• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ayhan Demir
Ayhan Demir
TÜM YAZILARI
06 Kasım 2019

Başımıza gelenler

Türkiye’yi köşeye sıkıştırarak arzu ettiği neticeyi almak isteyenlerin başvurduğu yöntemler hep aynıdır: Ekonomik yaptırımlar, terör tehdidi, Ermeni kartı vesaire.

Evvela şunu söyleyelim: Paranın Anadolu topraklarında icat edildiği söylenir. Ancak Anadolu’yu yurt edinen Müslüman Türk milleti, hiçbir zaman parayla terbiye edilememiştir, edilemez. Dönem dönem bu kapı aralanmış olsa da gerisin geri buna yeltenenlerin suratına çarparak kapanmıştır. 

Şimdi de bunu: Türkiye’yi etkisiz hale getirmeye çalışanlar, Türk milletini terörle yaşamaya alıştırmak istiyorlar. Karşımıza çıkmaya cesareti olmayanlar, maşa kullanmayı tercih ediyorlar. 

Kimden bahsediyoruz?.. Neyden dem vuruyoruz?...

Bu topraklarda yüzyıllarca bizimle birlikte yaşayıp da Türkiye ve Müslüman Türk milleti ile tarihsel hesapları olanlardan dem vuruyoruz. Silahlı terörün yanı sıra silahsız terörden, dış güçlerin yanı sıra iç güçlerden bahsediyoruz. 

Bunların hiçbiri “huzur ve barış ortamına” hizmet etmiyor. Hepsinin neticesinde; bölücülük, ayrılık, yıkım, kaybolan hayatlar, hayaller ve umutlar var!

Şunu da söyleyelim: Ermeni meselesini kart olarak kullanan devletlerin geçmişi, aslında kan ve karanlığın evrensel tarihidir. Başkalarının acısını şantaj aracına veya kendini aklama vesilesine dönüştürenlerin samimiyetine inanabilir miyiz?

Eski defterleri karıştırıp, suçlayacak bir şeyler arayanlar, evvela aynaya bakmalılar. Kirli geçmişe ve kabarık bir sicile sahip ülkelerin başka bir ülkeyi ‘soykırım’ yapmakla suçlaması; yapanın yaptınız demesinden ibarettir. Bu yaptıkları; ahlaksızın ahlaktan, haksızın haktan, zalimin merhametten bahsetmesi kadar muteberdir. 

İnsanlık suçu arayanlar, Balkan ve Kafkas göçlerini; İslam milletinin azala azala Anadolu’ya ulaşma gayretini gündeme getirmeliler. Fransa’dan Yunanistan’a varıncaya kadar Avrupa coğrafyasında Yahudi avına çıkanlar, bize insanlık dersi veremezler, vermesinler.

Her yıl, 24 Nisan’da gündeme getiriliyordu. Bu sefer biraz daha erken davrandılar. Amerika Birleşik Devletleri, sözde “Ermeni soykırımını” tanısa ne olur, tanımasa ne olur? Bir Amerikan kolonisi olan Kanada da buna dâhil olmak üzere, bu uyduruk politik masala inanmayan, tanımayan ve ülkemizi kınamayan Amerikan eyaleti mi kaldı?

Başımıza gelen bu hadiselerin, uğraşmak zorunda kaldığımız sıkıntıların sebeplerini iyi okumamız, tarihin derinliklerine inmemiz gerekiyor. Sözgelimi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu illerimizde cereyan eden Ermeni olaylarını okumadan; Batı parlamentolarında alınan kararları doğru olarak okuyamayız.

Enver Paşa’nın, Birinci Dünya Savaşı arifesinde Ermeni ileri gelenleri toplayıp onlara, “sakın isyan etmeyin” diye tembihlediği bilinir. Bu yasal uyarıya rağmen; Ermenilerin Doğu illerinde Ruslarla, gönüllü olarak İngilizlerle Çanakkale’de, Fransızlarla Adana bölgesinde Osmanlı’ya karşı savaştığını biliyoruz.

Birinci Dünya Savaşı, milletimizin ölüm ile kalım arasındaki mücadelesiydi. Elde kalan son vatan toprağını koruma gayretiydi. Bu kıyamet günlerinde, bazı yanlışlar yapılmış, kişisel aşırılıklar yaşanmış olabilir. Buna karşılık Ermeniler, sistemli ve organize bir şekilde, Adana, Kars, Erzincan, Erzurum, Muş, Bitlis, Van bölgelerinde ve elleri nereye uzanıyorsa, orada Müslüman Türklere ve Kürtlere karşı olmadık kötülükler yapmış, mezalime girişmişler. Ermeni çetelerinin cinayetleri öyle bir noktaya ulaşmış ki, bu vahşet karşısında, Rus subayları bile dehşete düşmüş. 

Doğu vilayetlerimizde bulunan sayısız toplu mezar, kafataslarından çıkan kara mıhlar, kan dondurucu tecavüzler ve cinayetlerle ilgili yüzlerce bilgi, belge ve şahitlik var. Hâlâ beldelerimizde bize ait toplu mezarlar çıkıyor.

Yazımızı yazmak için kütüphanemizi karıştırırken, Doç. Dr. Azmi Süslü’nün Ruslara Göre Ermenilerin Türklere Yaptıkları Mezalim isimli kitabıyla karşılaştım. Ermeni mezaliminin şahidi olan Rus konsolosların, işgal kuvvetleri komutanlarının ve diğer subayların kaleme aldığı raporlara, telgraflara, mektuplara ve tarihçelere orijinalleriyle birlikte yer verilmiş. 

Bu çalışmada, aklımızı durduran eziyetlere, kanımızı donduran tecavüz ve cinayetlere dair birçok örnek var. Ancak bizim daha fazla devam edecek yerimiz yok.

Allah izin verirse, bir sonraki yazımızda, buradan devam edelim.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hasan Subaşı

Ayıdan post Ermeniden dost olmaz demişler. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun.
  • Yanıtla

Hadise

Amerika ve yalanları... Uzun hikaye.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23