--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Değecek mi zahmete, peşkeş çektiğiniz değerlere?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
33

6+1’li masanın utangaç üyeleri dün bir defa daha buluştular..

Daha kaç defa buluşacaklarını, kendileri de bilmiyorlar..

Sonunda masa devrilecek mi, yoksa dışarda bıraktıkları HDP’nin de katılımı ile devam mı edecek, onlar da süreç içinde görüp, oyun kurucuların konuyu nasıl dizayn ettiğini öğrenecekler..

Dün akşamki bir araya geliş öncesinde, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu bir video paylaşmış..

Kendi mi hazırlatmış.. Yoksa oyun kurucu yollamış, o da talimat gereği mi paylaşmış, bilemiyoruz..

Diğer parti liderleri de, “Memleket Sevdası, Türkiye’nin Masası” adlı videoyu hemen paylaşmışlar.

Ne var videoda?

Yaşlı bir marangoz (Fetullah Gülen olsa gerek), yuvarlak (köşeli olunca, kim başta, kim sonda oturacak, çocuklar gibi kavga ediyorlardı.. Pensilvanya’daki zat, “Masa yuvarlak olsun, kimin nerede oturduğu anlaşılmasın” diyerek, sorunu çözmüştü) bir masayı yapımı amacıyla çalışırken görülüyor.

Karşısındaki bir genç kız, biraz da olumsuz bir tavırla soruyor: 

“Değecek mi girdiğin zahmete?” 

(Hayatta tüm kurgulamalarını kaybeden, şimdi içine düştüğü durumdan başka hiçbir çıkış noktası kalmayan Fetullah Gülen’i temsil eden) İhtiyar cevaplıyor:

“Değer! Değer, bak gör ortaya ne çıkacak..”

6 partinin, ittifak kuruldu mu, yoksa farklı ittifaklar da mı olacak, kimsenin bilmediği sırları ile buluşmalarındaki gizemleri  hatırlatan ve sonrasının sürpriz olacağını ima eden “Bak gör, ortaya ne çıkacak” vurgusu önemli..

Gerçekten, herkes merak ediyor.

Solcu-kemalist CHP ile, onlarca yıldır partilerini kapattırdığı Milli Görüş çizgisinden SP’nin.. Birbirlerini “Komünist-faşist” diye suçlayan CHP-İP zihniyetlilerin.. Daha düne kadar CHP’nin Yüce Divan’a yollama sözü verdiği Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’ın..  İP penceresinden baktığınızda hemen sallandırılması gereken PKK’nın uzantısı HDP’nin buluşmasından..

“Ortaya acaba ne çıkacak?”

Videoya dönelim..

Genç kız ısrar ediyor..

“Ne uğraşıyorsun, dışarıda hazırı var” diyor..

İhtiyarın temsil ettiği Fetullah Gülen’in kendisi cevaplasa..

“Onu 17-25 Aralık’ta denedik. 15 Temmuz’da denedik. Olmadı.. Şimdi bir başka şekilde deniyoruz..” diyecek ama..

Her şeyi açık açık, şeffaf şekilde izleyenlere aktaramıyorlar..

Videoda ihtiyar marangoza, “Hiçbir şey emek verdiğin kadar kıymetli değildir. Hem o dışarıda satılanların olayı ambalaj. İçleri yaramaz” dedirtiliyor..

Aslında bir anlamda, “Emniyet darbesi ile, askeri darbe ile yanlış yaptık.. Bizim, tehditle-şantajla, bazı siyasileri yanımıza taşıyıp, bir darbe yapmamız lazımdı.. Hazır ambalajlı, klasik darbeleri yapamadık. Şimdi biraz zahmet isteyen şeklini hayata geçiriyoruz” demeye getiriyor..

 Ve ihtiyar şu derin manalı cümleyi sarfediyor:

“Maddeye manayı veren insandır.”

Doğru bir cümle ama..

Bir başka açıdan da baktığınızda..

Çakallığın, hilekarlığın, sahtekarlığın da kurgusunu ele veriyor..

PKK’ya “Terörist örgüt” derken, onun uzantısı HDP ile nasıl işbirliği yapılabilindiğini..

Yıllarca Cumhuriyet düşmanı, gerici- yobaz diye suçlanılan parti ile nasıl işbirliği yapılabilindiğini..

Din karşıtı, inançları yasaklayan parti olarak bilinenlerin, şimdi nasıl kefil olunan bir parti olduğunu..

Bunların hepsini, insanın yapabileceğini..

Maddeye manayı veren nasıl ki insan ise..

Bu ilkesizlikleri de, bu sahtekarlıkları da..

Yine insanların yapabileceğini..

Yeter ki, bir oyun kurucu etrafında buluşabilsinler..

Yeter ki.. Bir kurgulayıcıları olsun..

Anlatan derin bir anlam..

Ve ihtiyar (Onu tanıdınız artık, tekrar tekrar ismini vermeyeyim) devam ediyor:

“Bu masa buranın masası. Ama hepimizin masası olacak. Sadece bugünü düşünürsek altı üstü bir masa.”

Evet, MİT Müsteşarı’nı gözaltına almak için kurdukları tezgahta başaramadıklarını..

17-25 Aralık’ta yapamadıklarını.

15 Temmuz’da gerçekleştiremediklerini hatırlayıp..

İhtiyar uyarıyor: “Bugünü düşünürsek,  altı üstü bir masa.”

Ve devam ediyor..

“Emniyet müdürleri ile, Savcı ile, hakim ile, generallerle yapamadığımızı, şimdi bu masa ile yapacağız” dercesine..

6 benzemez partinin, yanlarına bir başka benzemez partiyi de alarak oluşturdukları kirli ittifakı “Türkiye’nin masası” diye takdim ediyorlar..

Oysa, “Türkiye’nin masası” diye tanıttıkları o masada oturanlara soruyorsunuz:

“Cumhurbaşkanı adayınız kim olacak?”

Cevap veriyorlar:

“Açıklarsak, paçavraya çevirirler..”

Soruyorsunuz:

“Önerdiğiniz sistemde Cumhurbaşkanı’nı millet mi, TBMM mi seçecek?”

“Bunu hiç düşünmemiştik, Pensilvanya’dan bu konuda bir talimat gelmedi” dercesine, cevaplıyorlar:

“Ona sonra bakacağız.”

Soruyorsunuz:

“İttifakınızda HDP var mı?”

Biri “Herkese kucağımızı açıyoruz” diyor. Bir diğeri “Asla, HDP ile ittifak kurmadık, kurmayız” diyor.. Bir diğeri “Meşru her parti ile ittifak kurabiliriz” diyor..

Kafaları karışık; hatta aynı parti içinde bile farklı yöneticilerin farklı cevapları ile anlıyorsunuz ki, parti içinde bile kafalar karışık..

Soruyorsunuz:

“İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine müracaatını, bu iki ülkenin PKK destekçiliği sebebi ile Türkiye’nin veto etmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Birisi, “Taktiksel hatadır..” diyor.. Bir diğeri “PKK ile mücadele için ise, yanındayız” diyor.. Bir diğeri “Türkiye’yi mahvederler” diyor..

Soruyorsunuz:

“Sınır ötesi asker gönderme hakkında ne diyorsunuz?”

Birisi “Libya’ya hayır, Suriye’ye evet” diyor. Diğeri “Türkiye’nin yayılmacı politikasına, neresi olursa olsun hayır” diyor. Bir diğeri “Çekimserim” diyor.. Bir diğeri “Kafam karıştı, benim zaten TBMM’de kimsem yok, şimdilik görüş açıklamasam olmaz mı?” diyor..

Soruyorsunuz: “İstanbul Sözleşmesi’ne karşı mısınız?”

Biri, “İktidara geldiğimizde hemen geri döneceğiz” diyor. Bir diğeri, “Şimdiden Danıştay’da dava açtık. İktidara gelmemize de gerek yok, İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğiz” diyor.. Bir diğeri, “İstanbul Sözleşmesi, Türk aile yapısını dinamitlemiştir.. AK Parti büyük günahkardır..” diyor..

İşte “Türkiye’nin masası” dedikleri, bu masa..

Dışardan baktığınızda, ambalajı o biçim..

Ama içine girdiğinizde, kurtlanmış.. Her tarafına takıyye gizlenmiş.. Ne olduğunu göstermeyen, gerçek niyetini kamuflamış bir masa..

Karşısında ise..

Bunların hepsi ile yıllardır girdiği seçimde, hep başarı ile çıkmış bir lider..

Ve.. 2023, Haziran sonunda soracağız, genç kızın sorduğu gibi bunlara: “Yine kaybettiniz. Adam gibi adam, yine kazandı.. Değdi mi, vefasızlığa imza atmanıza? Değdi mi, gaylere destek vermenize? Değdi mi, PKK’yı sahiplenmenize? Değdi mi, Kemalist yasakçılarla yol yürümenize?”

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle