Bitti denilen Türkiye şahlanmış, dağılıyor denilen AK Parti’ye geçen geçene
Bitti denilen Türkiye şahlanmış, dağılıyor denilen AK Parti’ye geçen geçene
ALİ KARAHASANĞLU
Neler oluyor, neler oluyor?
“Bitti, iflas etti” denilen Türkiye’de işsizlik rakamlarından tutun, turizm alanına kadar.. “Şirketler birer, ikişer, üçer kapanıyor” denilen Türkiye’de hemen her ana başlıkta, tüm göstergeler iyiye gidiş, rakamlarda olumlu yükselişler var..
Geçtiğimiz hafta içindeki bir özelleştirme ödemesini hatırlatayım..
2004 yılında 552 milyon dolara, 20 yıl için özelleştirilen araç muayene sistemi, 2026’da çıkılan yeni ihalede 1,7 milyar dolar fiyatla sonuçlanmıştı. Rekabet Kurulu ve Danıştay prosedürü tamamlandı, ihaleyi alan ortaklık, geçtiğimiz hafta ödemeyi de yaptı..
Yani, sadece bir fiyat verilip, sonra iş ciddiye binince, ortalıktan toz olma yok..
Ciddi ciddi, 22 yıl sonraki ihalede, hazinenin kasasına girecek para, dolar bazında üç mislinden fazla artmış oldu..
Tabii ki bu yükselişte araç sayısının artmasının etkisi var..
Ama nüfusumuz üç misli artmadığı halde, araç sayımızın üç mislinden fazla artması da, toplumun ekonomik göstergelerinin iyileşmesinin delili değil mi?
Nüfusumuz 2004’den bu yana % 30 artıyor.. Ama araç sayımız, üç mislinden fazla artıyor..
Tek başına bu rakamlar bile, AK Parti iktidarı için, Türkiye’yi kalkındırma noktasındaki başarısının tescili değil mi?
Araç sayısı ile orantılı olarak, hazinenin geliri de üç mislinden fazla arttı..
Cuma günü Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, turizm ile ilgili rakamları açıkladı..
Turizmde iyileşme; 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik ABD-İsrail ortaklığının saldırısına rağmen, son altı aylık istatistiki veriler 2025 rakamlarının tutturulduğunu, gerileme yaşanmadığını gösterdi.
Bölgedeki diğer ülkelerle kıyaslandığında, turist sayısı ile turizm gelirindeki yerinde saymanın bile başarı olduğu söylenebilir..
Dün Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun bir açıklaması vardı.. 1 Ağustos’ta İstanbul Havalimanı’nın yolcu rekoru kırdığı açıklandı.
Havalimanının önceki gün 289 bin 260 yolcuya hizmet verdiği ve bu rakamın aynı zamanda, “Türkiye ve Avrupa’da tüm zamanların en yüksek günlük yolcu sayısı olduğu” belirtildi.
İstanbul Havalimanı’nın yapılmasına karşı çıkanlara hatırlatalım, Atatürk Havalimanı’nın rekoru, 2018 yılında, üstelik bir bayram günü iç yolcu sayısının zirveye çıkması ile 230 bin olarak gerçekleşmişti..
Şimdi, bayram trafiği etkisi olmamasına rağmen, 230 bin rekor sayısını % 20 geçen bir sayıya ulaşıldı..
Ekonomik alandaki bu rakamlar bir yana.
Bunlarla birlikte, 2007’den bu yana, sürekli “Bu sefer kaybediyorlar” diyerek, hedef tahtasına konulan AK Parti iktidarı 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimi sonrasında adeta atağa geçti..
AK Parti, seçime girdiğinde kazandığı milletvekili sayısını; 268’den, ki bunların içinde HÜDAPAR ve DSP’nin adaylarının kendi partilerine geri dönecekleri önceden bilindiği için, 5 milletvekilini de çıkarmamız lazım..
Sonuçta, 14 Mayıs 2023 seçiminden 263 milletvekili ile çıkan AK Parti, şimdi milletvekili sayısını 277’ye çıkardı..
Zira, değişik partilerden 11 milletvekili, 2023 seçimlerinden sonra AK Parti’ye geçti..
Başka milletvekillerinin de AK Parti’ye geçeceği konuşuluyor.
Belki en önemlisi de, market alışverişleri ile enflasyon hesaplamaları yapan Ümit Dikbayır..
İyi Parti’den milletvekili seçilen, hemen sonrasında Meral Akşener ile sorun yaşayan ve partiden istifa eden, CHP’ye giren ve şimdi ordan da ayrılıp AK Parti’ye geçeceği kendisi tarafından da teyid edilen Ümit Dikbayır örneği, AK Parti’nin milletvekili sayısını artırma istidadını ispatlıyor..
Ki, iktidarda olan bir partinin; hangi çizgide olursa olsun, her zaman için istemeyeni, en azından gönül koyanı çok olur. Şu veya bu sebeple, AK Parti’den sınırlı da olsa milletvekili istifası yaşanması normal görünebilecek iken, tam aksine, muhalefet partilerinden istifa eden milletvekilleri, iktidar partisine geçiyorlar..
Muhalefet ise, milletvekili sayısını, seçim akşamındaki noktada tutamıyor. Muhalefet ettiği halde, her ilerlemeyi koca yalanlarla itibarsızlaştırdığı ve işin kolayını yaptığı halde muhalefet vekil sayısını koruyamıyor..
AK Parti ise, zor olanı başarıyor, yapılanın daha iyisi olabileceği için, bu yönde algı yapanların tüm attıkları taşlara rağmen, milletvekili sayısını artırıyor.
Sadece milletvekilleri değil.. Belediye başkanlarında da aynı artış sözkonusu.
Muhalefet partilerinden istifa edip AK Parti’ye geçen belediye başkanlarının sayısını aklımızda tutamıyoruz..
Büyükşehir belediye başkanları, il belediye başkanları derken, ilçe belediyeleri derken. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun bizzat kendisinin ismini belirlediği birçok ilçe belediye başkanı, CHP’den istifa edip, AK Parti’ye geçti, bazıları da geçmek için başvuru yapmış durumda.
Bunlara bir de, iddialı şekilde ayrı bir parti kurarak siyasete dönen eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun, Gelecek Partisi’ni feshetme sürecini başlattığı gerçeğini eklersek..
Sormadan edemiyoruz:
Neler oluyor?
Belki daha önemlisi..
Nasıl oluyor bu?
Nasıl oluyor da, “bitti” denilen Türkiye her geçen gün, bir adım ileri gidiyor.
“Bu sefer seçimi kaybedecek” denilen AK Parti, seçimleri kazandığı gibi, mahalli seçimlerdeki lokal gerilemesini de, şimdi muhalefetten seçilen isimlerin kendisini tercih etmesi ile, bir anlamda telafi ediyor..
Öyle ki, karşımızdaki tablodaki net gerçek, sadece muhalefet partilerindeki milletvekillerinin-belediye başkanlarının AK Parti’ye geçmesi ile sınırlı değil..
Muhalefet partilerinde siyaset yapmaya devam edenler bile, AK Parti’nin savunduğu söylemi taklit etmenin yollarını arıyorlar..
Örneğin, genel başkanları abdest alıyor.. Parti kuruluş dilekçesini verip, Hacı Bayram Camii’nde Cuma namazı kılıyor..
Trabzon Akçaabat’taki teşkilatlarının açılışlarında, ilçe başkanlığına soyunan isimler, Ayetel Kürsi’yi okuma (Yarısına kadar okuyabilse de) ihtiyacı duyuyorlar..
Kadıköy’e cami yapılmasına itiraz eden Cumhuriyet gazetesini unutmuş değilim..
“Karanlık senaryo” diyerek, çocukların Kur’an öğrenmelerine set çekmek isteyen, medyadaki düzenbazları atlıyor değilim..
Ama kapalı devre yayın yapan ve sadece militan okurlarına yönelik manipülasyonları ile ayakta durmaya çalışan medya organlarından ziyade, sandıkta seçmen ile birebir muhatap olan siyasiler bizim için kıstas olmalı değil mi..
Belki muhalif sol siyasilere sorabiliriz, “Abdest alıp Cuma namazına giderken, sizi ölümüne destekleyen medya organları, siyasetçinin abdest almasını gericilik olarak değerlendiriyor. Bunlara bir tavır koyacak mısınız?”
Sorarız ama, alacağımız cevap da belli: “Biz siyasetçiyiz, kimseye bizi desteklemeyin, diyemeyiz.”
Aklımıza, “Danışıklı dövüş mü yapılıyor” sorusu gelmiyor değil..
Ama, Kur’an öğrenen çocuklarımıza hakaret eden siyasiler, bugün destekçileri medya organlarından ayrışarak, kendileri abdest almaya başladılarsa, bu da sevindirici bir gelişmedir..
İnşallah, o medya organları da yakında, dindar insanlara hakaret etmeye son verirler..
Kendileri ibadete başlarlar, başlamazlar.. Abdest alırlar, almazlar.. Hacı Bayram Camii’nde Cuma namazına giderler, gitmezler.. Kendi bilecekleri iş.
Ama insanlarımızın ibadet hakkına, dil uzatmama evresine geçerlerse, bu da takdir edilecek bir çizgi olacaktır..
AK Parti’nin başarısı olacaktır..
Birileri (Mehmet Ocaktan), “merdiven altı müslümanlığı yükseliyor” dese de..
Birileri (Yusuf Ziya Cömert) kendi gazetelerindeki Ahmet Taşgetiren yerine, vefat etmiş M. Şevket Eygi üzerinden 1960’lı yılların müslümanlarını hedef tahtasına koysa da..
Öyle ya..
Taksim’de solculara diren dindarları eleştirecekseniz.. Kendinizde bu hakkı görüyorsanız.. Solculara şirinlikte bu noktalara çıktı iseniz..
Cevap verme imkanı olmayan Eygi’den değil, hayatta olan ve sizinle aynı gazetede yazan Taşgetiren’den bahsetmeniz gerekmez mi?