--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AK Parti’de iddiada bile anında istifa, YP’de üzerine yatma!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
2

Anında istifası istendi mi?

İstendi.

“Dur bakalım, bir dakika. Ben değil, kocam.” mazeretlerine kulak asılmadan...

İstifası istendi mi?

Evet, istendi.

Velev ki gerçek öyle olsun.

Velev ki, Betül Hanım değil, kocası onun adına böyle bir fon alım satımı yapsın...

AK Parti’deki idari görevlerinden istifa etti.

Bitti mi?

Bitmedi...

Sadece fon üzerinden kazanıldığı iddia edilen astronomik para değil, tüm mal varlıklarına, eşi de dahil olmak üzere tedbir konuldu mu?

Konuldu...

Bir tane AK Partili çıkıp da, “Ne oluyoruz? Bari fonda yaşandığı ileri sürülen değer artışı kadar bir tedbir koyun. Fazlasını yapmak zulümdür.” diye küçük bir itirazda bulundu mu?

Hayır...

“255 TL’ye alınan bir hisse, 5 ayda 4.500 TL’ye nasıl çıkar arkadaş?” diye sorduk.

Cevabını arıyoruz...

Cevaben denilebilirdi:

“Biz de bu kadar yüksek bir değerlenmeyi beklemiyorduk. Bir arkadaşımız önerdi. Aldık. Makul bir değerlenme beklerken, çok yüksek bir değerlenme gördük. Ne yapabileceğimizi biz de bilemedik.”

Olabilir mi?

Sıfır ihtimal diyemem...

Etrafınızda AK Parti’yi çukura çekmek isteyen birileri var ise...

AK Partilileri de bazı oyunların içine çekip, sanki işin içindelermiş gibi algı oluşturmak isteyenler harıl harıl çalışıyor iseler...

Olabilir...

Ama bu ihtimal, başkalarının kaybettiği paraları sizin sahiplenmenize asla sebep olamaz.

Yatırdığınızın fazlasını iade edersiniz.


Sizi kim bu işin içine soktu ise onu ifşa edersiniz.

Onun bağlantıları ortaya çıkartılır.

FETÖ mü var, ETÖ mü var, arkası araştırılır.

Gerçek ortaya çıkartılır.

Kimse yanlışı savunduğumu iddia etmesin.

Böyle bir yanlışı, alnı secde gören insanların yapamayacağına inancım sebebi ile bunu söylüyorum.

Yıllarca toplumun önünde olan bir siyasetçinin, şimdiye kadar böyle bir iddia ile muhatap olmamış iken, bir çırpıda ve tek olayla dünyanın en acımasız suçunu işleyen insanıymış gibi gösterilmesindeki acımasızlık sebebi ile bunları dile getiriyorum.

Daha dün, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve etrafındakilerin uyuşturucu testlerinin aleyhte çıkmaması için, yani raporun sahte hazırlanması için, Yeni Parti Milletvekili Mustafa Erdem’e verilen 5 milyon doların yazışmaları ortaya çıktı.

5 milyon dolar dediğiniz, 250 milyon TL.

AK Partili eski vekile isnat edilen ise, “Hissenizin değer kazancı çok aşırı. Bunu biliyor muydunuz?” üzerinden yürüyor.

Devam ediyoruz: “Fatma Hanım, değer artışından hiç haberim yoktu demeyin sakın.”

Devam ediyoruz: “Eşiniz böyle bir yanlışa imza attı ise onu da ele vermeniz gerekir. Onu birisi kandırdı ise o kişinin de ifşa edilmesi gerekir.”

Bu anlatımlarla dikkati dağıtıp, hisselerin aşırı değerlenmesi ile edinilen mal varlığının kaçırılmasına asla onay vermiyoruz. Kuruşuna kadar, hepsi iade edilmeli diyoruz.

Peki soruyorum; Mustafa Erdem’in yaptığını nasıl anlatabileceksiniz?

“Ben değil, eşim rüşvet istemiş” diyebilir misiniz?

“Bizim istediğimiz rüşvet değil ki, el emeği” mi diyeceksiniz?

“Uyuşturucu testi pozitif çıkacak iken, onun negatif çıkarılması öyle kolay bir iş mi? Adli Tıp’ta 30 kişiyi doyurmak gerekir. Ancak 5 milyon dolara bu iş olur” diyerek izahata mı kalkışacaksınız?

Belki daha önemlisi...

AK Parti’de bir yanlışlık görüldüğü an biz karşı çıkıyoruz. Partisi karşı çıkıyor. Çevresi karşı çıkıyor.

Peki Muhittin Böcek rüşvet teklif ediyor...

Yeni Parti Milletvekili rüşveti alıyor...

Raporu sahte verilerle hazırlatabileceğini söylüyor...

Hani nerede CHP’liler?

Hani nerede Sözcü?

Nerede Cumhuriyet?


Nerede Özgür Özel?

Nerede rüşvetin teslim edildiği Mustafa Erdem’in kendisinin açıklaması?

Nerede istifa?

Söyleyin nerede?

Yarın Sözcü’de, Cumhuriyet’te, Mustafa Erdem’in bir makalesini görürsem şaşırmam.

Tıpkı milyarlarca liralık rüşveti izah edemeyen Ekrem İmamoğlu’na, bir hafta Cumhuriyet, bir hafta Sözcü, bir hafta Karar’da köşe yazısı yazdırdıkları gibi...

Yolsuzlukla suçlanan adamları, itibarlı insanlarmış gibi göstermek için köşe yazıları yazdırıyorlar.

Her isminin geçtiği yere, “Cumhurbaşkanı Adayı” diye ekleme yapıyorlar.

Ama tüm tedbirlerin alındığı, AK Partili bir ismin karıştığı yanlışlıkta kıyameti kopartıyorlar.

Beyler, siz yolsuzluklarınızın üstünü örtüyorsunuz.

AK Parti ise sizin ve kendi içinde nadiren de olsa yolsuzluk yapanların ifşasının peşinde koşuyor.

Şunu da söylemem gerekir...

Fon yolsuzluğunda, ilgili şirketlerin onlarca yöneticisi dururken...

Tüm olay AK Partili eski vekilin üzerinden tartışılıyor.

Hodri meydan...

yeniakit.com.tr’de haberi var...

Fatma Hanım’ın eşinin hisse aldığı Özata Denizcilik şirketinin denetim raporunu hazırlayan Finansal Eksen’in denetçisi Ufuk Doğruer’in sosyal medya paylaşımlarına bir bakın.

Nasıl bir Kemalist olduğunu görün...


Niçin bunları da yazmıyoruz?

Niçin bir tane AK Partiliyi bulunca, sabah akşam 300 defa onun ismini tekrarlıyoruz da...

Tekrarlayalım, çünkü beyaz çamur kabul etmez.

Eyvallah.

Ama karşımızdaki utanmazların da bu işteki suçlarını söylememiz gerekmez mi?

Biz, mahallemizdeki küçücük çamuru bile kendimize konduramıyoruz, yakıştıramıyoruz.

Peki karşımızdakiler ne yapıyorlar?

“Bizim hakkımızdaki iddialar siyasi operasyondur. Bize iftira atıyorlar. Bize haksız baskı uygulanıyor” diyorlar.

Yolsuzluğu takip edenleri bir de suçlu ilan ediyorlar, müfteri gibi damgalamaya çalışıyorlar.

Tavrımız ne?

Kızımız Fatıma da olsa... Cezası ne ise kesilir.

Ama kurulan bir tezgah var ise gündemi değiştirmek için, birileri “Gel gel” yapmış iseler...

Bunun da aydınlığa kavuşturulması gerekir.

Bunun için, Fatma Betül Sayan’ın: “Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz günlerde söz konusu meseleye ilişkin ortaya koyduğu açık ve kararlı iradeyle, kim olursa olsun iddiaların tüm yönleriyle araştırılması ve sürecin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ben de bu yaklaşımın gereği olarak, ortaya atılan iddiaların hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmasını ve yürütülecek sürecin sağlıklı ve selamet içerisinde tamamlanmasını son derece önemsiyorum.” sözlerini değerli buluyorum.

Benzer isnatlara muhatap olan CHP’lilerin söylemi ile bu söylemi bir kıyaslayınız.

Sonra AK Parti’nin farkını görünüz.

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle