“Horozluk yapıyor”dan, geldik “Adayımız Gül olabilir!”e..
Siz bu işten bir şey anladınız mı?
Sözümona, CHP, halkoylamasında büyük bir ivme kazandı..
Büyük başarı(!) elde etti.
% 25’lerde seyreden oy potansiyelini..
Bazı katkılarla da olsa, % 48.5’a getirdi..
Öyle diyor abilerimiz..
“Evet” cephesi için ise..
AK Parti ile MHP’yi üst üste toplayıp..
“Asgari % 10 oy kaybettiler” diye sevindirik oluyorlar.
Sonra?
Sonra ise, AK Parti ile MHP’de her şey tıkırında..
Ne hikmetse referandumun galibi(!) CHP’de kazanlar kaynıyor..
Deniz Baykal’ın çıkışı..
Muharrem İnce’nin rest çekişi..
Fikri Sağlar’ın kurultay çağrısı..
Sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kapının önüne koyarım” tehdidini geçtik.
Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin partideki görevinden ve sözcülükten istifası..
Eeee..
Nedir bu iş, bir anlayan var mı?
Madem referandumdan kazançlı çıktınız..
Bu kavga niye?..
Madem başarılısınız, neyi tartışıyorsunuz?
•
Deniz Baykal’ın “Abdullah Gül, hayır cephesinin cumhurbaşkanı adayı olabilir” çıkışını ben pek önemsemiştim.
Hem önemsemiş, hem de kendi kafamda desteklemiştim.
Durun, hemen itiraz etmeyin..
Beni de “Tayyip Erdoğan karşıtları” arasına atmayın..
Deniz Baykal’ın aynı konuşmasında bir talebi daha vardı.
Ben değerlendirmemi, iki talebi birleştirerek yapıyorum..
Ne demişti Deniz Baykal?
“2019’da Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayımız olacaksa, onu şimdiden açıklaması gerekir.. Eğer aday olmayacaksa, genel başkanlıktan da ayrılması gerekir..”
Sonuç itibari ile de, Deniz Baykal’ın düşüncesi şu:
“Hayırcıların cumhurbaşkanı adayı, şimdiden CHP’nin genel başkanlığı koltuğuna oturmalı.. 2019’da da cumhurbaşkanı adayı olarak meydanlara inmeli..”
Bu durumda, “Abdullah Gül’ün 2019’da hayır cephesinin ortak adayı olabileceği”ni söyleyen Deniz Baykal aynı zamanda neyi kabul etmiş oluyor?
“Abdullah Gül’ün, kısa zaman içinde toplanacak kurultay ile, CHP’nin genel başkanlığı koltuğuna oturmasını..”
İşte bunu ben önemsiyorum..
Sadece cumhurbaşkanlığı seçiminde Abdullah Gül’ü aday göstermeye kalkarlarsa, AK Parti’nin oylarını bölme operasyonu olarak yorumlamak mümkün olabilir ama.
Şimdiden, CHP’nin genel başkanlık koltuğuna da, Abdullah Gül’ün oturmasını kabul ederlerse, işte buna “itiraz” etmeyebilirim..
Düşünsenize, Abdullah Gül, CHP’nin genel başkanı..
Cumhurbaşkanlığı koltuğunda, eşi başörtülü birisinin oturmasını hazmedemeyen CHP, kendi genel başkanlık koltuğuna, eşi başörtülü aynı kişiyi oturtacak..
Büyük komedi olur..
Ben de işin bu yönü ile işte, “Bana göre sorun yok” diyorum..
•
Abdullah Gül’ün Cuma namazı çıkışında cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili tartışmalara verdiği cevapta altını çizdiği bir cümle, bence es geçildi..
Hakettiği oranda tartışılmadı..
Deniz Baykal’ın, “Hayır cephesinin ortak cumhurbaşkanı adayı olabilir” önerisine Abdullah Gül’ün cevabı şöyle idi:
“Sayın Baykal konuşmasına beni de dahil etti. Açıkçası ciddiye almadım. 367 meselesinin nasıl ortaya çıktığını çok iyi biliyorum, o yüzden ciddiye almadım.”
Abdullah Gül, diplomasiyi bilen bir isim..
