İstanbul için birlik vakti

15 Mayıs 2019 Çarşamba

Eskiden sosyalistler, komünistler ve türevleri için şu söylenirdi: Üç kişi bir araya gelince, örgüt kuruyorlar. Aynı hal şimdi “mütedeyyin” camianın başına geldi, geliyor. En fazla bölünmeyi, İslam Birliği’ni savunanlar yaşıyor.

Birbirimize olan tahammülümüz azaldıkça, adres sayısı artıyor. Üç kişi bir araya gelince parti, dernek, vakıf vs. kuruyor. Olmadı gazete, dergi, televizyon veya ajans.

Hesap yapmaktan iş yapmaya vakit bulamayanların sayısı hiç de az değil. Hayatlar ve hesaplar kısa vadeli olunca, birliktelikler uzun soluklu olamıyor.

İyi ayırt etmek gerekiyor: Çok seslilik ile çok başlılık, aynı şey değildir, olamaz. Çok sesliliğe karşı değiliz ama çok başlılığa karşıyız. Kendi başına hareket etmeye, kim karşı olmaz?

Meselenin ilginç olan tarafı, her yeni yapı, yola çıkarken aynı mesajı veriyor: “Vakit, birlik olma vaktidir.” 

Bir bütünden kopanların birlik ve beraberlik mesajları vermeleri, nasıl izah edilebilir? 

Soruyu ben sordum, cevabı da ben vereyim: Üzülerek söylüyorum ki, başka bir adrese taşınanların veya bu fikre saplananların, gerekçeleri genellikle aynıdır: Fitne ve kibir.

Söz kibirden açılınca, konunun vahametini göstermeye yeten, Abdülaziz Bekkine Hazretleri’’nin şu sözü aklıma geliyor: “Bana kâfiri getirin, kibirliyi getirmeyin.”

Bu sözü ağır bulduysanız, Peygamber Efendimize de kulak verelim: “Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.”

Her iki sözü alt alta topladığımda, anladığım şey şudur: Kibir kurdu kalbe girdiğinde, insan olmanın alametleri kaybolmaya başlar. Hal böyleyken bunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Kalbin en büyük düşmanı stres, tansiyon veya kolesterol değil, kibirdir. Tıp aksini söyleyebilir, biz de bunu.

İnsanın kendisinden emin olması, emin kişi olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde kibir abidesi haline gelmiş bir kimsenin “kibirli değilim” demesi, onun, mütevazı olduğunu kanıtlamaz. 

Bize (insana) yakışan kibirli değil, kibar olmaktır. Hırs, gurur ve iddia dikenlerini törpülemeli, izzet, onur, itibar ve şeref tohumlarına su vermeliyiz.

Buradan şuraya geçelim: Fitne, insana dair her türlü güzellik ve inceliği ortadan kaldıran, bir başka hastalıktır. Fitne, samimiyeti kundaklar, bilgeliği yoldan çıkarır. 

Fitne, herkesi ve her şeyi şüpheli hale getirir. Onun girdiği yerden hayırlı haber çıkmaz.

Her türlü kötülük gibi fitnenin başı vardır ama sonu yoktur. Ve yine her türlü kötülük gibi fitne de yayılmacıdır, hızla yayılır. Tıpkı çığ gibi, sel gibi, karşısına çıkan kim varsa alır götürür veya tahrip eder.

Ne yazık ki fitnenin hiç zorlanmadığı, çok kolay olduğu günlerden geçiyoruz. 

Türk milleti, sadece düşmanlarıyla değil, her türlü fitneyle sınanarak bugünlere gelmiştir. Ancak, bugüne kadar karşılaştığımız, hiçbir fitne bu kadar tehlikeli olmamıştı.

Mevcut tablo, fitnenin oldukça keskin hale geldiğini, her geçen gün ayrılığın derinleştiğini gösteriyor. Bugün karşı karşıya kaldığımız fitne, sadece insanları birbirine düşürmüyor, milli birlik ve beraberliğimizi de tehdit ediyor.

