--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Akıl ve duygu rektifiyesi

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
0

Her sabaha öyle hadiselerle uyanıyoruz ki, olup bitenler karşısında akıllar, vicdanlar, kalpler, düşünceler tınaz gibi savruluyor.

Gerçeği ve hakikati anlamak için akıl ve duygu nimetini rektifiyeden geçirmek elzem oluyor. Rektifiye nedir diye merak edenler için onu da deyiverelim:

Rektifiye, daha çok her türlü motorlu araçların aksamı için kullanılır. Kısaca tamir, bakım ve temizlik demektir.

İnsan için de “akıl, vicdan ve duygu rektifiyesi” şarttır. Çünkü neredeyse her saniye aklımızı ve duygularımızı tarumar eden hadiselerle, bilgilerle, görüntülerle karşılaşıyor, biri üzerinde tahlil yapamadan, bir diğeri akın ediyor ve her şey yarım kalıyor.

Akıl, Allah’ın insanoğluna; emsalsiz, bedelsiz, asla alınıp satılmayacak sermaye olarak bahşettiği büyük bir nimet ve emanettir.

•

Malum her emanet esas sahibine aittir ve günü geldiğinde sorulacaktır. Bu manada akıl, kişiyi emanetin sahibine sevk ediyorsa akıldır.

Duygu bu doğruları kalp ile tasdik ediyorsa düşüncedir. Gerisi kötülüklerin toplandığı çöplükte kullanılan, yönetilen, yönlendirilen kiralık akıl ve duygulardır.

Bu vaziyet; kişinin zihniyetini şeytana sunarak; her türlü yanlışa, harama, kötülüğe teslim etmesi demektir ki, şahıs sadece kostümüyle işkembesine hamallık ediyor demektir.


Rektifiye işte bu haller için gereklidir. Tabi sadece bu duruma düşenler değil, öyle bir zamandayız ki, hepimiz aklımızı ve duygularımızı; “insan mıyız” diye rektifiyeden geçirmeye mecburuz.

Dünyada iki şey vardır: Birinden kaçılır, diğeri sevilir. Kaçılan helal kazançtır. Sevilen ise haramlı işlerdir. “Zahmet olmadan rahmet olmaz” sözü hükmünü yitirmiştir.

Hangi şartlarda olursa olsun, alın teri toplumu olmak yerine, hırs ve tamaha sürüklenen toplum olmak, bile isteyerek faciaya davetiye çıkarmaktır.

Bu sebeple rektifiyeye ihtiyacımız zorunludur. “Belki hükmü olur” diye eskilerden bazı ikazları hatırlatalım:

•

Kendi işinden habersiz olanlar, başkalarının işleriyle meşgul olur, başkalarının yaptığı işlerin doğru veya yanlışlığı üzerine ömür sermayelerini tüketirler.

Hiçbir hakları olmadığı halde başkalarının kazançlarına gözlerini dikenlerin sonu afettir ve mutlaka bedelini öderler. Örnekleri meydandadır.

Bu bir gafilliktir ve “gafillik ahmaklıktır” denilir. Bu hususta bir de türkümüz vardır:


“Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün,
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Söyleyen dillerin söylemez olur
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda”. İşte insanı rektifiye eden sözler.

•

Ezcümle:

Gafillikten kurtulamayanlar, hırs ve tamah denizinde boğulan marazlı kimselerdir.

Aklımızı ve duygularımızı, “rıza istikametli ne kadar dostumuz var” diye teste tabi tutmalıyız.

Zora düştüğümüzde kaç kişi yanımızda veya beklenilenin üzerinde bir varlığa kavuştuğumuzda nasıl kimseler yanımızda olur ona bakmalıyız! 

İyilerle kötüleri birbirinden ayırt eden akıl, “sahipli akıl” demektir. Sahipli aklın duyguları sağlam demektir vesselam.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle