THY- Banjul

Amerika, Kosova’dan saldırıyor

22 Ağustos 2018 Çarşamba

Son dönemde Kosova’da, bayrağımıza ve dış temsilciliklerimize yönelik saldırılarda önemli bir artış var. Bayrak indirme, başkonsolosluk binasına molotof atma, Türkiye ve Türklere yönelik asılsız iftiralar ve bayrak yakma derken, işin ucu TİKA çadırını yakma girişimine kadar uzandı.

Bu saldırıların, 15 Temmuz darbe girişimi ve Trump’ın ABD başkanı seçilmesi sonrasında yoğunlaşması, hem kafalarda soru işaretleri oluşturuyor, hem de hangi amaca hizmet edildiği konusunda bir fikir veriyor.

Karşımızdakiler yalnızca birkaç kendini bilmez ya da birkaç çakal siyasetçiden ibaret değil… Milli şairimiz Mehmet Akif’in dediği gibi: “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...”

Daha açık ifade edelim: Kosova’da yaşanan saldırı olayları bize gösteriyor ki, bu işlerin arkasında, Amerika ve işbirlikçileri var. İşbirlikçiler, yani FETÖ’den tutun da Amerikan beslemelerine kadar, ülkemizin ve milletimizin iyiliğini istememiş ve istememeye devam eden bütün odaklar. 

*

Türkiye’ye ve Türklere hakaret üstüne hakaret eden Gjergj Dedaj, İslam düşmanlığı ile bilinen, bir radikal Katolik. Seri hakaretlerine başladığında, dışişleri bakan yardımcısı idi. Görevden alınması gerekirken, Makedonya’ya, büyükelçi olarak atandı.

Bu, şimdilik, burada dursun. Biz, kütüphaneme doğru yönelelim…

Türkler ile Arnavutların, Yanya ve İşkodra’da, omuz omuza direndiklerini söylemiştim. Küçük bir düzeltme: Hepsiyle değil, bir kısmıyla…

Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı tarafından hazırlanan Balkan Harbi’nde Yanya Savunması ve Esat Paşa isimli kitapta yer alan şu satırlar, dikkatimi çekiyor: “Olaylar ve felaketler hiçbir zaman oluştukları zamanlara ait sebeplere dayanmazlar. Tarihten kopup gelen olayların derinliklerine inilmez ve gerekli dersler alınmazsa, yakın bir gelecekte, aynı acı sahnelerle er veya geç karşılaşılabilir.” (Sayfa 1)

Aynı kitaptan devam edelim: “Yunan taraftarı Arnavut militanların kışkırtmalarıyla Türk birliklerindeki İkmal ve Redif erleri manga, hatta bölükler halinde kaçmaya başlamışlardı. Örneğin Yanya Redif Taburu’nun çoğunluğu silahlarıyla kaçmış, 2.033 mevcuttan çok azı taburda kalmıştı. 

Bugünlerde bir Arnavut beyi ile Türk komutan arasında geçen konuşma ilginçtir: Türk komutanın: “Biz askeri namusumuzu siz de vatanınızı kurtaracaksınız” demesi üzerine, Arnavut beyi: “Avrupa bizim sınırlarımızı temin etmiştir ve bizim dökecek fazla kanımız yoktur” cevabını vermiştir.” (Sayfa 68-69)

Yanya savunmasına üsteğmen rütbesiyle katılan İsmail Hakkı Okday, Yanya’dan Ankara’ya isimli hatıratında şöyle söylüyor: “Yanya’nın nüfusu, 1912 yılında, 25.000 kadardı. Bunun yüzde 70’i Rum, Rumlaşmış Arnavut ve Ulah’tı. Ahali, hatta Müslümanların büyük bir kısmı dahi örf ve adetçe Rumlara benziyordu. Ahalinin yarısı Müslüman diğer yarısı ise Rum-Ortodoks’tu.” (Sayfa 42)

İşkodra savunmasında da benzer bir durum var. Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı tarafından hazırlanan İşkodra Savunması ve Hasan Rıza Paşa isimli kitabın, “Hasan Rıza Paşa’nın Şehadeti” bölümünde şu ifadeler yer alıyor: “Bugünlerde Karadağlılar ve Sırplar aleyhine, dışardaki tekmil Arnavutları ayaklandırmak için uğraşıyordu. Müslüman Arnavutlar zaten Türklerin tarafında yer almışlardı. Mesele Katolik olanlardı. Çünkü bunlar, daha önceleri düşmanlarla birleşmişlerdi.” (Sayfa 64)

Şuraya varmaya çalışıyorum: Kartaldan kartal, yılandan yılan dünyaya gelir. Görünen o ki, Gjergj Dedaj, ilk gruba dâhil değil.

*

Şaşılacak bir şey yok: Gâvur her zaman gâvurluğunu muhafaza eder, gösterir. Asıl üzerinde durulması gereken şudur: Türkler ne yapıyor? 

Kosova hükümetinde bir Türk bakan ve parlamentoda iki Türk milletvekili var. Lafa gelince, mangalda kül bırakmıyorlar. İcraata gelince kaçacak delik arıyorlar. 

Nurettin Topçu, “Dostlarınıza karşı zekânızı değil, kalbinizi kullanınız” tavsiyesinde bulunuyor. Bunlar ise gâvurla mücadele etmek yerine, birbirleriyle kavga ediyorlar.

Kosova’daki Türk siyasetçiler, Dedaj’ın hakaretleri karşısında, kınamadan öte gidemediler. Hükümete süre verip, “Dedaj görevden alınmazsa, desteğimizi çekeriz” dediler. Ardından, “Dedaj görevden alındı” diye ilan ettiler. Hepsi boş çıktı.

Türklüğü dilinden düşürmeyen, ama makam ve mevkilerinden vazgeçmeyi göze alamayanlar, davalarında samimi değildirler Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış. Bunlarınki biraz kısa sürdü, o kadar...

Gjergj Dedaj, bakan yardımcılığından, büyükelçiliğe geçti. Türkleri temsil ettiklerini söyleyenler ise tam siper yapıp, ölü moduna geçtiler.

Ne diyelim: Allah rahmet eylesin.

 

YORUM YAZ

  • ArnavutArnavut2 ay önce
    Ne soyledin dogru. O adam islam buyuk problem var ve Musluman icin dusman. Musluman Arnavut Erdogan ve Turk icin seviyoruz.
  • SalihSalih2 ay önce
    Türkün Türkten başka dostu yok diyoruz ama bu tipleri gördükçe hayallerimiz tuz buz oluyor. Bu adamlar Türkiyede belediye belediye, dernek dernek, üniversite üniversite gezip duruyorlar. Bizim okula da geliyorlar. Türklüğü paradan ibaret bu adamları kapıdan içeri sokmamalıyız.
  • Yusuf canYusuf can2 ay önce
    Biz oralarda abd,ingiliz vb.Gibi kafirkere o cografyayi haram etmemhz kazim bada onlatin deynejdiz gezenketin oluletini het gun bir yerden toplamasi ile olur
  • Serkan MerzifonluSerkan Merzifonlu2 ay önce
    Sayın yazar güzel bir analiz yazısı olmuş. Bayram yazılarının arasında farklı konuya parmak basmışınız. İyi bayramlar.