Laikçiler gelin, “Leküm dinukum veliyedin”de anlaşalım!
Bana soracak olsanız..
“Hepimiz Müslümanız, ama içimizde bazıları, bilmediklerinden, farklı söylemlere soyunuyorlar” diyeceğim..
“İnançta bir farklılığımız yok ama.. Amelde bazı sıkıntılar yaşanıyor. O da itikadı etkilemez” diyeceğim..
Ama dedirtmiyorlar..
Sabahtan akşama kadar..
Din kaynaklı ne varsa, hepsine karşı çıkıyorlar..
Din kaynaklı fiillerin özgürce yerine getirilmesine engel çıkartmak için, ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar..
O zaman..
Kur’an-ı Kerim’deki ayetle cevap vermek, zorunlu oluyor:
“Leküm dinukum veliyedin.”
Türkçe anlamı, “Sizin dininiz size, benim dinim bana..”
•
Uygulaması da çok basit..
Laikçiler bize karışmayacaklar..
Biz de onlara karışmayacağız..
Bu noktada anlaşacağız..
“Aaaa?.. Bu ülkede dindar insanlar çoğunlukta oldukları halde.. Laikçilere karışmayacaklarını taahhüt ediyorlar. Buna rağmen yine de laikçileri ikna edemiyorlar mı?” diye soracaklar çıkacaktır..
Cevabım: “Maalesef, aynen öyle!”
Kimse şaşırmasın..
Toplumun büyük çoğunluğu Müslüman..
Ama laik olduklarını iddia eden toplumun bir kesimi, öyle ceberrut tavır takınıyorlar, öyle hoyratlık yapıyorlar ki..
Sözümona, “Din özgürlüğünün teminatı olarak laikliğin kabul edildiği” iddiası ile yola çıktıkları halde..
Bize emrediyorlar..
Talimat üstüne talimat yağdırıyorlar:
“Okulda namaz kılamazsınız..”
“Okulda başınızı kapatamazsınız..”
“Resmi kurumlarda, mescit açamazsınız..”
“Cuma namazına gitmek için, mesai saatlerini ayarlayamazsınız.”
“Nikahınızı müftülere kıydıramazsınız..”
“Arzu eden kadınların binebileceği ‘kadınlara özel otobüs’ uygulaması yapamazsınız.”
“Çocuklarını karma okula göndermek istemeyenler için, sadece kızların gidebileceği ‘kız liseleri’ açamazsınız..”
“Pozitif ilimler yanında, dini kavramları asgari oranda öğrenmek isteyenlere bu hizmeti vermek üzere imam hatip okulları açamazsınız, bu okulları çoğaltamazsınız..”
Laikçilerin talimatları böyle böyle devam ediyor..
Dikkat ettiyseniz, talimatların hiçbiri, laikçilerin kendi hayatları ile ilgili değil.
Sıraladığım ve devamında sıralanabilecek daha değişik ihtilaflı konuların tamamında..
Bir tanecik bile..
Laikçilere dayatılan bir konu yok..
“Gel bakalım laikçi kardeş.. Sen de okulda, benimle birlikte namaz kılmaya mecbursun” diyen yok..
Böyle bir dayatma olmadığı için, laikçilerin, “Bize zorla namaz kıldıramazsınız.. Bu dayatmanız yanlıştır. Yapmamalısınız” şeklinde bir talebi de yok..
Bizim “Gel bakalım laikçi kardeş, bizim örtünmemiz yetmiyor.. Sen de.. İstemesen dahi, başını örteceksin” şeklinde kimseye yaptığımız bir dayatma yok..
Böyle bir dayatma olmadığı için de.. Laikçilerin, “Bize başörtü mecburiyeti niye getiriyorsunuz? Biz örtünmek istemiyoruz. Bizi örtünmeye zorlamanız doğru değil. Bunu yapmayın” şeklinde bir talepleri yok..
Gördüğünüz gibi..
Laikçilerin tüm söylemleri..
Kendi hayatları için değil..
Hep bizim hayatlarımız için..
“Onu yapmayın.
Bunu söylemeyin..