Ağzından kötü sözleri çıkarmamaya çalışan bir politikacı..
Sözlerini itina ile seçen bir devlet adamı..
Onun için, kibarlığı elden bırakmadan sarfettiği bu sözleri ben biraz açayım..
Demek istiyor ki Sayın Gül: “Deniz Baykal’ın genel başkanlığındaki CHP’nin, benim ilk cumhurbaşkanlığı adaylığımda, Anayasa Mahkemesi’ne giderek, seçimi yaptırmama girişimini unutmadım.”
Gerçekten de..
Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı için AK Parti’nin adayını “Kardeşim Abdullah Gül” diyerek açıkladığında, Deniz Baykal ter ter tepinmiş, Anayasa Mahkemesi’nde dava açmış ve sonrasında da şu tehdidi savurmuştu:
“Anayasa Mahkemesi’nin 367 milletvekili bulunmadan cumhurbaşkanı seçilebileceği yönünde karar vermesi, Türkiye’yi tehlikeli çatışmaya sürükleyecektir.”
Şu işe bakın..
2007’de Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı olarak görmek istemeyen ve bunun için Anayasa Mahkemesi’ne koşan Deniz Baykal, şimdi aynı ismin, kendilerinin adayı olabileceğini söylüyor..
Hayret.. Hayret.. Hayret..
•
Deniz Baykal’ın 10 yıl önceki o tehditkar konuşmalarından bir demet daha aktarayım..
Cumhurbaşkanlığı seçimleri başlamış..
367 şarlatanlığı gündeme getirilmiş.
Deniz Baykal genel başkanlığındaki CHP, Anayasa Mahkemesi’ne giderek, TBMM’nin Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçmemesi için dava açmış..
Bu konjonktürde, bakın Deniz Baykal neler diyor.
Önce Abdullah Gül’e yönelik sözlerini aktarayım..
Tehditler üzerine, “Adaylıktan vazgeçecek misiniz” diye sorulduğunda, Abdullah Gül, “Hayır vazgeçmeyeceğim” deyince..
Bakın Deniz Baykal neler söylemiş:
“Siyasette horozlanma ihtiyacı vardır.”
Bir de Deniz Baykal’ın bugün geldiği noktaya bakın..
Ve siz karar verin, “Bu CHP mi, halkın umudu olacak?”
•
Deniz Baykal’ın, 367 tartışmaları sırasında Tayyip Erdoğan’a yönelik sözleri ile bitirelim:
“Beni dinleseydin, müzakere kanalını açık tutsaydın bu noktaya gelinmezdi. Hayır ben (“Ben”den kastı, AK Partili birisi.. Yoksa o tarihte Abdullah Gül’ün adaylığı zaten açıklanmıştı.) cumhurbaşkanı olacağım. Yahu gerersin Türkiye’yi. Yok ben olacağım. Ne oldu? İktidar şimdi 367 havuzunda çırpınıyor.”
Şimdi soralım Deniz Baykal’a..
Deniz Baykal’ı adam yerine koyup, onun sözleri üzerine Türkiye’de tartışmalar açanlara..
“Ne oldu güzeller? Kim hangi havuzda çırpınıyor şimdi?”
Soralım, Baykal ve avanesine:
“10 yıl önce, laikliğin tehlikeye düşeceğini söyleyerek reddettiğiniz Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığına, böylesine yapışmanızın, kendi adayınız olabileceğini söylemenizin gerçek sebebi nedir?
Bükemediğiniz eli öpmek mi?
Fitne çıkararak, Tayyip Erdoğan’ı altetme tilkiliği mi?”
Baykal ve etrafındakiler ne niyetle hareket etmiş olurlarsa olsunlar..
Baykal’ın teklifi şahsen beni çok memnun etti..
Gönlüm Erdoğan’dan yana olur ama..
Sayın Gül, böyle bir teklifi kabul etmeyeceğini açıkladı ama..
Düşünsenize..
AK Parti’nin 2019 adayı Tayyip Erdoğan..
CHP’nin 2019 adayı Abdullah Gül..
Çok centilmen bir yarış olur..
CHP’yi de tarihe gömeriz..







