Dostça bir yazı

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Büyük bir fenalık denizinin içerisindeyiz. Millet ve memleket olarak ağır imtihanlardan geçiyoruz. Atalarımız, “dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur” demişler. Düşman çok, dost az.

Hal böyle iken, “artık devir değişti” deniliyor. Dostlukların değil de, ittifakların devrindeymişiz. 

Unuttukları bir şey var: İttifak mensupları işbirliği, dostlar kader birliği yapar. Bizler ittifakı değil, dostluğu önemsiyor, kardeşliği öneriyoruz. Fark şurada: Birinde hesap var, diğerinde kitap. 

Hiç görülmemiş ittifaklar ve iltifatlar görüyoruz. İyilik için bir araya gelemeyenler, rakiplerini devirmek için nasıl da ittifak oluşturuyorlar. 

Olmaz diye bir şey yok: Gün gelir ortaklıklar bozulur, ittifaklar dağılır. 

Sıkça duyuyoruz: “Pazara kadar değil, mezara kadar” diyorlar. Bunu söyleyenlerin birçoğu, cumartesiyi bile göremiyor. Pazarı görebilenler de pazartesi birbirlerini görmek istemiyor.

Dostluk ve kardeşlik öyle mi? Dostluk her daim tazedir, bakidir. Mezarda bile bitmez, öldükten sonra da devam eder. “Ahretlik” veya “ahiret kardeşliği” diye boşuna denilmiyor.

Dost, yanımızda bulunsun veya bulunmasın; nazımızın geçtiği, kendimizi güvende hissettiğimiz kimsedir.

Dost o kimsedir ki, bizim başarımızı kendi başarısızlığı olarak görmez. Nasibine razı olur, fitneye karşı dirayetli durur.

Bizler, kötülüğün yanında saf tutmayan, doğruda ve vefada sebat eden bütün Müslümanları dostumuz olarak görüyoruz. 

Zor zamanların kıymetli taraflarından biri de, dostlarımızı bize göstermesidir. Zorluklar, sadece boyumuzun ölçüsünü değil, arkadaşlarımızı da gösterir. Böyle zamanlarda düşmanı kolladığımız kadar, kendimize de bakarız. Hatalarımızı anlar, noksanlarımızı tamamlamaya çalışırız.

Elbette insan insana muhtaçtır. Tek elle ne yapılır? Alkış bile olmaz. Sadece protesto.

“Düşman düşmanın halini bilmez” derler. Peki, biz, dostlarımızın halini biliyor muyuz? Dostlarımızla, kardeşlerimizle ve arkadaşlarımızla, dayanışma içinde olmalıyız.

Yanımızda ve yakınımızda olan çok kıymetli arkadaşlarımız, kardeşlerimiz var. Aramızda hiç kırgınlık olamaz mı? Elbette olur, oluyor. Normaldir.

Normal olmayan şudur: Kardeşliğimize çok kolay kıyıyoruz. Düşmanlardan ziyade, dostlarımıza üzüntü veriyoruz. Yoktan yere başlatılan tartışmalar, çıkarılan münakaşalar ve nihayetinde ayrılık, kırgınlık. 

İstikbal endişesi taşınırken, istiklal mücadelesi verilirken, bin bir çeşit tehlike kapımıza dayanmışken, yapılacak en son şey herhalde budur. Hiç yapılmasa, elbette daha iyi.

Bizi zayıf düşüren bu kötü huyumuzdan acilen ve ihtiyaten vazgeçmeliyiz. Dostlukta sebat etmek iyidir. Ayrılıktan şiddetle kaçınmak Müslümanca bir tavırdır. Bu yüzden söylenmiştir: “Eski dostluğu muhafaza etmek imandandır.”

Nurettin Topçu, hepimize, önemli bir tembihte bulunuyor: “Dostlarınıza karşı zekânızı değil, kalbinizi kullanınız.”

Birbirimizi karalamanın değil, aklamanın peşinde olmalıyız. Dostlarımıza ah, düşmanlarımıza oh dedirtmemeliyiz.

Hiç durmadan kusur arayan, insanları karalayan ve başkasının nasibini kıskanan bir kimsenin sonu ne olabilir?

Soruyu ben sordum, cevabı Ataullah İskenderî versin: “Şan, şöhret ve makam sevgisinden dolayı zalimlerle dostluk kurmak ve ümmetin aleyhinde olabilecek işler çevirmek, İslâm’ı bütünüyle götürür.” (Tasavvufî Hikmetler, Sayfa 70.) 

