Bayramlık

14 Ağustos 2019 Çarşamba

Bugün bayram. Bu da bir bayram yazısı olacak. 

Böyle tasarlandı. Bunun için notlar alındı, hazırlıklar yapıldı.

O zaman başlayalım. Haydi, Bismillah.

Önce bir soru: Sıradan günleri bayram haline getiren nedir? Bayramı bayram yapan, herkesin mutlu ve sağlıklı olması mıdır? 

Soru neredeyse, cevap da oradadır. Bir şeyimizi düşürmüşsek, kaybetmişsek, onu önce geçtiğimiz yollarda ve uğradığımız yerlerde aramalıyız.

Bayramlar sadece tebessüm dolu günler değildir. Öyle olsaydı; bugünlerde, öncelikle mezarlıkları, yaşlıları ve hastaları ziyaret etmezdik. 

Bayramlar, sorunsuz günler değildir. Bayram, üzüntü içindeyken bile, ümitli olmaktır. Asıl hüner, esas mesele; öyle olmasak da, böyle hissetmektir. 

Bayram günlerinde, düşkünlere ve muhtaçlara daha fazla el uzatmamızın, kurbanlarımızdan ihtiyaç sahiplerine pay vermemizin, elbette bir anlamı var. 

Bu sebeple, “İslam dünyası bu haldeyken, bayram mı yapılır?” diyenlere, esaslı bir “hadi oradan” deriz, demeliyiz. 

Devam edelim. 

Bayramlar, incelik ve güzellik, nezaket ve letafet günleridir. Taze bir başlangıç için bizi bekleyen, iyi bir fırsattır. Zihnen ve kalben, esaslı bir temizlik zamanlarıdır. Kaybettiklerimizi kazanma; birbirimizle helalleşme, yeniden tanışma imkânı sunar.

Bayramlar, uzakları yaklaştırır ve safları sıklaştırır. Dünyanın farklı bölgelerinde, ne çok kardeşimiz olduğunu bize hatırlatır. Müslümanlara kuvvet, kâfirlere korku ve münafıklara tedirginlik verir. 

Bayramlar, nesilleri yakınlaştırır, birleştirir. Annemizin yüzü, babamızın sesi, dede ile torunun kucaklaşması, birlikte bayram namazına durması ve yarım kalmış hevesler. 

Bayram sabahları, bir müjde gibi gelir. İnsana önce durgunluk sonra sevinç verir. Büyüklerin neşeli ciddiyetleri ve en candan duaları. Büyüklerin elleri, küçüklerin gözleri: “Bahtiyar ol. El öpenlerin çok olsun.”

Bayramlar, gündemde olanlardan değil, gündemde olması gerekenlerden söz edilen günlerdir. Hakk’a yakınlaşma, halka yaklaşma vesilesidir. 

Bayramlar, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu hiç aklından çıkarmayanlarındır. Hasta olmasına rağmen isyan etmeyenlerin, fakir olmasına rağmen harama el uzatmayanlarındır. 

Bayramlar, bu dünyada misafir olduğunu bilenlerin ve sahip olduğu dünya nimetlerini paylaşanlarındır.

Bayramlar, akrabaların, komşuların, eşin ve dostun hatırını soran, onların dertlerine ortak olanlarındır.

Biraz daha devam edelim. Kurban Bayramı’ndan örnekler verelim.

Bayram zamanlarında, gazete ve televizyonlarda, “Bayram ölüm getirdi” veya “Yollar kan gölüne döndü” haberleri çıkar. Güzelim bayram günleri kaçan boğa görüntüleri, merhametsizlik örnekleri, acemi kasap haberleri ve trafik kazaları ile eşitlenir. 

On yıllar boyunca, bayramlar sanki bunlardan ibaretmiş gibi yayınlar yapıldı. Hâlâ da yapılıyor. İstikrarlı ve kasıtlı olarak: Hep bir küçük görme ve gösterme gayreti. Kusurların ve eksikliklerin gündeme getirilmesi, güzelliklerin üstünün örtülmesi. 

Her gün et yiyenler, yedikleri etin kaynağını, nerdeyse hiç düşünmezler. Kurban Bayramı, yenilen etin ağaçta yetişmediğini hatırlatır. Şefkat ve merhamet duygularını artırır.

Kurban eti ile diğer günlerde yenilen etler arasında fark vardır. Kurbanın, Allah’ın gözüne girmek gibi bir gayesi vardır. 

Bayramlar sıradan zaman dilimleri olmadığına göre; her kurban bayramında, ısıtılarak önümüze getirilen tartışmalarının da bir sebebi olmalı. Böyle zannediyorum: Hassasiyetlerimizi; insan merkezli bakışımızı, şefkat ve merhametimizi yersiz tartışmalara kurban etmek istiyorlar.

Kurban, bir hayatı ortadan kaldırmak değil, hayatı yaşanır kılmak ve anlamlı hale getirmektir. 

Kurban, her türlü cepheleşmenin yol açtığı, kiri temizler. Savaş cephelerindeki kanı, hayatın içerisine çeker. Televizyonların haber bültenlerinde ve gazetelerin üçüncü sayfalarında akan kanı durdurur.

Kurban, bizatihi insanın kendisi yani nefsidir. Böylelikle insanın kendini terbiye etmesi yani nefsini sınırlara çekmesini sağlanır. En azından öyle olması beklenir.

Heidegger, “Sınır bir kere çiğnendi mi, çiğnenecek başka bir sınır kalmaz” diyor. O sınır diyor, biz insan okuyalım.

Koyun, keçi, koç kurban edilmediği toplumlarda, insanlık kurban ediliyor. Kurban kesmeyenlerin ve kesenleri vahşilikle suçlayanların, vahşilikte ne kadar ileri gittiklerini Endülüs ve Saraybosna’da şahit olduk. Şahitliğimiz Kudüs, Şam, Bağdat ve diğer mazlum coğrafyalarda devam ediyor.

Kurbanı “hayvan katliamı” olarak yorumlayanlar, İslam coğrafyasını daha dikkatli seyretsinler. Belki o zaman, harcanan bunca çabaya rağmen, neden aramızdaki bağları koparamadıklarını anlarlar.

Bugün bayram. İçimden bunlar geldi.

Son sözümüz bu olsun: Bayram-ı şerif mübarek olsun! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • İsmi lazım değilİsmi lazım değil3 gün önce
    Her şey bitti sıra kurbana mı geldi? Bunların derdi İslam ve Müslümanlar ama açık söyleyemiyorlar. Yok başörtüsü yok kurban ağızlarına sakız ediyorlar. Her yılbaşı güzelim çamları ve hindileri ben mi kesiyorum? Oraya gelince dilleri başka yerlerine kaçıyor.
  • Adnan Adnan 3 gün önce
    Selamunalejkum Ayhan kardesim Gostivar'dan bayram serif mubarek olsun.
  • HüseiinHüseiin4 gün önce
    Ayhan Bey seninde bayramın kutlu olsun. Prizren’den selamlar.

Günün Özeti