Palavranın kralı; FETÖ’yü FB dize getirmiş!
“İfrat”tan “tefrit”e savruluyoruz.
Balyoz’cular için “Darbenin en ahlaksızını kurgulamışlar” söyleminden..
“Yok yok.. Kahraman Türk generalleri içinde aklından darbeyi geçiren tek bir kişi yoktur. Balyoz davasında yargılanan Çetin Doğan’ından tutun, Engin Alan’ına kadar tamamı, sütten çıkmış ak kaşık kadar beyazdırlar” söylemine geçiyoruz..
Ergenekon’cular için, “Ülkede ne kadar şüpheli ölüm var ise, arkasında mutlaka derin devlet vardır. Ölümlerin failleri Ergenekon’culardır” söyleminden..
“Ergenekon’cuların tamamı masumdur. Türkiye’de derin devlet diye bir şey yoktur. Şüpheli olarak gösterilen ölümlerin hiçbirisinde karanlık bir yan yoktur.. Şüphe iddiaları, uydurmadır” söylemine geçiyoruz..
“Fenerbahçe tüm maçlarını ya karşı takımın oyuncularına para vererek ya da hakemi satın alarak kazandı.. Bileğinin hakkı ile maç kazandığı vaki değildir” söyleminden..
“Fenerbahçe hiçbir maçında şike yapmamıştır. Fenerbahçe takımı pir-ü paktır” söylemine geçiyoruz.
Benim kanaatim..
Balyoz’da da..
Ergenekon’da da..
Fenerbahçe hakkındaki iddialarda da..
Doğruluk payı olanlar vardır..
Abartılmış olanlar vardır..
•
Dün, Fenerbahçe hakkında gözaltıların yapıldığı tarih olan 3 Temmuz 2011’in yıldönümü idi..
Aziz Yıldırım başta olmak üzere, Fenerbahçelilerde ve ulusalcılarda, Ergenekon’cularda, Balyoz’cularda bir afra, bir tafra..
“FETÖ’nün sonu 3 Temmuz’la başladı” diyen mi ararsınız..
“FETÖ’ye ilk yenilgiyi tattıran, Fenerbahçe’dir” diyen mi ararsınız..
“Fenerbahçe olmasaydı, FETÖ Türkiye’ye hakim olacaktı!” diyen mi ararsınız..
Sanırsınız ki..
15 Temmuz’da, darbecilere ilk direniş Fenerbahçe semtinden başlamış, tüm Türkiye’ye dalga dalga yayılmış!
Sanırsınız ki, Fenerbahçe semtinin bulunduğu Kadıköy, darbecilere en net rest çekilen ilçe olmuş!
Sanırsınız ki, darbecilerin tanklarına gövdesini siper edenler, Fenerbahçe orduevinin bulunduğu mahalledeki Fenerbahçelilermiş..
Geçin beyler, bu mavalları..
15 Temmuz’da, Fenerbahçe semtinin bulunduğu Kadıköy’de bırakın tankın önüne yatanları, tankları alkışlayanların varlığını biliyoruz..
15 Temmuz’un başarısız olmasında en etkili görevi ifa eden Tayyip Erdoğan’a, gerek futbol, gerek basketbol maçlarında çaktırmadan rol kesenleri biliyoruz.. (Bu sözlerimden, hiç kimse, Galatasaray veya Beşiktaş’lıların bu konuda dört dörtlük masum oldukları kanaatinde olduğum anlamını çıkartmasınlar. Maalesef, bu konuda üç takımın taraftarları da, büyük hatalara imza atmışlardır.. Benim itirazım, Fenerbahçe’nin bu konuda kendisinin çok büyük bir direniş ve başarı göstermiş havası estirmesine..)
•
Davanın ayrıntılarına girecek değilim..
Ama kısaca şunu söyleyeyim..
Takım fanatikliğinden kurtulup, Fenerbahçeliler dahil herkes cevaplasın..
Bir futbol kulübünün başkanı, bir başka futbol kulübünün başkanına 500 bin dolar borç parayı niye verir?
Veya..
O tarihte gerçekten borç için verildi ise..
Ve bu borç verme işlemi sıradan ve adet olan bir işlem ise..
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, bugünlerde hangi klüplere ne kadar borç verdiğini bir açıklayabilir mi?
2011’den sonra..
6 yıl boyunca, kimlere, ne kadar borç para verdiğini söyleyebilir mi?
Kimse, insanımızı aptal yerine koymasın..
FETÖ’nün iddia ettiği gibi, “O da şike.. Bu da şike. Şikesiz maçı yok zaten” iddiasında değilim..
“Bilet alınmış.. Verilmiş, haaa. Bak bu da şike” demiyorum..
Ama 500 bin dolar gibi büyük miktarda bir paranın, aynı ligde oynayan futbol klübüne borç verilmesinin bir anlamı olamaz..
FETÖ, “bir”i, “bin” yapar..
Bu borç verme işlemi de, “bir”di..
O bir, bin yapıldı.
Başka “bir”ler de vardı ama..
Bununla yetinelim..
Ve “15 Temmuz’un gerçek başarısı, Fenerbahçe Cumhuriyeti’ne aittir” diyenlere..
“Rakip takıma 500 bin dolar borç vermekle mi, 15 Temmuz’un başarısı size ait oluyor” diye soralım..
•
Aziz Yıldırım’ın “Borç verdim. Çek aldım. Teşvik (şike) amaçlı para verme olsaydı, niye legal evraklarla yapayım ki” savunmalarına, aklı başında hiç kimse küçücük bir ciddiyet payı vermez.
Bu işler böyledir..
Verirsiniz..
Ortaya çıkmazsa, sorun yok..
Ortaya çıkarsa, şöyle bir bakarsınız, inkarı mümkün mü?
Mümkünse inkar edersiniz..
Mümkün değilse, “Verdim ama, o amaçla vermedim” dersiniz..
FETÖ de, para vermeyi somut olarak yakaladığı için.
“Verdim ama, şike amacı ile vermedim” savunması yapılmıştı..
•
Aziz Yıldırım, 15 Temmuz’un başarısız olmasında kendisinin ve takımının gerçekten büyük payı olduğu iddiasında samimi ise..
Önce Hidayet Karaca ve FETÖ’den etkili bir isim ile yaptığı görüşmenin perde arkasını anlatsın..
Bugün dahi..
“Hidayet Karaca beni cezaevinden çıktıktan sonra ziyaret etti. Bana Türkçe Olimpiyatları için stadyumu tahsis etmemizi istedi. Buna izin vermeyeceğimi söyledim. Aslında FETÖ’cülerin benimle ilk irtibatı Fetullah Gülen’in DGM’deki davasında oldu. 1998 yılıydı. Benden Fetullah Gülen için aracı olmamı istediler. Sonuçta ona karşı davayı açanlarla yakınlığımdan yararlanmak istediler. Ben de tanıdığım kişilere aracı olacağımı söyledim. Bu kişileri geldikleri gibi gönderdim” beyanı ile gerçeklerin üstünün örtülebileceğini kimse sanmasın..
Bugün aslanlar gibi FETÖ’ye meydan okuyan Aziz Yıldırım, o tarihte de meydan okuduğu iddiasında ise, Hidayet Karaca’nın görüşme talebini niye kabul ettiğini izah etmeli..
Düşünsenize.
Sizi cezaevine koyduran bir yapının etkili ismi, tahliyenizden sonra sizinle görüşmek istiyor.
Siz de kabul ediyorsunuz..
Kim inanır buna..
“Kim inanır” derken..
Ek bir bilgiyi de vereyim..
Fenerbahçe hakkındaki şike davasında, klübün ikinci ismi, aynı zamanda avukat olan Şekip Mosturoğlu, FETÖ’cü olduğu tüm kamuoyu tarafından bilinen bir avukatı müdafi olarak seçiyor..
Daha önce bu avukatla bir tanışıklığı yok.
Bir vekalet ilişkisi yok..
FETÖ’nün etkin olduğunu tahmin ettikleri dava için, FETÖ’nün avukatlarını kendilerine tutarak, davadan sıyrılmanın planındalar..
Sonra da, “15 Temmuz bizim sayemizde başarısız oldu” diyorlar..
Buna, kendileri de inanıyor mu acaba?







