--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Baykal’ların, Hamzaçebi’lerin partisinden ne bekleyebiliriz ki?

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Dün Bakırköy Adliyesi’nde duruşmamı bekliyordum....

Davayı yanlış kişiye açmışlar ama..

Ben gazetenin sorumlu müdürü iken, onlar internetin sorumlusu gibi benim hakkımda iddianame düzenlemişler ama..

Şikayet dilekçesinde ne deniyor, iddianamede ne yazılmış diye merak edip okurken..

CHP’lilerin, hepimizin unuttuğu çapkınlıklarından bir tanesini hatırlamış oldum..

Şikayetçi Akif Hamzaçebi..

Olay da şöyle..

“18 yaşında milletvekili mi olunur ya” diye anayasa değişikliğine itiraz eden CHP’lilerin abisi konumundaki, yaşını başını almış Akif bey, 2010’larda, partilerinin kurultayında bir kadınla tanışmış..

Yeni tanıştığı bayanın daveti ile, evine gitmiş..

Çay, pasta derken..

İş çok fazla ileri gitmeden (Allah elinden tutmuş olmalı ki), yanlışın bir noktasından dönüp, evden ayrılmış.

Fakaaat..

Artık kadın mı görüntüleri çekmiş, yoksa kadın da mı üçüncü bir kişinin kumpasına gelmiş bilemiyorum..

Hamzaçebi’nin kadınla nahoş bir-iki fotoğrafı, internetlere düşmüş..

Fotoğrafların bazı bölümleri flulaştırılarak, yeniakit.com.tr’de haber olarak yayınlanmış..

Şikayet bunun içinmiş.

Şimdi soralım, kamuoyuna..

Bir milletvekilinin, eşi dışında bir bayanla böylesine yakınlaşması, haber değeri taşımaz mı?

Bir milletvekilinin, eşini bir başka kadınla aldatması, haber değil midir?

Tabii ki haberdir..

İnternet sitesindeki muhabirler de, haber değeri açısından, konuyu kamuoyunun takdirine sunmuşlar..

Ben hakime hanıma, “Benim gazete dışında sorumluluğum yok” diye ifade verirken..

Kafamda da bir takıntı..

Bu CHP’liler niye hep aldatma eylemlerinin faili oluyorlar?

Deniz Baykal öyle..

Hamzaçebi öyle..

Daha birçok örnek göstermek mümkün..

Görünen o ki..

Dürüstlük edebiyatı yapan sosyal demokratlar, kadın söz konusu olunca, ‘şaşkın ördek’e dönüyorlar..

Tam bu noktada..

Aklıma Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Bir kişiyi kandırırsanız Türkiye Cumhuriyeti devletini 24 saat içinde ele geçirirsiniz” cümlesi geliyor..

Kaç gündür düşünüyordum, “Bir insan, devletin tepesine seçilen bir kişinin, kolaycacık kandırılabileceğini nasıl düşünebilir” diye..

İlkeler farklı olunca..

Duruşlar farklı olunca..

Bizim bazı şeyleri tahayyül etmemiz de imkansızlaşıyor..

Hamzaçebi’nin duruşmasını beklerken..

Hamzaçebi’nin nasıl kandırıldığının haberini okurken..

Baykal’ın başından geçenleri hatırlarken..

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin de, hangi bilinçaltının dışa vurumu olduğunu çözmüş oldum..

Demek ki, Kılıçdaroğlu’nun söylemek istediği şu:

“Biz kendi arkadaşlarımızda bol bol örneklerini yaşıyoruz.. Evli barklı insanlar.. Yaşını başını almış insanlar.. Bir kadına aldanıp, siyasi hayatlarını da, aile hayatlarını da riske atabiliyorlar.. (Ahiretlerini berbat etmeleri en önemlisi ama.. Onlar için ne değeri var, bilemiyorum.) Seçeceğimiz kişinin de başına böyle bir şey gelebilir! Aldatabilirler..”

Denilmek istenen şey, herhalde bu..

Kemal beyin, bilinçaltını dışavurumu herhalde bu..

¥

Hay “yanlış şikayet”inle, sen bin yaşa Akif Hamzaçebi, olur mu..

Ben de kara kara düşünüyordum: “Devletin tepesine gelen bir insanı.. Bir kişi, nasıl kandırabilir ki?” diye..

Tahayyül bile edemiyorum..

Kadın.. Para.. Şan-şöhret gibi dünyalıkların..

Devletin tepesindeki isimler için, kolaycacık aldatılma malzemeleri olabileceğine inanamadığımız için..

17 Aralık darbe girişiminden sonra, bu yönde onlarca iftira içerikli iddia ortaya atılmasına rağmen.

Hiçbirisi doğru çıkmadığı için, yöneticilerimize de güven duyduğumuzdan..

Kemal beyin iddiasına, bir türlü mantıklı izahat getiremiyordum. 

Hatta kendi kendime, şu yorumu da yapmıştım: 

“Kemal bey iktidara gelmeyi aklından çıkarmış.. Bir seçim kazanmak için, asgari 20 milyon insanın oyunu almak gerektiğini biliyor... Bu sayıya göre, CHP’nin 20 milyon insanı kandırması gerekir.. Bu da imkansız.. O zaman Kemal bey şu fikir egzersizini yapıyor olmalı.. ‘20 milyon kişiyi aldatmak zor.. Biz işin kolayını yapalım.. Seçilen kişiyi, aldatarak, istediğimizi yaptırmanın yollarını arayalım’!”

Ben CHP Genel Başkanı’nın, böyle bir kolaycılığın yolunu açmak için, planlar yaptığını sanırken..

Aslında Kemal bey, kendi arkadaşlarının durumundan hareketle, böyle bir “aldatma” ekseninde eleştiri geliştiriyormuş! 

Akif Hamzaçebi’nin şikayeti, bana bunu hatırlatmış oldu..

¥

Dün tek duruşmamız, Akif Hamzaçebi değildi..

FETÖ bağlantılı üç duruşmamız daha vardı..

Ama en önemlisi..

17 Aralık darbe girişiminde İstanbul Mali Şube Yardımcısı olan Yasin Topçu’nun şikayeti ile açılmış ceza davası idi..

Yasin bey, duruşmayı hiç ihmal etmiyor.

Cezaevinde de olsa..

SEGBİS ile sektirmeden, her duruşmada hazır bulunuyor..

O cezaevindeki SEGBİS odasından..

Biz adliyedeki duruşma salonundan..

Aynı mekanda imişiz gibi, yargılama sürdürülüyor..

Sadece bu imkan bile..

AK Parti iktidarının, Türkiye’ye nasıl çağ atlattığını gösteriyor ama..

Görmek istemedikten sonra..

Gözler kapatılıyor..

Gerçeklerden kaçılıyor..

Topçu duruşmasında da..

Benim içimi en çok acıtan..

“Biz savcının emri ile hareket ettik. Ne yaptıysak, savcıların emri ile yaptık” diyen polis müdürü Yasin Topçu Silivri Cezaevi’nde iken..

Kendisine verilen emirlerin sahibi konumundaki savcı Celal Kara’nın, bugün Almanya’ya sığınmış olması..

Yine verilen emirlerin sahibi konumundaki diğer savcı Muammer Akkaş’ın da.. ABD’ye sığınmış olması..

Vahim tabloyu görüyor musunuz?

Birileri işini kotarmış, yurtdışına kaçmış..

Birilerini de burada bırakıp, cezaevi hayatı yaşatıyorlar..

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle