Kibirli hâl, kirli istikbal

12 Haziran 2019 Çarşamba

Peygamber Efendimiz, mübarek sözlerinden birinde, şöyle buyurmuşlardır: “Tevazu yüceltir, kibir düşürür, gurur aldatır, haset bitirir.”

Bunun böyle olduğunu herkes gayet iyi bilir. Öyle ki, bilenler, yazanlardan binlerce kat fazladır. Fakat yine de sonuç başkadır.

Özellikle son yıllarda yaklaştığımız, yakın durduğumuz birçok şey tevazu gibi iyi huyları elimizden alıp, yerine haset, gurur ve kibir gibi fenalıkları verdi. 

Bütün bunların yan etkisi olarak, şöyle bir şey oldu: Alnı ak, başı dik yaşamak isteyenlerin yerini burnu havada dolaşanlar aldı. Ortalık, maalesef, kibirli kimselerle doldu. “Öyle olmaz, böyle yapılmaz. Ver şunu bana…” diyenlerin sayısı inanılmaz bir şekilde arttı. 

Modern hayat; sadece insanların değil, kelimelerin ve kavramların da içini boşaltıyor, derinliğini yok ediyor. Sözgelimi, insanların manevi obruklarını şirin göstermek adına, kibir demiyorlar da ego veya özgüven diyorlar.

Ancak unuttukları önemli bir husus var: Kendinden emin olmak ile emin biri olmak aynı şey değildir. Kibirli değilim demek, bizi mütevazı yapmaz.

Tıp aksini söyleyebilir, ama biz de bunu: Kalbin en büyük düşmanı stres, tansiyon veya kolesterol değil, kibirdir. 

Kibir, kalbe girdiği andan itibaren insan olmanın basit gerekleri ve ince güzellikleri yavaş yavaş kaybolur. Bu sebeple kibirli bir kimse insaflı, vefalı, şefkatli, merhametli ve hakkaniyetli olmaz, olamaz.

Kibir, kalbin görüş mesafesini düşürür. Ölümü unutturur, fanilik duygusunu zayıflatır. 

Kibrin en hızlı ve en çok geliştiği insanlar, büyük konuşan, iddia sahipleridir. Tersi de doğrudur: İddia sahipleri, eninde sonunda, kibrin saltanatına teslim olurlar.

Kibir, insan dengesini perişan eder. Kibir insanı öyle bir hale getirir ki, artık kendine bile sözü geçmez olur. Yapmayacağı ne varsa, kendini, onları yaparken bulur.

Kibir, ruhun kiridir. Bu kirlilik, zamanla, dile de sirayet eder. Bedenimiz kirlendiğinde, kolaylıkla temizleyebiliriz. Peki, ruhumuz ve dilimiz ne olacak? Onları nasıl temizleyeceğiz? Çok zor bir soru. 

Kibrin çıkış noktası, kendini beğenmek ve/veya kimseyi beğenmemektir. Kibir abidesi gibi dolaşanlar, kendilerine olan saygıdan bahsederler. Kendilerini hep haklı, daima alacaklı görürler.

Kibirde, insan için hiçbir yapıcı unsur yoktur. Kibir ile kibrit kelimeleri arasında bir harflik fark olsa da tahrip katsayıları aynıdır.

İçindeki kibri bastıramayan, aslından uzaklaşır. Şımarır, başka bir şeye dönüşür. Artık ondan vazgeçilmezi yoktur. Karşısındakini “adam” yerine koymaz. İnsanları hor görmeye, rencide etmeye, onlara hakaret etmeye başlar. 

Bitmedi: Fikir beyan edenleri, “ukalalık yapma” diyerek, susturur. Ağzınızdan en sık çıkan şudur: “O ne anlar?” Hatta işi tartaklamaya, dövmeye kadar vardırır. Bunun yaşayan örnekleri boldur. Görmekte, göstermekte zorlanmayız.

Kibirli insan, hatasından dolayı pişmanlık duymaz, yaptıklarından utanmaz. Kibrin şaşırttığı ve şımarttığı insana, hiçbir şey anlatılmaz. 

Kibir, insanı yalnızlaştırır. Kibirli kimse, bulunduğu makamda, işgal ettiği mevkide bunu hissetmez. Ancak mühür elden gittiği vakit, anlar.

Kibirli insan, hem kendini hem de ülkesini sıkıntıya sürükler. Böyle kimselerin açtığı yarayı kapatmak, verdiği tahribatı onarmak oldukça meşakkatli bir iştir.

Kibrin vahametini daha iyi kavrayabilmek için bir anekdot aktaralım. 

Rahmetli Nurettin Topçu, yüksek tahsilini tamamlayıp Fransa’dan dönünce, bir yakın arkadaşı, onu Abdülaziz Bekkine Hazretleri ile tanıştırmak ister. Elbette önce, Bekkine Hazretleri’ne danışması, izin alması gerekmektedir. Şeyhinin yanına gidip, Nurettin Topçu’dan ve onun özelliklerinden bahseder. Abdülaziz Bekkine Hazretleri, sadece şunu söyler: “Evladım, bana kâfiri getir, fakat kibirli birini getirme!”(Nurettin Topçu’ya Armağan Kitabı, Sayfa 179, Dergâh Yayınları)

Yazımızı, Peygamber Efendimizin bir başka mübarek sözüyle bitirelim: “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.”

Allah, hepimizi, kibir denilen illetten ve kibir abidesine dönüşmüş insanlardan uzak tutsun. Bizlere tevazu, izzet, itibar ve şeref versin inşallah.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Kibirli Ekrem İmamoğluKibirli Ekrem İmamoğlu4 ay önce
    Kibir kelimesinin lugat karşılığı Ekrem İmamoğlu'dur. İcraatlarıyla ve vaatleriyle değil yalanlarıyla gündeme geliyor. Yalancının mumu 23 Hazirana kadar yanar.
  • ahmetahmet4 ay önce
    kimin cennete girip girmeyeceğini sadece bizi YARATAN BİLİR.sayın yazar BİR İTİRAZINIZ OLABİLİRMİ
  • İstanbulİstanbul4 ay önce
    Kibir sadece tepeden bakma değil, halka rağmen benim dediğim doğrudur demek kibir değil miMesela Berat Bakanlığa gelmesi Ak Partinin oylarının düşüş tarihi değil mi.
  • Son oyun bozucuSon oyun bozucu4 ay önce
    Ekrem İmamoğlu bugüne kadar gelmiş geçmiş en kibirli ve hakaretamiz laflar eden siyasetçi. Tamamen proje. Milletimiz uyanık olmalı. Milletimiz oyunu bozmalı.
  • aşureaşure4 ay önce
    yazilar kur;an ve sunnet olursa siyasetin s bile ilmin öğretilerinin tadını kaçirıyor misaller sahabe ilm ehli kişiler olursa doyurucu olur tşkr
  • Adalet ve KalkınmaAdalet ve Kalkınma4 ay önce
    Seçim curcunası içerisinde çok konuşulması gerekirken hiç konuşulmayan bir konuya temas etmişsin. Ekrem İmamoğlu sevgi barış kardeşlik diyor ama sizin tabirinizle kibir abidesi gibi dolaşıyor. Valimize ve vatandaşa hakaret ediyor. Boyası çok çabuk döküldü.
  • ArzuArzu4 ay önce
    Bu tarz yazılar devamlı olsun inşallah
  • Bravo...Bravo...4 ay önce
    Anlayana ders niteliğinde, tam ibretlik bir yazı olmuş.

Günün Özeti