• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI

Beştepe’ye kim gitti?

27 Kasım 2019


Ayhan Demir İletişim: [email protected]

Günlerdir, kaynağı belli olmayan bir haber / iddia üzerinden hararet seviyesi yüksek tartışmalar yapılıyor. Polemik dahi diyemeyeceğimiz kavgalar yaşanıyor. Yazıyorlar, okuyoruz. Konuşuyorlar, dinliyoruz.

Durumun özeti galiba bu: Olanları değil, olmayanları okuyoruz. Yoktan yere başlatılan tartışmaları dinliyoruz. Türlü ve kirli niyetlerle çıkarılan münakaşaları seyrediyoruz. Olsun. Sadece olanda değil, olmayanda da hayır vardır.

Cahit Zarifoğlu, “ne çok acı var” demişti. Biz de “ne çok yalan var” diyelim.

Biz Hakk’a inanan ve hakikati olan insanlarız. Aynı hataya düşmeyelim. Biz, içimize ve işimize bakalım. Gündemde olan olmayanları değil, gündemde olmayan olanları konuşalım, yazalım.

Uzatmayalım, fakat devam edelim.

Vaziyetimiz şu: Bir kötülük denizinin ortasında, bir tufanın içindeyiz. Bu da bizim imtihanımız, kaderimiz, kısmetimiz.

Kim kaderinden kaçabilir? Kim imtihansız bir şekilde imkâna kavuşabilir? Kim kısmetinden daha fazlasına sahip olabilir? 

Bize düşen her türlü imtihana hazır olmak, kadere isyan etmemek, kısmetimize razı gelmektir.  

Nice insanı yanlış tanımanın, çözememenin ağır faturasını hâlâ ödemeye devam ederken, aynı hatayı tekrar etmek; kader veya kısmet değil, basiret ve feraset meselesidir. 

Buradan şuraya geçeceğim: Kimin Beştepe’ye gitmediğini biliyoruz. Asıl soru şu: Beştepe’ye, elini kolunu sallayarak, kim gidiyor?

İşte bir örnek: Belli aralıklarla, paralel yapıyla mücadeleye gölge düşürecek nitelikte açıklamalar yapan yüksek istişare kurulunun bir üyesi, Beştepe’ye gidebiliyor.

Bir örnek daha: Kavurmacı ailesinin damadı olan bir başka kişi de yerel yönetim politikaları kurulu üyesi olarak, Beştepe’ye gidebiliyor.

Bu iki örnek, arayana aradığı fırsatı vermek için fazlasıyla yeter. Ancak biz örnekleri biraz daha çoğaltalım.

“Başbakanın (Erdoğan’ın) son konuşması yine yanlış... Polisin yaptıklarından özür dilemek çok zor olmamalı...” diyen birinin, defalarca, Çankaya Köşkü’ne ve Beştepe’ye kabul edilmişliği var.

Yetmiyor, “Adamın başka işi gücü yok, beni gazeteden attıracak. Bak bak... Sen kim, Allah’ın verdiğini almak kim.”, “…beni Zaman’da yine göreceksiniz” sözlerinin sahibi olmasına rağmen, falanca Balkan ülkesi kendisine emanet ediliyor.

Örneklere devam edelim.

“Erdoğan, Ladin’den daha tehlikeli!..” diyen bir başkası, Beştepe’de düzenlenen yemin törenine davet ediliyor. Utanmadan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin her köşesinde, sıkılmadan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan dâhil, törene katılan hemen herkesle fotoğraf çektiriyor.

“Her şey Hakan Şükür’ün kafa gölüyle başladı:)” diyen bu kişinin cumhurbaşkanı yardımcısıyla görüşmüşlüğü, Ulaştırma Bakanının elinden ödül almışlığı ve Karabük Valisi tarafından kabul edilmişliği de var.

Bitmedi, bitmiyor.

Son gelişme ise şu şekilde: “PKK bayrağı ile poz veren ilk Başbakan (Erdoğan) (eşbaşkan)” diyen bir başka şahıs, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kabul ediliyor. Bugünlerde, Beştepe’ye ilettiği, randevu talebine cevap bekliyor.

Kuşkusuz, daha onlarca örnek verebiliriz. Ama en iyisi, bu kadarı ile yetinmek.

Artık toparlayalım.

Hasım ile hısım kelimelerinin yazılışları arasında sadece bir harflik bir fark var. Anlamları arasındaki mesafe ise çok büyük.

Ayrı dünyalara ait bu iki kelimenin, sözlükte bu kadar yakın olması bize bir şey anlatmıyor mu? 

Bu kelimeler, bir harflik değişikliğin bile nasıl yıkıcı neticelere yol açacağının en etkileyici örneklerinden bir tanesidir. Evet. Küçük farklar, büyük anlamlar. 

Bu örneği neden verdim? Şundan…

İnsanın kıymetini, yakın oldukları ile uzak durdukları belirler. Uzak durulması gereken hasımlar ile yakın olunması gereken hısımları birbirine karıştırmak, hiçbir şey kazandırmaz, sadece kıymet ve dost kaybettirir. Bunu her daim akılda tutmalıyız.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Erdinç

Vaaay beee helal olsun. ... Sizi ayakta alkışlıyorum.
  • Yanıtla

SOKAĞIN SESİ

“Başbakanın (Erdoğan’ın) son konuşması yine yanlış..." HANGİ KONUŞMASI ? "TERMİK SANTRALLERİN FİLTRELERİ YOKSA HEMEN KAPATILSIN" EMRİ Mİ? İki gün sonra 30 AY UZATIYOR!!! Sayın BAŞKANIM Her şeyi MİKROFONDAN Söylemeyin. HANGİ KİŞİ FİLTRELER KONUSUNDA SİZİ KIZDIRDI DA SİZDE SİNİR VE ÖFKE İLE ACELE AÇIKLAMA YAPTINIZ? O KİŞİ YA DA KİŞİLERİ HEMEN YANINIZDAN UZAKLAŞTIRIN!!!!!!
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23