Şu hakkınızı kullanmayın..
Bu uygulamayı gerçekleştirmeyin..”
İyi de, bizim hayatımızdan size ne arkadaşlar?
Kılıyorsak, namazı biz kılıyoruz..
Resmi kurumda da, özel işyerinde de.. Evde de..
Size zorla namaz kıldırmadıktan sonra.. Ne karışırsınız siz, bizim namazımıza?..
Ne diye manşet atarsınız, “Okulda namaz” diye?..
Örtünüyorsak, kendimiz örtünüyoruz..
Size, “Örtünün” diyen yok..
O zaman niye, iki günde bir kriz geçirip, “çağdışı kıyafet” hakaretleri ile saldırıya geçiyorsunuz? “Üniversitede belki ama.. Resmi kurumlarda başörtü olmamalı” dayatmasına soyunuyorsunuz!
Aktüel konulardan birisi, “karma okul” yerine, “kız liseleri”nin açılması..
Kız liseleri yaygınlaştığında, o liselere çocuklarını kim gönderecek?
Biz göndereceğiz..
Sizlere, “Karma okul mokul yok. Artık çocuklarınız erkek ise erkek lisesine.. Kız ise kız lisesine yollayacaksınız. Karma okullar kapanmıştır” diyen de yok.. İsteyen karma okula, isteyen kız veya erkek lisesine gidecek..
Dolayısıyla laikçilerin de hop oturup, hop kalkmasına gerek yok..
Bir başka aktüel konu..
Belediye otobüslerinin bazılarının, sadece kadınlara tahsis edilmesi..
Bu uygulama yaygınlaştığında..
“Bütün kadınlar, zorla bu otobüslere binecek.. Erkeklerin otobüslerine, hiçbir kadın binemeyecek” diyen var mı?
Yok!..
Sizler yine, istiyorsanız eğer.. Erkeklerle beraber yolculuk edersiniz.. Ama istemeyenler de.. Kadınlara tahsis edilen otobüslere binecekler.. Sizi niye rahatsız ediyor ki, bu uygulama?
Son aktüel konu..
Müftülerin de nikah kıyabilmesi..
Nikahını müftüye kıydıracak olan, bizleriz..
Laikçilere “Belediye memuruna nikah kıydırmak yok. Herkes müftünün önünde diz çökecek” denilmedikten sonra..
Ne diye, “müftüye nikah kıyma yetkisi verilmesi”ne karşı çıkarsınız?
Siz belediye memuruna gider, nikahınızı kıydırırsınız..
Hatta artık birçoğunuzun yaptığı gibi..
Nikah bile kıymadan, “çağdaş birliktelik” adı altında, istediğiniz naneyi yersiniz..
Biz de, müftüye gider, nikahımızı onun huzurunda kıydırırız..
Tatışılacak, neyi var bunun?
Raptiyeye basmış gibi, niye zıplıyorsunuz ki, havalara?
•
Dini hassasiyeti olanlarla, dini hassasiyete önem vermeyenler arasındaki anlaşma noktası..
“Herkesin kendi hayatını yaşama hakkı”nı tanımaktan geçiyor..
Biz laikçilere zaten karışmıyoruz.
Laikçiler de bize karışmazlarsa.
Sorun kalmayacak..
Yok öyle, “Ama resmi kurumlar ayrı” mavalları ile, hakimiyet alanını çaktırmadan çaktırmadan genişletmeye çalışma..
Dindar insanlar çoğunlukta olduğu halde..
Laikçilere, resmi kurumlarda dahi istemedikleri bir hayat tarzını dayatmadıklarına göre.
Laikçiler de dindarlara, aksi yönde bir dayatmada bulunamazlar..
Bulunmamalıdırlar..
Bu kapsamda..
Müftülerin nikah kıyabilmesi ile ilgili kanun değişikliğine, CHP’liler de TBMM’de oy vermelidirler..
Vermezlerse, sonuç değişmez.. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi, o değişiklik yine geçer..
Ama CHP’nin alnına, “dayatmacı” damgası, tekrar vurulmuş olur.







