• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
20 Kasım 2019

Durumumuz ve duruşumuz

Geldiğimiz yer itibariyle: Gazetecilik mesleğinin yıpranma payı bir hayli arttı. Köşe yazarlığı işi, oldukça yorucu, hatta sancılı ve sıkıntılı bir hale geldi. İnsanlarımız arasındaki keskin ayrışmaların ve sosyal medyanın yıkıcı etkisinin, bu durumun temel sebepleri olduğunu görüyoruz. Ancak sorun sadece bunlardan kaynaklanmıyor.

Tartışma programlarına bir bakın. Hemen hemen hepsinde, aynı tablo karşımıza çıkıyor. Muhalefete mensup siyasetçilerin karşısında, iktidarı savunan gazeteciler veya köşe yazarları oturuyor.

Gazetecilerin siyasetçilerin yerine geçmesi, köşe yazarlarının siyasi parti temsilcisi gibi hareket etmesi hiç doğru değil. 

Gazete yazarlarından, siyasi parti basın merkezinden servis edilmiş hissi uyandıran cümleleri duymak, okumak da hiç doğru değil. 

Olması gereken, bu değil. 

Olması gereken: Siyasilerin karşısına siyasilerin çıkması, parti ve gazete binaları arasında mesafe olmasıdır.

Doğrusu yapılmayınca, yanlış anlama ve anlaşılmaların önü açılmış oluyor. İnandırıcılık sorununa ilk adım atılıyor; yandaş, havuz, saray, tetikçi vesaire suçlamalarına maruz kalınıyor.

O sevimsiz klişeyi bir de biz dile getirelim: “Bu şekilde hiçbir yere varamayız.”

Muhalif yahut yandaş değil, hakkaniyetli olmak zorundayız. Faydalı işleri takdir ederken veya hatalara değinirken, takip mesafesini korumaya azami özen göstermeliyiz.

Öte yandan, şunu da söylemek gerekiyor: Sürekli açık arayan, suçlayan ve yaftalayan bir kesim var. Onları hiçbir şartta memnun etmek mümkün değil.

Hükümetin faydalı gördüğünüz bir icraatına işaret edince; yandaş olursunuz. Bir yanlışını eleştirince de muhalif.

Zorluk derecesi yüksek günlerde devlete / hükümete destek vermek yandaş olmak anlamına gelmediği gibi, sadece karalamaya çalışmak da muhalif olmak değildir.

Gazete yazılarının kaderi genellikle aynıdır. Ömürleri oldukça kısadır. Gününde kalır, yarını pek göremezler. Eskiden, dünde kalan gazeteler, kese kağıdına dönüştürülüyor, hiç değilse bir şekilde elden ele gezmeye devam ediyordu. Artık o da yok. 

Yaşadığı çağa şahitlik etmek, tarihe kayıt düşmek başkadır. Böyle yazılar, uzun ömürlü olurlar. Dönemini yansıtan, önemli bir vesika haline gelirler.

Yalnızca siyasilerin ismini anarak, onlara methiyeler düzerek veya siyasilerin hoşuna gidecek mesajlar vererek, kalıcı işler yapılamaz. 

Gazete yazarlarımız, kültür, sanat, edebiyat ve fikriyat yazılarını iyice azalttı. Çoğu önemli konuların peşinde. 

İster hükümet, isterse muhalefet mensubu olsun: Canlı yayınlarda, siyasetçilerin beklemediği, istemediği soruları yöneltebilen kaç gazeteci var? Bu soruyu herkesin samimiyetle kendisine sorması gerekiyor.

Bir de meselenin diğer yüzü var: Arzu edilmeyen soru soran ve cümle kuranlar ağır ve ölçüsüz saldırıya maruz kalıyor. Hedef haline getiriliyor, tehdit ediliyor, sindiriliyor ve daha birçok başka şey oluyor.

Bazı gazeteci yazarların seçim sonuçlarına göre üslup değişikliğine gittiğine, yeni bir pozisyon alma gayreti içinde olduğuna şahitlik ediyoruz. Eğer seçim sonuçları iktidar aleyhine olmadan önce de eleştiri yazıları kaleme almış olsalardı, bu tutumları sorunlu bulunmazdı. 

Artık toparlayalım: Yerin üstündeki her şey fanidir. Yerin altında, üstündekilerden çok daha fazlası var. 

Hiçbir iktidar kalıcı değildir. Kalıcı gibi davranamayız. Nihayetinde, bey de ölür, abdal da. Kişiler ve kurumlar değişir, hakikat değişmez. Herkes gider, o kalır. 

Bizler, siyasetten değil, istikametten sorumluyuz. İktidar değişse bile dik durmalı, istikametimizi korumalıyız.

Bunu başarabilmenin yegâne yolu var: Sözümüzü, tavrımızı, duruşumuzu, şartlar ve menfaatler değil, vicdanımız ve ahlakımız belirlemeli.

Ne mutlu, bunu başarabilenlere.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Dolandırır zevkü sefa içinde yaşayıp ve geberen, Dolandırıcı hırsızların cenaze namazı kılınıyor. Caneze mi kılmayın diyen Levent Kırca'nın cenazesi kılındı. Cenazemin yakın diyen Y. Kenter in cenazesi kılındı. TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİMİN HAKKI VAR DEVLETİN MALINDA İSE. DEVLET DEVLETİ SOYAN, DOLANDIRANLAR IN BİLE CENAZESİNİ KILAMAZ. İsrâ Sûresi. 34 - Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor. Nisâ Sûresi. 10 - Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar
  • Yanıtla

Adil

Her sarırının altına imzamı atıyorum.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23