Utanmasa, “Benim POAŞ diye bir şirketim mi varmış hakim beg” diyecek!
Aydın Doğan ömür adam..
Hilton’a bir koyup, 10 alma operasyonuna soyunuyor..
Başaramayınca, ortalığı birbirine katıyor..
Hayatı hep böyle geçmiş çünkü..
Kağıt üçkağıdı davasında allem etti.. Kallem etti..
Dosyanın Yargıtay’dan çıkmasını üç sene önledi..
Şimdi dosya İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’ne döndü diye biliniyor ama..
Adresini bilen tek bir kişi bulunmuyor..
Mahzende mi?
Savcının aylarca açmayacağı çekmecesinde mi?
Hakimin kilitleyip kapattığı dolabında mı?
Nerede bilen yok..
Oysa o davanın bu şekilde örtbas edileceğini, Tayyip Erdoğan yıllar önce haber almıştı..
Adalet Bakanı’na “Örtbas ediliyormuş. Bir ilgilen” demişti..
Bu sırada FETÖ’cü polis müdürleri, Başbakan ile Adalet Bakanı’nın telefonunu dinleyip..
Aydın Doğan’a müjdeyi veriyorlardı:
“Aydın Bey.. Bakın sizin dosyayı Başbakan takip ediyor ama. Biz de onu takip ediyoruz.. Hiç korkma.. Bizim avukatlar senin dosyanı halledecek.. Bir vekalet çıkart. Biraz himmet öde.. Dosyan tamamdır.”
Nitekim..
Aydın Doğan, durup dururken..
Fetullah Gülen’in avukatlarını tutup..
O dosyadan sıyrılmayı planlamıştı..
Vekaleti verdi..
Diğer istenilenler yapıldı..
Yerel mahkemede beraat alındı..
Ama arada 17-25 Aralık yaşanınca..
FETÖ’cülerin yargıdaki tezgahları ortaya çıkınca..
Aydın Doğan’ın beraati, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda tasdik olmadı..
Şimdi yerel mahkemede yeniden bir karar verilmesi gerekiyor ama..
Dosyayı kaybettirenleri takip edecek bir de Tayyip Erdoğan lazım..
Lazım da..
Tayyip Erdoğan hangi birine yetişsin?..
O tarihte bir el atmıştı..
Yetmez mi?
Savcısı, hakimi, bürokratı..
Kamudan maaş alan herkesin..
Artık bu dosyayı “namus” bilip, adım adım takip etmesi gerekmez miydi?
Gerekirdi..
Ama burası Türkiye..
Tayyip Erdoğan da, bir tane..
İkincisi yok..
Ve o da bir insan..
Her yere, her an yetişmesi mümkün değil..
•
“Kağıt üçkağıdı dava dosyasının nerede olduğu meçhul” dedik..
Aynı şekilde, bir de POAŞ dosyası var, Aydın Doğan’ın..
O dosyada da, daha yeni ifade verdi.
İşin üstünden nerede ise 10 yıl geçmiş..
Vereceği iki satır ifade..
Yok, “Yurtdışında idim..”
Yok “Hasta idim” derken..
Dün ifade verdi..
Verdi de, ne dedi?
“Hiiiç!”
Abartmıyorum..
Verdiği ifade aynen şöyle:
“10 yıl Petrol Ofisi bizim holding bünyesinde bulunmaktaydı. Ancak ben fiili olarak bu şirketlerin hiçbir işlemine katılmadım ve toplasanız 10 defa şirket binasına gitmiş değilim.”
İşe bakın siz..
Aydın amca, POAŞ’ı satın alırken..
2000 yılında “bir” koyuyor..
“Altın hisse”yi bir anda kaldırtıp..
Kazancını “10’a” katlıyor..
Yetinmiyor..
Şu ülkeden getirilen akaryakıtı..
Bu ülkeden getirilmiş gibi gösterip..
Vergi kaçağına sebep oluyor..
İş ortaya çıkıp, sanık sandalyesine oturunca..
“Benim şirkete hayatımda 10 defa bile gitmişliğim yoktur” diyerek, kurtulmaya çalışıyor.
O zaman şöyle yapalım mı Aydın amca..
POAŞ’a 10 defa bile gitmişliğin yok ise..
Her bir gitmişliğin için, tamı tamamına 1 milyon TL değer biçelim...
10 defa gitmişliğin varsa.. Bunun toplamı için 10 milyon TL sana kazanç hakkı tanıyalım..
Yani her seferinde toplasan toplasan tahminen üç saatini harcadığını kabul etsek..
Her gidişindeki üç saat için, sana bir milyon lira teklif edelim..
10 defa gitmişliğin olduğuna göre..
30 saat için sana 10 milyon lira teklif edelim..
Sonra..
POAŞ’ı aldığın fiyat ile, sattığın fiyat arasındaki farkı bulup..
10 milyon lirasını düşüp..
Gerisini de, fakir fukaraya dağıtalım..
Var mısın Aydın amca?..
•
Parayı alırken, “Benim bu şirkete 10 defa gitmişliğim yoktur.. Bu kadar para kazanmış olmam imkansız..” demiyor..
Parayı alıyor..
Ama yapılan yanlışın hesabını ödemeye sıra gelince..
“Benim bu şirkete 10 defa gitmişliğim yoktur” diyor..
10 defa gitmişliğin yok ise, o şirket üzerinden o kadar parayı nasıl kazandın, Aydın amca?..
Sakın sen de, yanında çalışan hergele gibi..
“Ben bu işlerden hiç anlamam..” moduna girme..
Hergelen her seferinde, bunu yapıyor..
Kendisinin bilmediği şey yoktur.
Her konuya dalar, çıkar..
Ama iş patronu Aydın Doğan olunca..
Aydın Doğan’ın Hilton’u olunca..
Aydın Doğan’ın kağıt üçkağıdı olunca..
Aydın Doğan’ın vergi kaçakçılığı olunca..
Akaryakıt kaçakçılığı olunca.
“Tüh tüh.. Ben bu ticari konulardan hiç anlamam” der..
Aptala yatar..
“Ben bu imar işlerinden hiç anlamam.. Ne desem ki?” der, iki satır yazamamasının gerekçesini, kendince izah eder..
Şimdi aynı taktik, patron Aydın Doğan’a sirayet etti..
Milyonlar, milyarlar, katrilyonlar kazanılırken..
Uyanıklığın bini bir para..
Ama yapılan bir yanlış tespit edilip, “Nedir bu iş” diye sorulunca..
“Ne diyebilirim ki hakim beg.. Ben o şirkete 10 defa ya gitmişimdir ya gitmemişimdir..”
Hani utanmasa..
“POAŞ mı?.. Benim öyle bir şirketim mi varmış?. Hiç hatırlamıyorum, hakim beg” diyecek de..
Ticaret sicili diye bir şey var..
Toplantılarına kadar, her şey kayıtlı..
Hani bakanlıktaki bir memur..
Şu an bir tuşa bassa..
Aydın Doğan’ın POAŞ’ta katıldığı toplantı sayısını vermesi, ben diyeyim üç saniye, siz deyin 5 saniye sürer..
Ama dedik ya..
Türkiye’de Tayyip Erdoğan bir tane..
Hangi yiğit memur çıkacak da..
“Yalan söylüyorsun Aydın Bey.. Bak katıldığın toplantı sayısı bu” diyecek..
Biz burdan hatırlatmış olalım..
Belki yanılırız.
Bir yiğit memur çıkar.
Aydın Bey’in yalanını, yüzüne vurur!







