THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Allah mahcup etmesin

27 Haziran 2018 Çarşamba

Herhangi bir partinin üyesi değilim. Büyük milletin küçük bir mensubuyum. Gelişmelere partili gözlüğü ile değil, millet nazarıyla bakmaya çalışıyorum.

Buradan, şuraya geçelim…

Türkiye, alçak kontenjanı oldukça fazla olan, yüksek gerilim hatları üzerine inşa edilmiş bir ülkedir. Bu sebeple, bu topraklardaki, her seçim hayati öneme sahiptir. Her seçim bir öncekinden daha önemlidir.

Gelenek bozulmadı. 24 Haziran’da, milletin istikbalini ve memleketin istiklalini yakından ilgilendiren bir seçimi geride bıraktık. Bu seçimde oy vermek, bir işlemden çok daha fazlasıydı.

Siyasi partiler arasında rekabet olur, olmalıdır. Kimse kaybetmek istemez, kaybetmeyi sevmez. Bununla birlikte, seçimlerin kazananı ve kaybedeni olur. Milletin zekâsı, irfanı ve izzeti ile alay edenler, her daim kaybetmeye mahkûmdur.                         

Milletimizin kalın ve kuvvetli kırmızıçizgileri vardır: Hizmete ve nimete nankörlük etmek, hainlik etmek ve manevi değerleri göz ardı etmek. Bu çizgileri geçenlere, kırmızı kart gösterir.

Seçim sürecinde yan yana gelen muhalefet partilerini ve muhalif isimleri, alt alta sıralayalım. Sonra şunları soralım: Bu partileri ve adayları bir araya getiren nedir? Sadece kusurları görmek; hizmeti, nimeti ve meziyetleri yok saymak ne anlama geliyor? 

Bu manzara bize şunu gösteriyor: Muhalefet, millete rağmen halkçılık yapıyor. Geride kalmanın acısıyla; haset ve husumete götüren bir siyaset yürütüyorlar. Tek dertleri, gündemleri Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğan.

Vatanın ve milletin iyiliğini istediklerine inanmıyoruz, inanamıyoruz. Biz, yani milletimiz. Onlar, yani muhalefet.

Şurası kesin: Niyeti nifak olanların ittifakı, kendine döner. Düşmanlık, beraberinde düşkünlüğü getirir.Düşmanlık en çok düşmanlık edeni yıpratır.

Bazıları sadece iktidarı değil, şahsiyetlerini de kaybettiler. Millet iradesine saygı duymuyor ama hâlâ ahlâktan bahsediyorlar.

Bazıları meclise girdiler, ama yoldan çıktılar. Doğup, büyüdükleri topraklara ve mensubu oldukları millete ihanet ettiler, ediyorlar.

Ve bazıları sadece seçimi değil, gönülleri de kaybettiler. Hem gözden, hem de gönülden düştüler. Elde var, gönülde yoklar. 

Onlar için, eğer kabul ederlerse, esaslı bir muhasebe zamanıdır.

Gelelim AK Parti’ye…

Allah hiç kimseyi dostlarıyla imtihan etmesin. Onlarca yıllık yol arkadaşlarınız, şu ya da bu sebepten, başka bir yola meyletmişse… “Kardeşim” dedikleriniz, bambaşka bir şeye dönüşmüşse… İçinizi teslim ettikleriniz, dışarıdan saldırmaya başlamışsa… İşler zor oluyor.

Bu seçimde AK Parti’nin oyları azaldı ama mesuliyeti arttı. Yeni ve farklı bir dönemin eşiğindeyiz. Bu saatten sonra: Tek başına yatırım yetmez, yetmiyor. Gönüllere de girilmesi gerekiyor. 

Bu seçimde, oylar, kurumdan ziyade, kişiye verildi. O kişinin, yani Sayın Erdoğan’ın iyi bir çevre temizliği yapması gerekiyor. İlk adım bu millete yakışan, itimat telkin eden, dirayetli ve liyakatli bir kadronun ve kabinenin kurulmasıdır.

AK Parti’nin en yüksek oy aldığı illere bir bakalım. Yatırımın en az yapıldığı, Anadolu’nun fakir ve dertli beldeleri olduğunu göreceğiz. (Bakınız Bayburt, Gümüşhane, Çankırı ve Aksaray.)

Buna karşılık, büyük proje ve yatırımlara ev sahipliği yapan yerleşim yerlerinde, muhalefet partileri ipi önde göğüsledi. (Yine bakınız Çanakkale, İzmir, Van ve Diyarbakır.)

Hizmet, alınan oy miktarına göre götürülmez. Buna itirazım yok. Ancak belediye hizmetleri dâhil, her alanda daha adaletli olmamız gerekir.

Devam edelim. 

Seçim sonuçlarını sadece istikrar ve büyüme üzerinden izah etmek hatalı olur. Bu seçim, Anadolu’nun yüksek fikriyat, hissiyat ve hassasiyetinin bir ifadesidir.

Bir kez daha gördük ve anladık: Ne senin, ne benim… Hiçbirimizin aklı, milletten daha fazla çalışmaz. Milletin ana gövdesi, olan ve bitmeyenin farkındadır. Milletin irfanı, her türlü üst aklı ve hesabı tesirsiz hale getirecek derinliktedir.

Gezi’den beri, defalarca, tarihi süreçlerden geçtik, geçiyoruz. Anlaşılan o ki, vazgeçmeyecekler. Seçim sürecinde bir kez daha şanslarını denediler. Çok şükür, yine olmadı ve oyun milletten döndü. 

24 Haziran akşamı…

Burkina Fasolu Abdoulaye Sawadogo, şunu söylüyordu: “Maşallah çok mutluyuz. Bu bizim için sadece Türkiye’nin değil, İslam dünyasının zaferidir.”

Bosna Hersekli kayınpederim, Saraybosna’dan şu mesajı gönderdi: “Allah zaferinizi mübarek eylesin. Allah Türkiye’yi / Türkleri korusun.”

Şunu anlatmak istiyorum: Seçimlerin kazananı millet oldu. Bosna’dan Basra’ya, Kosova’dan Burkina Faso’ya ve Makedonya’dan Malezya’ya uzanan büyük bir coğrafyadaki sevinç gösterileri de dikkate alınırsa, İslam milleti.

 

YORUM YAZ

  • Emin ÇerkezEmin Çerkez2 ay önce
    Ak parti içindeki AKP'liler hızla temizlenmeli. Feto diyorduk birde şimdi Süleymancılar çıktı. Hain sayısı hergeçen gün artıyor.
  • SemihSemih2 ay önce
    Amin kardeşim. Biz Reise güveniyoruz. O hep dik durdu eğilmedi. Biz de onu yanlız bırakmayız. Ölümüne böyle ölümüne.
  • KonyalıKonyalı2 ay önce
    Hay ağzına sağlık Ayhan kardeşim. Seçim bitti çok şükür kazandık. Artık yapılan hataları konuşma vakti geldi. İçimizde AKPlilerden kurtulmak lazım. Reisi seviyoruz ama AKPlileri istemiyoruz.
  • Adil SinanoğluAdil Sinanoğlu2 ay önce
    Güneşli günler bizi bekliyor. Her şey daha güzel olacak.