RTÜK’ün Başkanvekili Çıplak: Başbakan’a ‘şerefsiz’ diyenlere ceza verilmemeli!
Değişik defalar hatırlatmışımdır..
Yaşadığımız olayların sıcaklığı içinde, değerlendirmelerimiz eksik olabiliyor.. Bazı gerçekleri atlayabiliyoruz.. Bazılarının farkına varamayabiliyoruz.
Onun içindir ki, olaylar yaşandıktan sonra..
Ortalık biraz durulduktan hemen sonra..
Şöyle geriye dönüp..
Yaşanılanları tekrar hatırlayıp..
Fotoğrafı tekrar çekmemiz gerekir..
Bu kapsamda.
Gezi olaylarını bir irdeleyelim..
Kimler o hain operasyona su taşıdı, bir bakalım..
Unutmuşsunuzdur..
Unutmamış olsanız bile, “Yok canım, bunlar bir televizyon ekranından mı söylenmişti.. Yanlışınız olmasın. Sahibi belirsiz sosyal medya hesaplarında yazıldı diye hatırlıyorum” itirazında bulunacağınız skandal ifadeleri, resmi kurumların yaptığı tesbit raporlarından aktarayım..
Gezi isyanının başladığı 27 Mayıs 2013’ten hemen sonraki birkaç gün içinde Halk TV ekranlarından söylenilenlerle başlayalım:
“İstanbullular Katil Erdoğan Sloganı Atarak Taksim’e Ulaşmaya Çalışıyor…”
Televizyon ekranından, bu ülkenin Başbakanına, “Katil” deniliyor..
Not alıp devam ediyoruz alıntımıza.
“İstanbul’da 1000 polis ve 15 Emniyet Müdürü istifa etti.”
Bugün Gezi isyanının 4. yılında, hafızanızı yoklayıp söyleyiniz, böyle bir haberin “h”si gerçek mi?
1000 polis değil, 1 polis.. 15 emniyet müdürü değil, 1 emniyet müdürü istifa etmiş miydi o süreçte?
Etmemişti..
Devam ediyorum CHP’nin televizyon kanalı Halk tv ekranından aktarmaya:
“Edirne polisi müdahale etmeme kararı aldı…”
Meydanlara daha fazla insan toplanması için, hareketin sadece siviller değil, resmi görevliler tarafından da desteklenerek adeta toplu isyana dönüştüğü izlenimi vermek için..
Bir ilin polislerinin, olaylara müdahale etmeyeceği gibi, korkunç bir yalana imza atılıyor..
Ve o gün belki düşünemediğimiz..
FETÖ’nün o tarihlerde emniyette çok güçlü olmasından hareketle..
“Al işte sana, Gezi isyanının FETÖ bağlantısı.. Belki de Halk tv’ye sızdırılan, uygulamaya geçilmemiş bir operasyon hazırlığı idi.. FETÖ sonradan vazgeçti.. Ama sızdırma yapılan Halk tv ekranlarından, plan kayıtlara girdi..
Devam edelim, Halk tv ekranından aktarmaya:
“Flaş! Herkes Evinden Çıkıyor. Kızılay’da korkunç gece: 61 plakalı Renault Laguna marka bir otomobilin Kızılay’da göstericilerin üzerine yürüyerek 7-8 kişiyi ezip kaçtığı iddia ediliyor…”
Unuttunuz değil mi, panzer altında kalan kızı.
Polis darbesi ile çocuğunu doğuran hamile kadını..
Panzer altında sırtı parçalanan Geziciyi!
Evet, biz bu yalanları o günlerin sıcaklığı içinde, duyduk, ama unuttuk..
İşin doğrusu ne 61 plakalı Renault marka araç o gün Kızılay’da bir olaya karıştı.. Ne de göstericileri ezdi..
Alın ekrandan bir korkunç suç tahriki daha:
“Ankara’da otomobili olanlara acil çağrı. Bütün arabalar Atatürk Bulvarı’na park etsin, Toma’ların geçişini engelleyelim…”
Yetmedi..
Halk tv ekranlarından bakın daha neler yapılmış:
“Hepiniz o..... çocuğusunuz... Çok sayıda yaralı var, ölü de olduğu söyleniyor… Kimyasal Tayyip yazıyordu üstünde, o çocuğa plastik mermi sıkmaya başladılar… Onurlu insanlar normal ülkelerde istifa ederler ama bunlar onursuz, bunlar şerefsiz…”
Seçimle işbaşına gelen hükümet üyelerine, resmen küfür eden bir söylem, televizyon ekranında tekrarlanıyor..
Ve bir yalan daha:
“Ankara’da bir genç kız öldü, panzerin altında kaldı, Aylin isminde bir genç kız… Akköprü civarında Aylin isminde bir kız hayatını kaybetti… Halk ayaklandı…”
4 yıl sonra hatırlatayım..
Aylin diye bir kız ölmedi..
Panzerin altında kalmadı..
Akköprü civarında da olmadı, başka bir yerde de olmadı..
Bir bölüm daha:
“ ... sprey boya ile O.Ç, yan tarafında ise O.Ç Tayyip, G.t Typ, O.Ç Tayyip yazılı çevik kuvvet aracına birkaç defa zum yapıldığı ...”
Halk tv’ye ara verip, aynı rapordaki Ulusal Kanal yayınları ile ilgili tespitlere geçeyim:
“Ellerinde pankartlar, gidiyor bu çocuklar, Kalkın ayağa kalkın, gidiyor bu çocuklar, bu pazar kanlı pazar, dert yazar derman yazar, bu meydan kanlı meydan, ok fırladı çıktı yaydan ..
Devrim yapıyoruz, hükümeti yıkıyoruz, herkes sokağa insin, isyan ediyoruz, halkı isyana çağırıyoruz, isyan ceza yasasında yasak olsa da o yasağı da deliyoruz..”
Bir ülkede insanlar sokaklara, birbirlerini öldürmeye, meşru yönetimi devirmeye başka nasıl çağrılır?.
Başka hangi ifadelerle çağrılır?
Bir alıntı daha yapayım, Ulusal Kanal’dan:
“İnsanların öldüğü, eylemcilerin panzerlerin altında kaldığı, polisin birçok kişiyi yaraladığı, binlerle ifade edilen ağır yaralıların bulunduğu, hükümet yetkililerinin sosyal medyadan mesaj atanları asacağı..”
Dikkat ettiniz mi?
İnsanlar öldü..
Eylemciler panzer altında kaldı..
Binlerce ağır yaralı var..
Hükümet yetkilileri, sosyal medyadan mesaj atanları asacaklarını ilan etti..
Bu yalanlarla Gezi isyanının alevi köpürtüldü..
Pekiii.
Tüm bunları tesbit eden RTÜK’ün uzmanları..
Yukarıdaki bilgileri raporlarına yazıp, Üst Kurul’un üyelerinin önüne koyduklarında, RTÜK ne yaptı?
Sıkı durun..
Ülkenin başbakanına “katil” diyenlere..
“Onursuz” diyenlere..
“Şerefsiz” diyenlere..
Hayali olaylarla insanların panzerler altında vahşice öldürüldüğünü iddia edenlere..
Halkı sokaklara hatta açıkça hükümeti devirmek için isyana çağıranlara..
Küçük bir para cezası verildi..
Ama bu karara da.
Şu an RTÜK Başkanvekili koltuğunda oturan Esat Çıplak ile.. RTÜK üyesi olmaya devam eden Süleyman Demirkan karşı çıktı..
Şimdi buyrun burdan yakın..
Başbakana en galiz küfürlerin edildiği bir tv yayını için, Esat Çıplak isimli zat verilen cezaya itiraz ediyor..
Süleyman Demirkan itiraz ediyor..
Ve FETÖ’nün tüm oyunlarının deşifre olduğu bugün, bu iki isim, hâlâ o RTÜK’te oturmaya devam ediyor!
Bu iki isimden, Halk tv ve Ulusal Kanal’dan ve diğer sorumlularından..
Bu yalan haberlerle sokağa çağrılıp kışkırtılan ve sonrasında da ölümlerine sebeb olunan-yaralanmalarına sebeb olunan Gezi eylemcilerinin hesabı sorulmayacak mı?
Milyonlarca liralık devlet zararının hesabı sorulmayacak mı?
Bugün artık FETÖ operasyonu olduğu açıkça anlaşılan Gezi isyanının artmasını teşvik eden bu tv kanalları ve onlara destek veren RTÜK üyelerinden bunların hesabı sorulmayacak mı?