Derler ki, “ağaç düşer de yakınına yaslanır.” Herkesin kendine şunları sorması gerekiyor: Yakınımızda kimler bulunuyor? Kimi alkışlıyoruz? Kimler bizi tebrik ediyor?

Bir soru daha: Aslımızı ve dostlarımızı, daha doğrusu, kendimizi kaybettikten sonra dünyayı kazansak ne olur?

Furkan Çalışkan kardeşimin, Savunma Sanatları isimli kitabında, şöyle iki dize var: “Dost ateşinde kalmış askerleriz bugünlerde / Cehennemini buzdolabında unutan piyade benim.” (Kaplanın Çizgileri, Sayfa 46.)

Evet, ne yazık ki, cesur düşmanlar ile sessiz dostlar arasındayız. Dost eli ile dost ateşinin birbirine karıştığı günlerdeyiz.

Zorluk anları, dostluğun imtihan günleridir. Dostluk, zorluk anlarında tavır almayı gerektirir. Şu sıkıntılı günlerde, “yıkılma sakın” diyecek, gerçek dostlara ihtiyacımız var. Bu mesuliyetten kaçamayız, kaçmamalıyız.

Kardeşliğimizi tahkim etmek, dostlarımızın hukukunu ve izzetini korumak zorundayız. Bu, her şeyden önce kendimize iyiliktir. Değerlerimizi korumak, bizi korur. Koruyan korunur.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • ORHAN İNANORHAN İNAN5 ay önce
    GÜZEL OLAN DOSTLUKLARI TESİS ETMEK VE ONU KORUMAK İKEN,BUNUN TAM TERSİ,DOSTLUKLARI YIKIP DÜŞMANLIKLAR OLUŞTURMA GAYRETİ GÜNÜMÜZDE DAHA ÇOK.DEDİKODU,HASETÇİLİK,MAL VE MAKAM HIRSI İNSANIMIZI RÜZGARA KAPILMIŞ ÇER ÇÖP GİBİ SAVURUYOR.KİMSE DE BUNA KARŞI KOYMA MECALİ DE YOK GİBİ.HER KES EVİNDE ELİNDEKİ EVİNDEKİ KİŞİ VE CİHAZLAR İLE MUTLU..EŞ DOST BİR KENERA AKRABALIKLAR BİLE YOK OLDU GİTTİ.BİRİLERİ ,İÇKİ MASALARINDA,OKEY VE KUMAR MASALARINDA ,TATİLLERDE VE EĞLENCELERDE BİR ARAYA GELEBİLİR İKEN.BİZLERDE BAYRAMLARDA ,CAMİLERDE BİLE BİR OLMA ,KARDEŞ OLMA DUYGUSU YOK,KALMADI.NE OLACAK BİLEMİYORUM AMA İYİLEŞME NOKTASINDA BİR EMARE DE GÖREMİYORUM.NE ZAMAN İSLAM MÜSLÜMANLARIN GÖNÜLLERİNE NAKŞEDER İŞTE O ZAMAN BÜTÜN PROBLEMLER DE ÇÖZÜLÜR.ELLERİNİZE SAĞLIK.HOŞ BİR YAZI OLMUŞ.
  • Birol Birol 5 ay önce
    Bu sözde kulağımıza küpe olsun."Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu. Ebû Müslim Horasani
  • ErdinçErdinç5 ay önce
    Her ne kadar aday çıkarmış olsalarda Saadetli kardeşlerimizin AK Partiyi destekleyeceklerini düşünüyorum.
  • şenay doğanşenay doğan5 ay önce
    bugün BEDİRİN YILDÖNÜMÜ allaha emanet olun
  • Vatandaş AhmedVatandaş Ahmed5 ay önce
    Hay ağzın bal yesin kardeşim. Millet kavga dövüşten bıktı usandı artık. Saadet Parti'liyim ama oyumu AKP'ye vereceğim. Herhalde bu yaştan sonra CHP oy verecek halim yok. Elimi kırarım genede vermem. Tamam Erdoğan ve AKP çok hatalar yaptılar ama CHP ile AKP arasında her zaman AKP'yi seçerim. AKP'liler de Saadet Partisine laf söylemeyi bıraksınlar.

Günün Özeti