“HSK’nın akıl hocası Akit” mi?
Zaman zaman farklı düşüncede arkadaşlarla da konuşuyoruz..
“Sert yazıyorsunuz” diyorlar..
Dışardan madem ki öyle görünüyor..
Mübarek Ramazan ayındayız..
Bari Ramazan ayı hürmetine, biraz yumuşak yazalım..
•
“Gazeteciler terörist olmakla suçlanıyor” diye tempo tutuyorlar, bizi de meslektaş olarak yanlarında görmek istediklerini söylüyorlar..
“Cumhuriyet’in yöneticileri, yazarları tutuklu, Sözcü’nün muhabirleri tutuklu, destek verin” diyorlar..
Verelim tabii.
Ama sizler de, teröristlerle yan yana olmadığınızı gösterin yani..
Hem PKK’lı teröristlerle..
Hem de FETÖ’cü teröristlerle..
Bile bile yalan yazmadığınızı, doğru haberin peşinden gittiğinizi, samimi olarak savunabilin..
Üçkağıt açmayın..
Halkı aptal yerine koymayın.
Bize enayi muamelesi yapmayın..
Tamam mı arkadaşlar?
Mesela?
Mesela dünkü Cumhuriyet’te bir haber: “Yargıda son nokta: HSK’nın akıl hocası Akit”
Gerçekten böyle bir şey olsa, ben Akit sorumlu müdürü olarak gurur duyarım da..
Böyle bir şey yok..
Akit haberini yapmış.
HSK, haber olmadan da yapması gereken bir soruşturmayı, haber yayınlandıktan sonra artık görmezlikten gelememiş..
Soruşturmayı açmış..
Böylesi bir durumda Akit’in haberine de.. HSK’nın soruşturma açmasına da itirazı olan arkadaşlar ne yapmalılar?
Soruşturma konusu olan hangi eylem ise, onu masaya yatırıp, “Böyle basit bir konu haber de olmaz, soruşturma konusu da” demeliler.
Eğer diyebiliyorlarsa..
Onlar işin esasına hiç girmeden..
Suçlamanın ana merkezini belirtmeden..
“HSK, Cumhuriyet’e Charlie Hebdo döneminde desteğe gelen hâkim ve savcılara ‘Akit hakkınızda haber yaptı’ gerekçesiyle soruşturma açtı!” diyorlar..
Akit yazmasaydı, o hakimlere soruşturma açılmayacakmış.
HSK’daki üyeler gerçekten dürüst, objektif, adil hukukçular olsa bile.. Soruşturma açılmayacakmış da..
Akit yazınca..
Akit’ten çekinip, soruşturma açılmış gibi haberi sunuyorlar..
Yalan..
Bin defa yalan..
Baştan aşağıya yalan..
Onların vermedikleri ayrıntısı ile soruşturma sebebini vereyim..
Hukukçu olmanıza gerek yok..
Soruşturma açılmalı mı, açılmamalı mı, siz takdir edin..
Yurtdışında Hz. Peygamber’e hakaret içerikli karikatürler çizildiği gerekçesi ile bir dergi saldırıya uğramış, insanlar ölmüş..
Hemen ardından..
Cumhuriyet gazetesi, “O karikatürleri düşünce özgürlüğüne destek amacı ile biz de yayınlayacağız” diyerek, dini hassasiyeti olan insanlara da meydan okurcasına bir açıklama yapmış.
Ertesi günü de, gerçekten o karikatürlerin bazılarını yayınlamış.
Savcılık soruşturma başlatmış..
Yetkili hakim toplatma kararı vermiş.
Burada bir soluklanalım..
Bir gazetenin yayını sonrasında, yargı harekete geçmiş..
Gazete sorumluları hakkında işlem yürütüyor.
Bu noktada, sivil insanların dahi, o gazeteye bu yayını sebebi ile destek vermeye kalkması sorunludur ama..
Verilen desteğin, aslında “suçu övme” olarak değerlendirilip; değerlendirilmeyeceği tartışmalıdır ama..
Bu aşamada, sivil insanları bir kenara bıraktık..
Devletin memurlarının..
Daha da ötesinde..
Devletin hakimlerinin..
Savcılarının..
Belki yarın yayınlanacak atama kararları sonrasında, bu ihtilafta karar verme noktasında olabilecek hakim ve savcıların..
Ferdi olarak da değil,
Yaklaşık 10 yargı mensubu olarak..
Cumhuriyet gazetesinin önüne gidip..
Soruşturma açılan konuya özgü olarak, o gazeteye destek verdiklerini açıklamaları..
Kusura bakmayın ama..
Bir teröristin, üzerine bombaları bağlayıp, intihar saldırısına çıkması gibi bir şeydir..
Yargıya intikal etmiş bir olayda, hakimler savcılar, tavırlarını kamuoyu önünde nasıl açıklarlar?
Şüphelilerin yanında olduklarını, nasıl açıkça beyan edebilirler?
Bunun sonrasında, başka hakim ve savcıların neler yapabileceği hiç mi düşünülmez?
Bir mafya babası tutuklandığında, bir hakim, ziyaretine gidip, “Yanındayım” diyebilir mi?
Derse, soruşturma geçirmez mi?
Hatta hakimlikten ihraç edilmez mi?
Bir şüpheli, gözaltına alındığında..
Halen görevde olan bir savcı, şüphelinin iş yerini veya evini ziyaret edip, “Yanındayım” açıklaması yaparsa..
Bunun anlamı ne olur?
Bu savcı hakkında, derhal soruşturma açılıp..
Öyle Cumhuriyet’i ziyaret eden hakim ve savcılardaki gibi 1.5 yıllık soruşturma ile de değil..
Bir aylık soruşturma ile, hemen kapının önüne konulmaz mı?
Konulması gerekmez mi?
Başka nasıl tarafsız yargılama yapılabilinir?
Arkası olan kişiler, soruşturmaya muhatap olduklarında, hakim ve savcıların desteğini arkalarında görürlerse.. Daha önemlisi, bu destek kamuoyunun önünde deklare edilirse..
Soruşturmayı yürüten savcı ve hakimler, kendilerini baskı altında hissetmezler mi?
Daha net bir örnek vereyim..
Akit’e bir soruşturma açılmış..
Şu veya bu sebeple..
“Atatürk’e hakaret” suçunu hiç gündeme bile getirmiyorum..
Öyle bir suçtan dolayı, değil hakim veya bir savcı ziyaretimize gelsin..
Bir özel iş yerinde çalışan hizmetli ziyaretimize gelse ve “Akit’in arkasındayız” dese..
Eminim Cumhuriyet ve benzeri yayın kuruluşları, o “hizmetli”nin dahi iş akdinin feshi için akla gelmedik yayınları yaparlar..
Atatürk’e hakareti bir kenara koyduk.
Herhangi bir suç soruşturması sonrasında.
Akit’e bir savcı gelip, “Geçmiş olsun. Düşünce özgürlüğü yolunda sizinle beraberiz” dese..
O savcı göreve devam edebilir mi?
Ellerini vicdanlarına koysunlar, söylesinler..
Değil o ziyaretten sonra 1.5 yıl, 1.5 gün görevde tutulmasına bile fırsat verilmez..
Ama, görüyorsunuz işte..
Suçun daniskasını işliyorlar..
Kendilerini savunma yerine..
Akit’e kara çalarak, suçtan kurtulmayı hesaplıyorlar..
Boşuna yoruluyorlar..
Eski dönem bitti..
Onların deyimi ile “Akit’in aklı” ile.. Doğru tanımlaması ile sadece “aklın emri” ile hareket eden bir devlet var artık..







