• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
05 Aralık 2018

Said Halim Paşa için…

Said Halim Paşa, aydın deyince, aklımıza ilk olarak gelen, gelmesi gereken isimdir. 6 Aralık, İslam ümmetinin en önemli mütefekkirlerinden biri olan, Said Halim Paşa’nın şehadet günüdür. 

1921 yılında, İtalya’nın Roma şehrinde, evinin önüne geldiği esnada bir Ermeni komitacının kurşunlarına hedef olmuştur. Bu beyit, onun ardından, onun için söylenmiştir: “Rûhumu şâd eylesin Rabbi mecîd / Dâr’ı gurbette şehîd oldu Sa’îd.”

Said Halim Paşa’nın en büyük ayırt edici vasfı “düşünen kafa” olmasıdır. Onu Enver, Cemal ve Talat üçlüsünden ayıran da eser vermiş bir münevver olmasıdır. 

Osmanlı’nın son dönemine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarına baktığımız vakit, Avrupa’ya dil öğrenimi ya da ilim tahsili için gidenlerin büyük çoğunluğu, ülkelerine döndükten sonra, dine ve dindarlara mesafeli kalmayı tercih etmişlerdir. Birkaç güzel adam, tam tersini yapmıştır. Bunlardan bir tanesi de Said Halim Paşa’dır. 

Batı’da, İsviçre’de, siyaset bilimi eğitimi almış; Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce dillerini öğrenmiştir. Aldığı eğitim ve öğrendiği diller, onun özgüveninden hiçbir şey eksiltmemiştir. İslami değerlerden hiçbir zaman ümit kesmeyen bir dava adamı olarak yaşamıştır.

Said Halim Paşa’dan bahsedildiğinde, mutlaka dile getirilmesi gereken bir diğer vasıf, onun sadakatidir. Trablusgarp ve Balkan cephelerinde kayıpların yaşandığı bir dönemde, Edirne’nin geri alınmasında, merdane tavrı ve kararlı duruşu, belirleyici rol oynamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda, yurtdışına gitmesi tavsiye edilmiş, ama o bunu kabul etmemiştir. Hatta kendisini muhakeme edecek, bir komisyon kurulmasını teklif etmiştir.

İngilizlerin, hemen gözaltına alınması gereken, tehlikeliler listesinin başında Said Halim Paşa yer alıyordu. Bu sebeple, İstanbul’un işgali ile birlikte tutuklanmış ve Malta’ya gönderilmiştir. 

Birinci Dünya Savaşı’nın sonra ermesi ile birlikte, 29 Nisan 1921’de serbest bırakılan Said Paşa, İstanbul’a geri dönmeyi arzu etmiştir. Ancak buna müsaade edilmemiştir. İngiliz işgalinde olan Mısır’a dönmesi de mümkün olmamıştır. İstemeye istemeye Sicilya’ya gitmiştir. 

Said Halim Paşa’yı şehid eden tabancanın tetiğini çeken her ne kadar Ermeni ise de, bu cinayetin arkasında, İngiliz parmağı olduğu kanaati hâkimdir. Bu, temelsiz bir tahminden ibaret değildir. 

Yeni kurulmakta olan Türk devletinin batıcı fikirler üzerine tesis edilmesi için, İngilizler tarafından büyük çaba sarf edildiği, oyunların kurulduğu ve kadroların hazırlandığı bilinen bir hakikattir. Said Halim Paşa gibi devlet tecrübesi olan bir mütefekkirin, böyle bir dönemde, İstanbul ya da Ankara’ya gitmesi sakıncalı bulunmuş olabilir.

Malta’da Fransızca kaleme aldığı ve Roma’ya yerleşince yayınlattığı son eseri, Said Paşa’nın bu yöndeki niyetini ve izlemek istediği yol haritasını açıkça ortaya koyuyordu. Kurulacak devletin tam bir İslam devleti olması için gayret edeceği, aşikâr idi. 

İngilizler ve yandaşları, Said Halim Paşa’nın, İttihatçılar ile İslamcı aydınları ve din adamlarını çevresinde toplayabileceği endişesine düşmüştü. Çıkacağı yolda, büyük bir başarı gösterebileceği, tahmin edilmekteydi. 

İngilizlerin endişeleri hiç de yersiz değildi. Her şeyden önce: Said Paşa’nın hem fikri, hem de maddi kudreti, bunun için yeterliydi. Ayrıca, Milli Mücadele’nin çekirdeğini oluşturan, eski İttihatçı kadro üzerinde nüfuzu vardı. Ancak onun, tüm bunları gerçekleştirmek için nasibi olmadı.

Her şeyin bir kaderi, ömrü vardır. Mukadderatı değiştirmeye, hiçbir faninin gücü yetmez. Sadi Halim Paşa’nın kaderinde, elli yedi yaşında, şehitlik makamına erişmek varmış. 

Abdülaziz Bekkine Hazretlerinin söylediği gibi: “Kader, her ilmin üzerindedir.”

Said Halim Paşa, Mütareke yıllarında, Ziya Gökalp ile birlikte idamı istenenler arasındaydı. Şimdi onunla, Sultan İkinci Mahmud türbesinin haziresinde, karşılıklı yer alıyorlar.

Said Halim Paşa’yı şehit eden ve ettirenler, onu bu dünyadan kopardılar. Ancak onun eserleri üzerinden ortaya koyduğu birikim ve arkasında bıraktığı fikirler, bugün hâlâ olan biteni anlamak ve çözümlemek adına önemli imkânlar barındırmaktadır. 

Şimdilik bu kadarla yetinelim. Allah izin verirse, ilerleyen günlerde, Said Halim Paşa’nın eserleri üzerinden bir yazı daha kaleme alalım.

Son sözümüz, bir rica olsun: Said Halim Paşa’nın ruhu için el-Fatiha.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23