Fatma Betül, İlyas Kaya, Ömer Gönül tekrar savcılıkta
Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ve Sermaye Piyasası Kurulu eski Başkanı Ömer Gönül bugün tekrar ifadeye çağrılmışlar.
Hani birileri, kendi partilerindeki rüşvetçileri, ihaleye fesat karıştıranları, zimmete para geçirenleri koruyorlar ya...
Bunları boş verin. Fuhuşçuları bile koruyorlar ya..
Milletin kızlarının namusuna göz dikenleri bile koruyorlar ya..
Tecavüzcüleri partilerinden atmak için bile, bin dereden bin bahane bulup, koruma kollama görevlerini sürdürüyorlar ya..
Onlarla kıyasladığımızda..
AK Parti iktidarında hiç kimseye “Benim partimdensin, sana soruşturma yok” ayrıcalığı yapılmıyor.
AK Parti iktidarında bakanlık yapmış Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi, bir ifadeye çağrıldı; şimdi ikinci defa çağrılıyor.
SPK eski Başkanı Ömer Gönül..
AK Parti kurucularından Vecdi Gönül’ün oğlu Ömer Gönül..
İkinci defa ifadeye çağrılıyor.
Birinci ifade yeterli görülmemiş olmalı ki ikinci defa çağrılıyorlar.
Gerçekten de, “Bana kimse bilgi vermedi, kendi tercihimle o hisseye yatırım yaptım, yine bana bir bilgi verilmediği halde de o hisse senedinden çıktım” diyen Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi, 163 milyonla girip 2,1 milyarla çıkıyorsa...
Kusura bakmasın, aklımızla alay ediyorlar demektir.
Dürüstçe söylemeleri gerekir:
“Yatırımı o hisseye yapmamızı şu kişi istedi.”
Yine samimi şekilde devam etmeli: “Yatırımdan çıkmamız gerektiğini de şu kişi söyledi.”
Hani yatırımdan çıkılması konusu belki izah edilebilir; sıkıntıların çıktığını duyan, ailenin yakını herkes böyle bir şey demiş olabilir.
Ama ya “şu hisseye yatır” diyen?
Bunu ortaya çıkarmak, Fatma Betül Sayan Kaya’nın da, eşinin de vazifesi olmalı. Kendisini ve inancını töhmet altında bırakan kişiyi ifşa etmeliler ki esas suçlular yakalansın.
Ama esas suçlular zaten kendileri ise, o zaman da hepsine yazıklar olsun!
163 milyon TL yatırıp 5 ayda bunu 2,1 milyara çıkarmak nasıl mümkün olabilir?
Buna ABD’de eğitim görmüş bir insan nasıl inanabilir?
Bunun bir yolsuzluk olduğunu, bir vurgun olduğunu anladığı an, tüm bildiklerini —belki kendisi için önemli olmayan ayrıntıları bile toparlayıp— niçin savcıya anlatmaz?
Niçin savcı çağırdığında aktarmadığı bilgileri, günlerdir ikinci bir işlem yapılmadığı halde kendiliğinden müracaat edip “Ben savcılığınızı bilgilendirmek istiyorum” diyerek açıklamaz?
Ve korkarım ki bugün çağrıldığında da birilerini korumaya devam ederse..
Sonraki gelişmeleri de kendisi istemiş, kabullenmiş olacak..
Birilerini korumak, kendinizi ateşe atmaktır, bunu herkes öğrenmeli, artık..
Bu noktada, hukukçulara da görev düşüyor..
Avukatlar, “kimse bizi yönlendirmedi” ifadesinin kendilerini kurtarmayacağını niye anlatmazlar..
Hatta bu noktada, ismini zikrettiğimiz kişiler, yanlış yönlendirilmemek için, avukatlarını bile sorgulamalılar..
“Gerçeği anlatmadığımız müddetçe bu yolsuzluğun faili biz oluruz” hatırlatmasını, avukatları yapmıyorsa..
Biz kendilerine yapalım..
Ha, gerçekten bu yolsuzluğun gerçek failleri kendileri ise, zaten canları cehenneme!
Ama aldanmışlık söz konusu ise, bunu da tüm ayrıntıları ile anlatmaları gerekmez mi?
Bazı okurlarımız, “Hâlâ Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon yolsuzluğunun tam göbeğinde olduğunun kesinleştiğine kendini inandıramadın mı?” diye sorabilirler.
Haksız edindikleri parayı iade ettiler.
Ekrem İmamoğlu örgütü gibi üzerine yatmadılar.
Hâlâ araba bagajlarından çıkan milyarlar kendilerine atfedildiği halde yüzlerini başka yönlere çeviren İBB yolsuzluğunun içindekiler gibi, “Siyasette bizi istemeyenlerin iftirası” gibi söylemlerle kendilerini kurtarmaya kalkışmıyorlar..
Ama yetmez ki!
Siz iade ettiniz, birkaç kişi daha iade etti...
Ama yolsuzlukla elde edilen paranın büyük çoğunluğu hâlâ diğer haramzadelerin kasasında.
Bütün haramzadelerin ortaya çıkarılması, planın nerede kurulduğunun, kimler tarafından organize edildiğinin ortaya çıkarılması için itirafçı bile olmaları gerekir.
Sadece Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi de değil...
Bu ülkede alnı secde gören insanları üzen, bu yolsuzluğun şurasında burasında ismi geçen, kusuru ile bu yozlaşmada adından bahsedilen kim var ise, hepsi bu yolsuzluğun arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılması için tüm bildiklerini anlatmalıdır.
Kimseyi korumuyorum. Herkesin bildiğini anlatmasını istiyorum.
Bir cinayet işlendiğinde herkesin bildiğini anlatmasını istemek faili korumak değildir.
Belki küçük küçük bilgi kırıntılarından yararlanarak, soruşturma makamındakiler cinayeti çok daha kolay çözecektir.
Siz “Her şey ortada” diyerek ön plana çıkarılan kişilere cinayeti yüklediğinizde, yarın o kişiler mahkemede öyle deliller ortaya koyabilir ki, kendilerini kurtardıkları gibi, olayın da çözümsüz kalmasına sebebiyet verebilirler.
Gülistan Doku cinayeti ne oldu?
Herkes bilgi sakladı. Şu an 38 kişi tutuklu.
Gülistan Doku’yu 38 kişi mi öldürdü?
Hayır.
Kimisi öldürdü, kimisi yardım etti, kimisi gizledi, kimisi bildiğini anlatmadı...
Ve sonuç, bilgisi olanlar gerçekleri anlatmadıkları için, “çözüldü” dediğimiz cinayet bile, 6 aydır yine faili meçhul durumda.
Hangi siyasi partiden olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun; herkes bildiğini anlatsa bu ülkede ne faili meçhul cinayet kalır ne de çözümsüz kalan yolsuzluk dosyası.
Ama kimisi tehdit ile, kimisi şantaj ile, kimisi başka sebeplerle bildiklerini yetkililerle paylaşmadığı için, belki bildiklerinin önemsiz şeyler olduğunu sandığı için paylaşmadığı için, suçların aydınlatılmasında yıllar kaybediyoruz, ömürler tüketiyoruz.
Ve karanlık eller; bir gün bankacılık sistemi üzerinden, bir gün bahis üzerinden, bir gün kripto üzerinden, bir gün fon üzerinden kirli niyetlerini gerçekleştirmeyi başarıyorlar.
Bakalım bilinenler bugün anlatılacak mı? Bizzat işin içinde iseler, etkin pişmanlıktan yararlanacaklar mı?
Yoksa üç maymun mu oynanacak?







