• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
03 Temmuz 2019

Kaldığımız yerden

Geçen hafta, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Devlet eski Bakanı ve Türk Hareket Partisi Onursal Genel Başkanı Adnan Kahil’in açıklamalarından, iddialarından tırnak içinde bazı iktibaslar yaptık. 

Bu yazımıza, çok sayıda olumlu karşılık geldi. Demek ki dert ortak, şikâyetler müşterek. Bu iyice anlaşılmıştır.

Öte yandan, yazımızı başka türlü ‘değerlendirenler’ de olmuş. 

Orhan Özekinci şöyle söylüyor: “İnsanlarla uğraşmak zor. Fakat insan olamayanlarla uğraşmak daha da zor.”

Onlar için ne yapabiliriz, ne söyleyebiliriz? Neticede şifa Allah’tan.

Belki şunu: Üniversite diplomasını aldıktan iki hafta sonra, iki yıl daha tecil hakkım olmasına rağmen, silâhaltına alınmak için dilekçe verdim.

Piyade sınıfında başladığım vatan hizmetini, Jandarma Komando olarak tamamladım. Piyade Okulu “Yedek Subay Temel Kursu”nu “çok iyi” ve Jandarma Komando Okulu “Yedek Subay İç Güvenlik Harekât Kursu”nu “iyi” derece ile bitirdim. 

Terhis belgemin rütbesi bölümünde “Teğmen” ibaresi yer alıyordu.

Sırtına kamuflaj, ayağına postal giymeyenler, bunun ne anlama geldiğini bilmezler, bilemezler. Bilenler, bilmeyenlere anlatsın bir zahmet.

Birde şu: Stratejik bir konuma sahip olan Bosna’nın fethinden sonra güvenlik ve imar amaçlı bölgeye gönderilen Çengiç ailesinin damadıyım. Osmanlı idaresi altındaki dört asır boyunca kahramanlık, dirayet ve sadakatleri ile meşhur bu bey ailesi, 1992-95 Bosna Savaşı esnasında da Saraybosna’yı terk etmemiştir.

Ne tevafuktur ki, 15 Temmuz darbe girişimi esnasında, Bosna Hersek vatandaşı olan kayınpederim ile İstanbul’daydık. Birlikte sokağa çıktık, birlikte bu aziz vatana sahip çıktık.

Velhasıl: Rumeli ile sadece akrabalık değil; Tiran’dan Novi Pazar’a, Deliorman’dan Prizren’e, Gümülcine’den Üsküp’e kadar uzanan yüzlerce dostluk bağına sahibim. Gelişmeleri ajanslardan değil, sokaktan takip ediyorum. 

Bunları, nefsimi hoş tutmak, kim olduğumu göstermek için söylemiyorum. Şunun için söylüyorum: Birileri başımı ağrıtırsa, tertemiz ve başarılı sicilim, milletimizin ve devletimizin dostları da onların başını ağrıtır. 

Şöyle de söylenebilir: Her kuşun eti yenmez. Kimisi adama etini yedirir.

Devam edelim.

Bir önceki yazımızın eksik kalmaması için, ilave etmemiz gereken birkaç bölüm daha var.

Adnan Kahil, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a sonsuz saygısı, bağlılığı ve desteği olduğunu, gururla dile getiriyor. Duruşunun daha iyi anlaşılması adına şunu söylüyor: “Erdoğan’ın ‘milletimizin düşmanıdır’ dediği kişi ve organizasyonlar, benim ve partimin de düşmanıdır.”

Kurucusu olduğu partiden ihraç edilmek, Kahil’e oldukça dokunmuş. Bu ihracın gerekçesini ise şu şekilde izah ediyor: “Sayın Cumhurbaşkanımıza olan saygım ve FETÖ ile mücadelem, Enes İbrahim ve çevresindeki yöneticileri rahatsız etti. Makedonya Cumhuriyeti Başbakanı Zaev’in, Sayın Cumhurbaşkanımızla, Ankara’da gerçekleştirdiği ilk resmi görüşmeye Enes İbrahim alınmadı. Ancak kulise kadar girebildi. Cumhurbaşkanımızın sadece Başbakan Zaev ve bendenizi kabul etmesi, onun için, bardağı taşıran damla oldu.”

Başbakan Zaev’in, kendisini bakanlıktan nasıl azlettiğini sorunca, “Makedonya’nın isim değişikliği meselesinin buna zemin hazırladığını” söylüyor. Devamında ise şunları: “Makedonya’nın isim değişikliği için referanduma gidildi. İstenen sonuç alınamayınca, hükümet oylamayı parlamentoya taşıdı. Parlamentoda üçte iki çoğunluk sağlanması gerekiyordu. Yani 120 milletvekilinden, en az 80’i “Evet” oyu kullanmalıydı. Başbakan Zaev, Enes İbrahim ile mecburi bir pazarlığa oturdu. Enes’in, “Adnan Kahil bakanlıktan alınırsa, oy verebileceği” şartını kabul etmek zorunda kaldı. Neticeyi biliyorsunuz, isim değiştirme kanunu, 81 oy ile parlamentodan geçti.”

Bize ayrılan yer bitiyor ama Adnan Kahil’in, iddiaları bitmiyor.

Enes İbrahim ve bazı THP’li yöneticilerin, Türkiye’nin üst düzey yöneticilerine yönelik sistematik karalamaları yaparken, nereden cesaret aldığını sorunca, bu cevabı aldım: “Bazı karanlık güç odaklarının desteğini aldıkları kesin. Yahya Kemal Koleji’nde aldığı eğitimin bedelini en iyi şekilde FETÖ’ye destek vererek ödüyor.”

Kahil, dile getirdiği bu iddiayı desteklemek adına, Enes İbrahim’e ait bir konuşma kaydının kendisine iletildiğini dile getiriyor. Enes İbrahim’in, bu konuşmada, şu ifadeleri kullandığını iddia ediyor: “Ben olmasaydım Adnan (Kahil) hiçbir zaman, Zaev in kabinesinde bakan olamazdı. Sırbistan’daki işbirlikçilerim sayesinde, baskı yaparak, Adnan’ı ben bakan yaptım.”

Hemen ardından da şunu söylüyor: “Artık hangi kesimlerle iş birliği halinde olduğuna siz karar verin!”

Ahmet Hamdi Tanpınar ne güzel söylemiş: “Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.”

Elbette Adnan Kahil’e, hakkındaki yolsuzluk ve bir iş adamından, ticari faaliyetlerine yardım karşılığında, maddi imkân temin ettiği yönündeki iddiaları da sorduk. Nasipse, bunları da bir sonraki yazımızda aktaralım.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23