselere yönelik bu tür hareketlere, itibar suikastı demeyi tercih ediyoruz. 

İnancımız şudur: Müslüman Türk milletini şöyle ya da böyle temsil eden birisi; emanete ihanet etmez. Emanet, sadece bir kimseye teslim edilen mal ya da para demek değildir. Mevkilerimiz ve yaptığımız işler de bizlere emanettir. 

Bize emanet edilen makamlar, babamızın değil, ümmetin malıdır. Emaneti, tıpkı canımız gibi, en iyi şekilde taşımak zorundayız. İşini iyi yapmayan ya da işi yerine kişiyle uğraşan da emaneti ihmal etmiş olur.

Hakkaniyet süzgeci ve mesuliyet turnusolünden geçirmeden, asla kayda değer bir iş yapamayız. Kul hakkına ve vatan hatırına riayet etmezsek, temizlik yapayım derken, kirliliği artırmış oluruz. 

Unutmayalım: Vatan, bütün kişisel hesapların üstündedir. Millet, bütün kişisel kavgaların önündedir. Mevki ve makamlar geçici, vatan ve millet kalıcıdır. Elbette, verilen hasarlar da.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • LUAN KASTRATİ LUAN KASTRATİ 3 gün önce
    Balkanlara en fazla yatırım yapan bakanların sahibi, padişahı olur bunu böyle bilin
  • SahinSahin11 gün önce
    Selam aleykum, ulkemizin Balkanlar politikasinin maalesef basarisiz olmasinda bu ehliyetsiz buyukelci atamalari, yanlis danismanlar, yanlis fahri konsoloslar ve o ulkelerde itibar gosterilen yanlis kisiler ....bir cok unsur var. Ama en onemlisi tum sureci koordine edecek buyukelcilerin kifayetsizligi. Diplomasiden bihaber eski vekillerin buyukelci yapilmasinin ne kadar yanlis oldugunu Balkanlarda acikca goruyoruz..
  • HarunHarun11 gün önce
    Şimdiki anlayış PARAN VARSA HER YER VATAN.....en son bunu öğrettiler.
  • CEVDETTCEVDETT11 gün önce
    YİNE AYNI SORUN. LİYAKÂTSİZ ATANAN KİŞİLER SÜREKLİ HATA YAPAR VE YAPTIRIR.
  • Yusuf Bilal AytemizYusuf Bilal Aytemiz12 gün önce
    Yüreğine sağlık gardaşım.
  • İsimsizİsimsiz12 gün önce
    Ayhan kardeş bu dünyanın senin gibi eğriye eğri doğruya doğru diyen daha çok adama ihtiyacı var. Heyhat kıyamet yaklaşıyor. Herkes gemisini kurtarma derdinde. Herkes bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor. Herkes menfaati için komşusunun gözünü oymaya çabalıyor.

Günün Özeti