THY- Noukşot

İstanbul nasıl alındı?

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Bugüne kadar, bazı şeylerin hakkını tam anlamıyla verdiğimizi söyleyemeyiz. Mesela, İstanbul’un Fethi tarihimizin üç önemli olayından birisidir. İstanbul’un fethini şölenlerle kutluyoruz ama fetihle ilgili yayınlara gereken ilgiyi göstermiyoruz. 

Şurası kesin: Sadece heyecan yetmiyor, kalıcı olmuyor. Heyecan, bilgiyle takviye edilmedikçe, geçici oluyor. Atalarımızın, bu şehri ne zorluklarla aldığını öğrenmek, ona göre de kıymetini bilmek gerekiyor.

Resmi tarih, atalarımızın çektiği çileyi tam olarak yansıtmasa da Hıristiyanların kaleminden çıkan satırlar, bu acıyı gözler önüne seriyor. Gustave Schlumberger’in İstanbul Düştü isimli kitabı, bu anlamda, önemli bir kaynaktır. 

Kuşatmaya şahit olan Vakanüvis Barbaro’nun şu satırları, hepimize ders olsun: “Türkler, bilhassa Türk Padişahı’nın hiçbir çeşit ölümden korkmaz askerleri olan Yeniçeriler, surların dibine kadar gelip karakol muharebeleri verdiler. Bunlar, muharebeye vahşiler gibi koşuyorlardı, içlerinden birkaçı ölecek olursa, yerlerine hemen başkaları seğirtiyor, ölen arkadaşlarını omuzlarına yükleyip götürüyorlar, surun altında bulunduklarına ehemmiyet bile vermiyorlardı. Bizimkiler, surlardan, bunlara piştov ve tatar oku atıyorlar, arkadaşlarının ölülerini götürenleri öldürüyorlardı. O zaman iki ceset üst üste yıkılıyordu, fakat derhal başka Türkler koşup geliyor, bu ölenleri alıp götürüyordu; hiçbirisi ölümden korkmuyordu. Surun dibinde serili bir tek Türk cesedi bırakmak gibi yüz kızartıcı bir duruma düşmemek için, gerekirse on Türk’ün ölmesini tercih ediyorlardı.” (Sayfa 122-123)

İstanbul’un fethinden bahsediyorsak, önce şunu bilmeliyiz: Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u kuşattığı zaman, karşısında sadece Hıristiyanlar değil, Şehzade Orhan liderliğindeki Türkler de vardı. Buna karşılık, İstanbul’u kuşatan Osmanlı ordusunun saflarında, hatırı sayılır miktarda Sırp, Alman ve Macar bulunuyordu. Ayrıca Sultan Mehmed’in en büyük toplarını, Macar ustalar dökmüştü. 

Bizanslı vakanüvislerin yazdıklarından, şehirde, Avrupalı Katoliklere karşı büyük bir öfke olduğunu anlıyoruz. O dönemde, Hıristiyan dünyasında mezhep çekişmeleri olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama şu gerçeği yeni öğrendim: “İstanbul’u müdafaa etmek için, tekmil Avrupa’da, ancak 9 bin Hıristiyan bulunabildiği halde, muhasara ordusunda, 30 bin Hıristiyan vardı.”

Okumalarım sırasında karşılaştığım bilgiler, bunlarla sınırlı değil. İşte bir başkası: İmparator Kostantinos, İstanbul’un fethinin önemli unsurlarından biri olan Rumelihisarı’nın inşaatı sırasında, Sultan Mehmed’in teveccühünü kazanmak için hisarda çalışan işçilere yiyecek göndermiştir. Basiret bağlanması dedikleri böyle bir şey olmalı.

İstanbul’un fethine vesile olan en önemli faktörlerden biri Sultan Mehmed’in Macar ustalara döktürdüğü, büyük toplardır. Bu topların ilk denemesini Edirne’de yapılmıştı. 

Tam burada bir “bu ne incelik” dedirten bir husus var: Fatih Sultan Mehmed deneme yapılacağı zaman,  halkın arasında tellallar dolaştırarak, infilakın şiddetli olacağını ilan ettirir. Amacı, gebe kadınların korkmasını önlemektir. Edirne’de dökülen büyük toplar, uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra surların önüne getirilir. Gerisini kitaptan okuyalım: “Günde birçok defalar, bu topların biri ateş ediyor ve koca gülle, tahrip vazifesini görmek için fırlıyordu. Sultan’ın haşin topçuları, güllenin düştüğü yerde tesirini görmek için, büyük hendeğin kenarına kadar koşuyorlardı.” (Sayfa 95)

Türk ordusu, büyük taarruz gecesi, hep bir ağızdan dua etmiş ve çıkan uğultu, surların gerisinden bile duyulmuş. Bu manzarayı surların üzerinden seyreden tarihçi Leonardo şöyle diyor: “Bu kadar fazla din taassubu karşısında hayran kaldık.”

Neticede: Fatih’in İstanbul’u fethiyle, sadece Hıristiyanlar değil, Bizanslı Museviler de rahata kavuştular. Fatih, bugünkü Yunan adaları ve Girit Musevi ahalisinden aileleri İstanbul’a kabul etti. Bir yangın neticesinde zarar gören Ahrida, Karaferya, Yanbol ve Çukurca sinagoglarının onarımı için ferman buyurdu.

Son olarak: Kritovulos, 15. yüzyılda yaşamış Bizanslı  bir tarihçidir. İstanbul’un fethini, diğer önemli olayları ve savaşları yazıp Fatih Sultan Mehmed’e takdim etmiştir. Kritovulos’un, Fatih döneminin 17 yılını anlattığı, İstanbul’un Fethi isimli bu kitabından önemli bir alıntıyla yazımızı noktalayalım:

“Fatih, İstanbul’a girip Ayasofya önüne geldiği zaman, derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği yöne bir adam gönderdi. Sakalları uzamış, perişan durumda bir keşiş bulup getirdiler. Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler. Neden zindana atıldığını sordular.

Keşiş, Türklerin kuşatma hazırlıkları sırasında Kostantin’in kendisini çağırıp İstanbul’u Türklerin alıp alamayacağını bildirmek için remil açmasını söylediğini; remilde İstanbul’un Türklerin eline geçtiğini bildirmesi üzerine, Kostantin’in kızarak kendisini zindana attırdığını anlattı. Keşiş sonra, “demek remilim doğru imiş” diye ekledi.

Bunun üzerine Fatih de İstanbul’un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil açmasını ve doğruyu söylerse armağanlar vereceğini bildirdi. Keşiş yeniden, bu defa Fatih için remil açtı. Ve remili şöyle yorumladı: İstanbul, Türklerin elinden savaş ile çıkmayacak. Lakin öyle bir zaman gelecek ki ellerindeki emlak ve toprak azalacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.

Bu falın bildirdiği sonuçtan ileri derecede müteessir olan Fatih, ellerini gökyüzüne kaldırarak: “İstanbul’da edindiği yerleri yabancılara satanlar, Allah’ın gazabına uğrasınlar” diye beddua etti.” (Sayfa 107-108)

 

YORUM YAZ

  • Fatih'in torunuFatih'in torunu5 ay önce
    Bizansın çocukları ne kadar uğraşırsa uğraşsın Fatihin torunları İstanbulu kimseye vermeyecek inşallah.
  • ZOMBİZOMBİ5 ay önce
    İSTANBUL KİMİN ASIL VATANIDIR.. ÇOK MERAK UYANDIRAN BİR SORU DEĞİLMİ...AYRICA NEDEN WASHİNGTON VE NEW YORKU DA FETHETMİYORUZ..
  • VatanVatan5 ay önce
    Memleket maddi olarak değil manevi olarakta satılmıştır,bunun içinde maziye bakmak gerekmektedir.
  • ahmet kurtoğluahmet kurtoğlu5 ay önce
    İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunun 94. yılını niye çoşku ile kutlamıyoruz bir açıklama lütfen
  • FatihFatih5 ay önce
    Aceba son 15 yıldır değil İstanbul'u memleketin her tarafını satanlar herhalde Fatih Sultan Mehmet Han'ın bedduasindan muaf olsalar gerek.....Bir bak muhterem kim yabanciya ne satmış bir araştır.
  • Aytekin çelik Aytekin çelik 5 ay önce
    Dinimizde fal baktirmak yasaktır.dolayısı ile fatih sultan mehmedin kesise remil baktirdigina inanmıyorum orası biraz muallakta