THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Kıbrıs Bakü

Yalan dünyanın yanlış işleri

04 Temmuz 2018 Çarşamba

Oradan nasıl göründüğünü bilemiyorum. Buradan görünen şudur: Sadece yükselen binaların sayısında değil, işlerin layık olmayanlara verilmesinde de büyük bir artış var. 

Bu durumun en büyük yansıması ya da olumsuzluğu, işlerdeki kalitenin düşmesi ve yetenekli insanların yok olup gitmesidir. 

Ülkenin her kurum ve kuruluşu kapsama alanımızda. Kamu kurumlarından, özel işletmelere; belediyelerden, gazete, dergi ve televizyonlarımıza kadar…

Bunu söyledikten sonra, şunu hatırlatalım: Kıyamet alametlerinden biri de, işlerin ehline verilmemesidir. 

Ne diyelim: Allah sonumuzu hayır etsin…

Devam edelim.

Bir insan bir makama geldiği zaman, kendime şunu sorarım: Bu insan bulunduğu yere, yaptığı işlerle mi geldi, yoksa kurduğu ilişkilerle mi? 

Yaptığı işlerle gelenler, emeğin ne olduğunu iyi bilir, emeğin karşısında her daim saygı duruşuna geçerler.

Atalarımız, “Başkasının avucundan su içen kanmaz” demişler.

Kurduğu ilişkilerle bir yere/makama gelenler, kesinlikle emek ve yetenek düşmanlarıdır. Dürüst insanlara tahammülleri yoktur. Mümkün mertebe, onların üzerini örtmeye, kendileri gibi olanları ön plana çıkarmaya gayret ederler. İlişkileri sağlam olduğundan, işlerini iyi yapıp yapmadıkları ile ilgilenen pek olmaz.

Hayır, bitmedi. Bunlar…

‘İşportacı uyanıklığına’ ve ‘köylü kurnazlığına’ sahiptirler. Zaten tüm meziyetleri de bundan ibarettir. İnsanlara, insan olarak değil, imkân olarak bakarlar. 

Davayı, ‘sektör’ haline getirmekten çekinmezler. Dava peşinde koşan ve zar zor geçinenlere acı acı gülümserler. Top kimin ayağındaysa, soluğu onun yanı başında alırlar. Solcuyla solcu, sağcıyla sağcı, İslamcıyla İslamcı olabilirler. 

Aralarının kötü olduğu hiç kimse yoktur. Kimseyi karşılarına almamaya özen gösterirler. Gözlerine kestirdikleri, “bundan ekmek çıkar” dedikleri herkesle ‘dost’ olurlar. Bu yüzden, her yerde ‘adamları’ vardır. 

Her daim kasaya yakın otururlar. Bu sizi aldatmasın: Yerler içerler, sıra hesap ödemeye gelince, lavaboya kadar giderler. Hesabı ödemek, genellikle maddi durumu zayıf olan, dava adamlarına kalır.

Din istismarı yapıyor diye, garibanın birine söver sayarlar. Hal bu ki kendileri din tacirliği yaparlar. İslam’ı ‘sermaye’ olarak kullanırlar. Camide en ön safta, hocanın hemen arkasındadırlar. Buna karşılık, sadaka kutusunun en uzağından camiyi terk ederler.

Tam olarak şöyle: “Önceden ar idi, şimdi kâr oldu.”

Böyle insanların şerrinden her zaman Allah’a sığınırım. Naçizane tavsiyem, siz de öyle yapın. 

Artık toparlayalım.

Nurettin Topçu, Türkiye’nin Maarif Davası isimli eserinde, şunu söylüyor: “Bizim için madde ihtiyaç, mana iktidardır.” Ne yazık ki çıktığımız yer ile vardığımız nokta, birbirinden çok farklı gibi görünüyor.

İmtihanı kazanan da olacaktır, kaybeden de. Kazandığı için kimseye kızmadığımız gibi, kaybetti diye de kızamayız. Yadırgamak bile doğru değil. Bize düşen kaybedenler için dua etmektir. Biliriz ki, kaybedenlerin vay haline!

Hatayı hep başkalarında aramayalım. Çuvaldız elimizde dolaşırken, en azından arada bir, iğneyi de kendimize batıralım. 

Bu dünyadaki en hassas terazi insanın içidir. Kendi kendimize şunu soralım: Davaya ‘özel eşya’ muamelesi yapıyor muyuz? Bir soru daha: Yaptığımız işler, içimize siniyor mu? Ortaya koyduğumuz eserlerden, bizler memnun muyuz? 

Bir kez daha Nurettin Topçu’ya kulak verelim: “Mesuliyet, imana dayanan bir duygudur.” Şu söylediğini de ilave edelim: “Şefimiz, aşkımızdır.”

Sonuç olarak: Bize tembih edilen, maddiyatımızı değil, mesuliyet duygumuzu artırmaktır. Bizden beklenen, hırsımızı değil, aşkımızı muhafaza etmektir. Büyüklerin tembihlerine uymayanları, milletin beklentilerini karşılayamayanları; daha fazla sırtımızda taşımayalım.

 

YORUM YAZ

  • GÖNÜL TELİ YOLCULARIGÖNÜL TELİ YOLCULARI4 ay önce
    AYHAN BEY YAZINIZ için ALLAH RAZI OLSUN.İYİ NİYETLİ ALLAH RIZASI İÇİN İŞİNDE VE DAVASINDA ÇALIŞANLARDAN OLMAYA GAYRET EDELİM Kİ GERÇEK HUZUR VE MUTLULUĞU YAKALAYALIM.
  • HakanHakan4 ay önce
    Demek ki imkan ,imanı iktidar yapmıyormuş gönüllerin sultanlığını,dünya saltanatına tercih edenler zelil olmaya mahkumdur
  • HakanHakan4 ay önce
    Demek ki imkan imanı iktidar yapmıyormuş gönüllerin sultanlığını,dünya saltanatına tercih edenler zelil olmaya mahkumdur
  • Hatice DalkılıçHatice Dalkılıç4 ay önce
    Bakkala çırak alınırken nasıl usta oksun istiyorsak yöneticilerimizi de öyle seçmeliyiz. İnce muharreme onay vermeyen halk acemi başkan ve müdürde istemez. Önümüzde belediyeseçinleri var. Dikkatli olmak lazım.
  • İsmail Bahadıroğluİsmail Bahadıroğlu4 ay önce
    En başından en sonuna kadar imzamı attığım bir yazı olmuş. Helal olsun. Acemi berbere kelle teslim eden yanından kolonya ve pamuğu eksik etmemeli.
  • İsmail Bahadıroğluİsmail Bahadıroğlu4 ay önce
    En başından en sonuna kadar imzamı attığım bir yazı olmuş. Helal olsun. Acemi berbere kelle teslim eden yanından kolonya ve pamuğu eksik etmemeli.
  • Mustafa okuMustafa oku4 ay önce
    Güzel konuya değinmişsiniz. Bi Atasözü vardır başını acemi berbere teslim eden , cebinden pamuğu eksik etmesin