CHP’de hukukçu yok galiba, dilekçelerini ben yazdım
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, hemen her gün bir başka vukuatı ortaya çıkan Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül’ün iddialarına cevap vermiş..
Emir Sarıgül, babasının Yeni Parti’ye 350 bin dolar verdiğini anlatmıştı..
YP adına Zeynel Emre, bu konuda savunma yapıyor:
“Bari birazcık kafanızı çalıştırın da kumpası kurarken insanları ikna edecek şekilde yapmaya çalışın.”
Devamında da suç duyurusunda bulunacaklarını söylüyor..
Eee? Haydi suç duyurusunda bulunsanıza Zeynel Bey.
Ne bekliyorsunuz?
81 vilayeti, 24 saat geceli gündüzlü yöneten Cumhur İttifakı’na laf yetiştirmesini biliyorsunuz.
Bir gün elektrik üzerinden iftira, bir gün doğal gaz üzerinden iftira, bir gün ihaleler üzerinden iftira, bir gün fon yolsuzluğu üzerinden iftiralarla siyasi iktidarı sıkıştırmaya kalkıyorsunuz..
Haydi, iki satırlık dilekçe yazacaksınız, bunu da mı beceremiyorsunuz?
Delillerin tamamını savcılık toplayacak..
Sizin sadece iki satır dilekçe ile, “Emir Sarıgül’ün iddiası yalandır. İftiradır. Mustafa Sarıgül’den alındığı öne sürülen 350 bin dolar alınmamıştır. Alınan şu kadardır. Bu da diğer milletvekilleri ile benzer rakamdır.”
Dilekçenizi ben yazdım.
Siz götürüp savcılığa vereceksiniz..
Hepsi bu..
Ama bekliyorsanız, zamana yayıyorsanız...
“Durun bakalım, arkasından daha neler çıkacak” diye havayı koklamaya çalışıyorsanız.. “Belki de bu yemdir. Biz bunun peşine takılırsak daha vahimi gelebilir. Biz buna suskun kalalım. Daha büyük rezilliklerin ifşasını önlemek için pazarlığa soyunalım...” diye düşünüyorsanız gazetecilere uzun uzun anlatımlarda bulunursunuz.
Ama iki satırlık savcılık dilekçesini yazamazsınız.
Çünkü önceki iddialarda da suç duyurusunda bulunamamıştınız.
Hatırlayın, Muhittin Böcek direkt Özgür Özel için milyonlarca dolarlık rüşvet iddiasında bulunmuştu.
Belediye başkan adayı olabilmek için Manisa’ya gittiğini, orada bir parça, daha sonra Ankara’ya gidilerek ayrıca rüşvet ödendiğini iddia etmişti..
Bunlara karşı Özgür Özel suç duyurusunda bulundu mu, iftira sebebi ile soruşturma talep etti mi?
Hayır..
Şimdi Emir Sarıgül’ün iddiaları hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söylüyor ama.. Bakalım gerçekten savcılığa dilekçe verebilecekler mi?
Adamlar o kadar rahat, o kadar pişkin hareket ediyorlar ki..
Milyon dolarlık rüşvetlerin birinin tartışması bitmeden diğerinin tartışması başlıyor..
Hem de kendi içlerinden adamlar bu iddiaları dillendiriyor.
Ya Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ya onun oğlu...
Ya milletvekili Mustafa Sarıgül’ün oğlu..
Ama kendi tabanlarından gelen, kendi milletvekillerinin ailesinden gelen bu itiraflara karşı ne gerçeği kabul ediyorlar ne de çatır çatır hesap soruyorlar..
Mustafa Sarıgül’ü bile, onlarca cinsel suçun yanısıra, yolsuzluk iddialarına rağmen ihraç edemediler.
“Askıya alma” diye bir yol icat etmeye kalkıştılar.
Baktılar kamuoyu yemiyor.
“Sen istifa et, sonra ortalık yatışırsa dönersin” ile çözüm bulduklarını sanıyorlar..
Bu arada Özgür Özel için “Benim kahramanım” diyen Bülent Arınç’tan ses yok..
“Benim hemşehrim Özgür Özel böyle yanlış işler yapmaz. Kimseden haram para almaz, istemez. Partisini haram para ile donatmaz.. Cinsel suçlara karışmış bir adamdan, para toplamaz” demiyor.
Ama aynı Arınç, nikah demiyor, taziye demiyor, eline mikrofon verilince hemen tekrarlıyor: “Adını anmak istemediğim bir eski belediye başkanı...”
Adını anmak istemiyorsan hemen her gün yine aynı kişiyi karalamaya çalışıyorsun.
İlla birilerinden bahsetmek istiyorsan...
Al sana devasa konu.
Çağdaş Yaşam’cılar konuşmuyor. Feministler konuşmuyor.
Atatürkçü olarak bildikleri için Atatürkçü Kadınlar Derneği konuşmuyor.
Parti arkadaşı Aylin Nazlıaka konuşmuyor..
Melih Gökçek ile uğraşmana bir günlüğüne ara ver de şu Mustafa Sarıgül ile ilgili iki kelime et, Bülent Bey..
“Benim hassasiyetim belediye başkanlarına yönelk. Onun için melih Gökçek üzerinde duruyorum” diyorsan..
Ekrem İmamoğlu da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı idi.
Mustafa Sarıgül de, Şişli Belediye Başkanı idi..
Bu belediye başkanları hakkında niye iki kelime edemiyorsun?
Melih Gökçek’i de geçelim..
Şimdi fon yolsuzluğunda da Bülent Arınç kafayı çıkarmış..
Ekrem İmamoğlu gözaltına alındığında yapmadığı değerlendirmeleri, şimdi fon yolsuzluğunda kendine kullanışlı bir alan bulduğunu sanarak yapıyor. 14 yıl önceki bir tv konuşmasındaki şu cümleleri hatırlatarak, fon yolsuzluğunu yorumluyor: “50 yıllık siyasi hayatımızda hiçbir akçeli işe bulaşmadan, hiçbir harama el uzatmadan, adımızı kirletmeden temiz kalmanın huzurunu yaşıyoruz. Siyaset zenginleşme yeri değil, millete hizmet yeridir. Takdir her zaman aziz milletimizindir!”
Olması gereken açısından doğru bir yorum.
Peki gerçekle örtüşüyor mu?
Oğlunu milletvekili yaptırmak da bir menfaat değil mi?
Bir akçeli iş değil mi?
Harama el uzatmak değil mi?
Ekrem İmamoğlu’na yönelik yolsuzluk dosyası açıldığında sanıklardan yana açıklamalar yapıp, fon yolsuzluğunda ise sanıklar aleyhine konuşarak, iki benzer soruşturmada; birinde sanık avukatlığı, diğerinde savcılık rolüne bürünmek temizliğin işareti mi?
Zeynel Emre’ye dönelim..
Emre Sarıgül’ün iddiaları hakkında şöyle diyor:
“Özel’in yemek çıkışında, korumaların ve çok sayıda kişinin bulunduğu bir ortamda aracına kimse fark etmeden paket bırakılması mümkün değildir. Genel başkanın aracına yaklaşıp arabaya bir paket koymaya polis izin verir mi? Saçma sapan iddialar. Suç duyurusunda bulunacağız elbette” diyor..
İktidara yürüdüğünü iddia eden bir partinin açıklaması bu mudur?
Bu kafa ile giderseniz Özgür Özel’in Sırrı Süreyya Önder’in cenazesinde yediği yumruğu nasıl izah edeceksiniz?
Koca koruma ordusu ile korunan Özgür Özel, o yumruğu nasıl yemişti?
Lütfen, herkes dürüst olsun.
İddiayı cevaplasın.
İftira atıldığında suç duyurusunda bulunsun..
“Tefrişatta harcandı deniliyor. Oysa tefrişatın faturası şudur, ödemesi parti kasasından yapılmıştır. Makbuzu budur” desin..
Diyemiyorsalar, bilin ki, İstanbul il binası satın alınırken yaptıkları gibi, en sonunda “Herkes vergi kaçırıyordu. Biz de öyle yaptık” demeleri yakındır.







