Fıkralık tipler, CHP zihniyeti ile gerçek oldu!
Ramazan ayını tamamladık, Allah’ın izni ile bayrama ulaştık..
Tüm okurlarımızın şahsında İslam aleminin Ramazan Bayramını tebrik ile başlayalım..
Artık CHP’lilerde “Şeker Bayramı” inadı kalmadığına yönelik tesbitimizi yapalım.
Öyle ya.. Nasıl olsa “Ramazan Bayramı” demekte zorluk yok..
“Şeker Bayramı” diye dayattılar, tutturamadılar, artık “Ramazan Bayramı” demeyi kabul ediyorlar..
Ama namazı-orucu (çoğunluğu için söylüyorum), bir türlü kabullenemiyorlar..
Hatta bir kısmı, Ramazan’ı, orucu alaya bile almaya kalkışabiliyor..
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ramazan etkinliği adı altında “Kadeh”li şarkıcıları sahneye çıkarıp, “İçki ile oruç”u yan yana getirme densizliğinden çekinmiyor..
Antalya’da bir başka CHP’li belediye, Ramazan etkinliği adı altında konserler düzenleyip, mini şortlu bayana dans ettiriyor..
CHP zihniyetli Pegasus işçileri, Kadir gecesinde rakı içip, “Allah kabul etsin” mesajlı paylaşımları ile rezilliklere tüy dikiyor...
Yetinmiyorlar..
CHP teşkilatında görev yapan bir isim, Kadir gecesi ile alay etmeye kalkışanların avukatlıklarını üstlenip..
“Daha durun, bizde ne rezilikler var” diyor.
Yazıyı bu ciddiyetle götürürsek, soluğu mahkemede alacağız.
Bayramı da kendimize bahane edip; işi gırgıra dökelim..
Pegasus çalışanlarının Kadir gecesindeki rezaletlerinden yola çıkalım.
O rezilliğe imza atanları savunmaya kalkan “Ramazan-laik cumhuriyet” ilişkisi kurmaya kalkan CHP’li avukatı hatırlatıp..
Fıkramıza geçelim..
Fıkralar, hayatın içinden canlandırmalar olmaksızın anlatılırsa, sadece gülersiniz..
Önemli olan, gülerken, ders de çıkarabilmek..
Onun içindir ki, fıkramızı okumadan hemen önce, şöyle bir arkanıza yaslanın, Kadir gecesi ile alay edenleri, onları savunan CHP’li avukatı gözünüzün önünde canlandırın..
İşte hayalinizde canlandırdığınız o tipte birinin de bulunduğu bir toplulukta, yaşlı mı yaşlı, bitkin bir dedeye sormuşlar:
“Bu Ramazan kaç gün oruç tutabildin?”
Bitkin dede, zoraki bir konuşma ile “Hastalığım nedeniyle ancak bir gün tutabildim, yavrum!”
“Allah kabul etsin” demişler, fıkramızın başlangıcında tasvir ettiğimiz entel-dantel tipliye sormuşlar:
“Muhterem, siz kaç gün tutabildiniz?”
Cevap şu olmuş:
“Bu dede, benden bir gün fazla tutmuş!”
Güler misiniz, ağlar mısınız..
Bir başka fıkra..
İnsanların öyle “Helalleşiyoruz” demeleri ile asırlık yanlışları ortadan kaldıramayacaklarını, biraz da abartarak anlatan bir fıkra.
Dünyanın en usta hırsız erkeği ile yine en kıvrak elli, kadın hırsızı evlenmeye karar vermişler..
Bir süre sonra bebekleri olmuş..
Kadın da, erkek de hırsızlıktan kayıtları olduğundan, yakalanma korkusundan hastaneye gidememişler.
Bir ebe vasıtası ile doğum gerçekleştirilmiş..
Doğum sonrasında, ebeyi yolcu etmişler..
Ancak bebeğin sol elinin sımsıkı yumruk halinde olması dikkatlerini çekmiş..
Didiş uğraş, zorla bebeğin elini açmışlar.
Bir de ne görsünler:
Yeni doğan bebeğin avucunun içinde, ebenin yüzüğü var..
Alışkanlıklar, kolay terk edilmez..
Bebekler masum olsa da.
Sorumlu tutulacakları yaşlarına kadar, çevrelerinden etkilenir, kendilerini onlarla özdeşleştirirler...
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbullular karla mücadele ederken, Sarıyer’de balıkçıda İngiliz elçisi ile yediği yemeği hatırlıyorsunuz..
Önce inkâr ettiler, “Biz İstanbullular karla mücadele ederken, hiç balıkçıya gider miyiz” dediler..
Fotoğraf çıkarılıp gösterilince, hiç sektirmeden “Bir ay önceki bir fotoğraf” dediler..
Neyse ki, MOBESE kameraları imdadımıza yetişti. Balıkçıya gidiş tarihi tescillendi.
Ama muhatabımızda utanma yok ki..
“MOBESE kayıtlarının ifşası, özel hayatı ihlaldir” diyerek, savcılığa koştular..
İşine gelince “özel hayat”, işine gelince “şeffaflık” diyenler için de bir fıkra anlatalım, o zaman..
Temel, etrafındaki köpek gezdirenlere bakıp heveslenmiş.
Keçisine bir tasma takmış gezdiriyormuş.
Arkadaşı Dursun sormuş:
"Ula Temel, napiysin?"
Temel cevaplamış:
“Görmiy misin? çöpeğimi cezdiriyorim.
Dursun sormuş:
“Ama bunun boynuzları var.”
Temel cevaplamış:
“Ben onun özel hayatına karışmayrum.”
Ekrem İmamoğlu’nun hayatı fıkra, dolayısı ile ayrıca onun yaptıklarını fıkralar eşliğinde anlatmaya gerek yok ama..
Fıkradaki otobüsle gerçek hayatta yaşanılanlar da benzediğinden, başrol oynayıcılarını Ekrem beyin hemşehrilerinden seçip, fıkrayı aktaralım:
Temel ile Dursun, bir gün iki katlı otobüse binmişler..
Temel, alelacele, otobüse biner binmez, hemen üst kata çıkmış. Dursun biraz yavaş hareket ettiğinden, üst katta yer kalmamış, alt katta yolculuğa devam etmiş.
Otobüsün üst katındaki Temel, alt kattaki Dursun’u cepten aramış:
“Dursun nasıl gidiysin?”
Dursun cevaplamış:
“Şoför biraz dikkatsiz ama, idare eder.”
Temel cevaplamış:
“Ula Dursun, sen yine iyisin.. Bizde şoför de yok, öyle kıyamete doğru gidiyoruz.”
Bu gerçekten bir fıkra ama.
Aynısını, Ekrem İmamoğlu, İstanbullura yaşattı.
Ekrem İmamoğlu’nun yeni aldığı metrobüslerden birisindeki arızayı gidermek için şoför el frenini de çekmeden otobüsten iniyor..
Otobüsün dışında şoför tamirat ile ilgilenirken, metrobüs birden hareket ediyor..
Kilometrelerce, hem de hız yaparak giden metrobüs, birkaç defa bariyerlere çarpıyor ama, durmak ne mümkün?
Metrobüs yoluna paralel yolda, araçlar hayretle video kaydı yapıyorlar:
“Aaaa. Metrobüs gidiyor.. Hem de şoförü de yok.. Aaaa. Bariyerlere çarpa çarpa gidiyor..”
Ve en nihayetinde..
Aynı şeritte, karşıdan gelen bir başka metrobüsle kafa kafaya çarpışıyor.. İki metrobüsün de önü şahlanıyor..
İzleyenler Hasan Mutlucan’dan marşı terennüm ediyorlar:
“Yinede şahlanıyor aman.
Kolbaşının yandım da kır atı.
Görünüyor yandım aman.
Bize serhad yolları.
Davullar çalınsın aman!”
Biz İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan açıklama beklerken, avcı fıkrası ile bitirelim:
Avcı heyecanlı heyecanlı anlatıyormuş..
“Geçen yaz Afrika’da 99 aslan vurdum..”
Dinleyenlerden birisi dayanamamış, “Şuna bari 100 de” diye hatırlatma yapmış..
Palavracı avcı, Ekrem’in istifini bozmayan meşhur rahat hareketleri ile uyarıyı cevaplamış;
“Şimdi sırf düz rakam olsun diye, ‘100 aslan vurdum’ deyip, bir fazla aslan vurmuşum gibi sana yalan mı söyleyeyim.”
Allah fıkralık tiplerden bizi korusun..
Bayramınız, bayram olsun.