“Fitne çıktığı zaman, koşan yürüsün, yürüyen dursun, duran otursun” deniliyor. Bu tavsiyeden anladığım şey şudur: Fitne zamanlarında, sadece sorumlulara değil, en sorumsuz kimselere bile sorumluluk düşüyor.

Fitne ve kibrin ne gibi tahribatlara yol açabileceğinin daha iyi anlaşılması için bir örnek verelim.

Afganistan’ı hatırlayın. Mücahitler, dünyanın en güçlü ordularından bir tanesi olan, Sovyetler Birliği’ne diz çöktürdüler ama fitneye ve kibirlerine yenildiler. Bu iki ölümcül hastalık yüzünden, hem kendilerini, hem ülkelerini mahvettiler.

Bu örnek yeterli gelmediyse Irak ve Filistin’de olan ve bitmeyenleri de hatırlayalım. Bu topraklardaki kötülüğün ana beslenme kaynağının, fitne ve kibir olduğunu unutmayalım.

Atalarımız, “birlikte dirlik vardır” demişler. Bu söz de onlara ait: “Nasihat tutmayanı, dert tutar.”

Nasihat şudur: “Ayrılıktan kaçınmak ve birlikte olmaya ısrarla devam etmek”, bizim için en uygun yoldur. Her anlamda, her alanda kuvvetli olmak için birlik ve beraberlik sergilemek gerekiyor. Hareket çekerek değil, harekete destek vererek mesafe alabiliriz.

Kalbî beraberlik ve çıkarsız birliktelik, rahmet ve bereket kapısını açar. Bu olmayınca, birliktelikler ancak bir yere kadar devam eder, ediyor. Sonrası hüsran.

Tercihimiz nedir: Birliğin rahmeti ve bereketi mi, ayrılığın zahmeti mi? Hangi görüşten olursa olalım, cevaplamamız gereken temel soru budur.

Birlik ve beraberlik için elbette karşılıklı adım atmak şarttır. O halde: Yeniden ve ayrılmamak üzere, kardeşlik dairesine doğru yürüyelim.

“Bunların İstanbul ile ne alakası var” diyorsanız, şunu söyleyelim: Yeryüzünde her şeyin önce Mekke, Medine ve Kudüs, ardından İstanbul ile alakası vardır.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • RAYLI SİSTEMLERRAYLI SİSTEMLER1 ay önce
    Böyle boş nutuklar atıp insanları artık aldatamazsınız. Din üzerinden siyaseti de bırakın artık. O kadar dini siyasete alet ediyorsunuz ki insanlar artık dinden bile uzaklaştı. Yok birlik olma zamanı yok beka meselesi vs bu yerel seçimlerde boyunuzun ölçüsünü aldınız. Buraya böyle boş sözler yazacağınıza İBB'de olan yolsuzlukları, işe gitmeyip ay sonunda bankamatikten maaş alanları, torpille işe alınanları. Sizin gibiler önce aldığınız maaşların helal mi yoksa haram mı olduğunu idrak etmeli sonra buradan yazmalı Ayhan HOCAM. Tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyin sonrada dinden imandan bahsedin ohh ne güzel memleket.
  • Hadi ordan yalancı (2)...Hadi ordan yalancı (2)...4 ay önce
    Ömer efendi Tevfik Göksu beyefendi şunu soruyor: Yunan medyası neden CHP adayı kazandığı için manşet atıyor? Mesele Trabzonluların bir makama gelmesi ise hükümette de Trabzonlu bakanlar var. Niçin o Trabzonlular için manşet atmıyor ve sevinmiyor? Çünkü Yunanlı için önemli olan memleketi değil CHP'linin kazanmasıdır. Yunanlı'nın kendine yakın gördüğü CHP'liler. Ey gafil Ömer efendi eğer birisi Trabzonlulara hakaret etti diye üzülüyorsan CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygün, Trabzon ve Trabzonlular hakkında söylediklerine bak: "Hepimizin vergileriyle, hepimizin vergileriyle diyorum oturan Diyanet İşleri Başkanı gidiyor, Atatürk'e laf uzatan Fesli Mısırlıoğlu'na, ve bakın nereli derseniz Trabzonlu... Trabzon Kurtuluş döneminde kimlerin elindeydi? Evet, Rum Pontusun elinde olan Trabzonlu bir tane Feslinin açıklamaları sonucunda her ilimizden fışkıran böyle hareketle karşı karşıyayız." Naber Ömer efendi gördün mü kim Trabzonlulara hakaret ediyormuş?
  • Hadi ordan yalancıHadi ordan yalancı4 ay önce
    Ömer çarpıtmaya ve yalan söylmeye utanmıyor musun? Tevfik Göksu beyefendi Trabzonlular aleyhinde tek kelime söylemesi. Tam aksine her zaman Trabzonlulara destek vermiştir. Siz gidin kendisine ve dolayısıyla tüm Trabzonlulara Rum diyen Yunanlılara tek kelime laf etmeyen o da yetmez gibi Kıbrıs Rum kesimine pembe karanfil uzatan Ekrem İmamoğlu'na iki çift laf söyleyin.
  • Ali Kenan BakırAli Kenan Bakır4 ay önce
    31 Martta AK Partiye ders vermek için Ekrem İmamoğluna oy vermiştim. Çok büyük hata yaptım. Bu kadar hırsızlık ve terör seviciliğinden sonra hatamı anladım. 23 Haziran'da oyum AK Partiye oyum Binali Yıldırım'a...
  • AdnanAdnan4 ay önce
    NE ÇALDIN BE ŞER İTTİFAKI...Şer ittifakına karşı Cumhur ittifakı diyoruz. İBB Başkanı Binali Yıldırım olacak inşallah.
  • ÖMERÖMER4 ay önce
    Sn Yazar birlik diyorsun da Trabzonlulara Pontuslu Rum diyen AK Partili Tevfik Göksu gibilerle mi birlik olacak. Hala bu Esenler belediye başkanını Trabzonlu hemşerimiz İçişleri bakanı niye yerinde tutuyor.
  • bozerenbozeren4 ay önce
    valla hükumetin o kadar yanlışı çok ki.. bir çok vesile ile dile getirdiğimiz hatalarına rağmen aralıksız destekledik. en son poşet olayı da hepsinin üstüne tüy dikti. sosyal ortamlarda yaptığımız onca yorumlara rağmen hiçbirinden geri tek bir adım bile atılmadı.. eğer seçime kadar en az bir adım atarlarsa başka. aksi takdirde, akpartiye bir ders verilmesi gerekiyor.
  • TamamTamam4 ay önce
    Tamam biz birlik olduk Ekrem başkanı taşıyoruz saraçhaneye özgürlük için barış için kardeşlik için İstanbul için.
  • KaraKara4 ay önce
    Enflasyon artti diye zamlar geldi diye aslave asla destegimi çekmem ama Allahin kanunlarina isyan eden haksız lik yapan o aile bakani olacak müsvvede orda varken ben yokum o zihniyet varsa ben yokum destegimde yok
  • Patates soğan düştü Kork FETÖ Patates soğan düştü Kork FETÖ 4 ay önce
    FETÖ elemanları buraya yorum yazıyor, çarşı pazar ekonomi vs diyerek moral bozmaya çalışıyor.PKK VE FETÖnün aleni desteği, iki yüzlü Batı nın ekonomik siyasi saldırıları üstüne üslük tescilli oy hırsızlığı hepsinden önemlisi Millet in vatan Devlet sevgisi Alayınıza yeter. Göreceğiz inşallah. Yine ve yeniden.
  • Ahmet Ahmet 4 ay önce
    Adam Muslumanlar arasındaki birliktelikten bahsediyor. Fetocular lazım degil Osmaaaan. Fetocılar hem korkun hem de titreyin!
  • zeynepzeynep4 ay önce
    ne çamlicaymiş .
  • OsmanOsman4 ay önce
    Birliğimiz hak ve hakikat etrafında mı,yoksa menfaat etrafında mı.Birincisi ise korkma,ikincisi ise titre....
  • Kardeşini Şeytan, CHP’yi Melek GörmekKardeşini Şeytan, CHP’yi Melek Görmek4 ay önce
    Balkanlar’ın gözü kuşağı Ayhan Demir kardeşim. Beklenen oldu. Saadet toplandı ve aralarında “müzakere” etti. Konu: Saadet’e verilen 100 bin oyu nasıl CHP ye yönlendiririz? Ak Parti ye seçimi kaybettiriz konusunu tartıştılar. Sonuç? Saadet Partisi adayını geri çekmedi.Aslında Temel ve Kılıçdaroğlu’nun birlikte hareket ettiklerini cümle alem biliyor. Saadet aleni olarak çıkıp adayımızı çekiyoruz ve CHP adayını destekleyeceğiz deseydi kendi tabanı yani takriben 100 bin kişi oylarını CHP ye değil Binali Yıldırım’ a atardı. Pekin şimdi taktikleri ne?Taktikten bihaber Saadet tabanının gidip Necdet’ e oy vermesini temin etmek. Yönetici ve kayıtlı Saadet Partilier deşifre etmeden CHP ye oy verecek. 23 Haziran da Saadet’in oyları düşecek . Kaybedilen oylar aslında CHP ye gitmiş olacak. Taktikten bihaber gariban taban Saadet in adayına oy verecek. Çünkü taban bir manevi saikle hareket edecek. Peki planları işler mi? İnşallah işlemeyecek? Neden? Çamlıca Camisi israf diye ve karşı çıkan Karamolla dan oylar kaçar mı? Kaçması muhtemel. Çünkü bu Parti Milli Görüş den farklılaşmış bir yapı. Sözgelimi bu Saadet Yönetimi geçmişte farz ı muhal yaşamış olsa. dev Ayasofya nın hemen yanıbaşında yeni bir dev Sultanahmet Camisi’ ni inşa eden (ki o zaman İstanbul’ da yaşayan Müslüman sayısı 100bin - 300 bin kadardı) ecdadımız Osmanlı Paşaları na müsrif der ve karşı çıkardı. Süleymaniye ile çok yakın Şehzadebaşı Camisi ne de keza karlı çıkardı. SİYASET BÖYLE BİR CANAVAR RAKİBİ OLAN MELEK GİBİ MÜSLÜMAN KARDEŞİNİ ŞEYTAN GÖSTERİYOR. İSTANBUL CAMİLERİNDE TERAVİH KILINIRKEN POP KONSERİ PROGRAMLARI PLANLAYAN AMA MAZBATASI İPTAL EDİLEN CHP NİN ADAYI İMAMOĞLU NU MELEK DİYE TAKDİM EDİYOR. SONUÇTA VAZİFE Saadet in saf seçmenine düşüyor. Bakalım vicdan akıllara hükmedecek mi?
  • Ayça MucurAyça Mucur4 ay önce
    Binali Yıldırım ve Ak Partililer neden çarşı pazara gelmiyorlar? Halkın arasına karışsınlarda halimizi görsünler. Bir file kaça doluyor görsünler.
  • İsmail Kayıkçıİsmail Kayıkçı4 ay önce
    Halk ile helalleşmeden İstanbulu yeniden kazanmamız zor. Çarşı pazar ateş pahası, döviz aldı başını gidiyor. Ekonomiye el atmak şart.

Günün Özeti