--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aynı anda hem ensar, hem faşist, hem sosyal demokrat olabilen ittifak!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
37

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz söyler misiniz?

Nasıl bir insan topluluğu olduk, farkında mısınız?

Tayyip Erdoğan düşmanlığı insanları, partileri nasıl ilkesizliklere imza attırıyor görüyor musunuz?

Mantıklı, akıllı bir yöntemle suçlusunu, suçsuzunu, az suçlusunu iki dakikada belirleyebileceğiniz olaylar, nasıl girift hale geliyor, anlamak mümkün değil..

İdeolojik bakışla yaklaşmadığınız takdirde, çok basit tanımlayacağınız sıradan olaylar artık iki değil, üç değil, otuz üç değişik bakış açısı ile işimize geldiği gibi yorumlanmaya başlandığı için..

Olayları anlamakta zorluk çekiyoruz..

Zorluk ne demek..

Bir yerde okuduğunuz haberi, bir başka yerde okuduğunuzda, aradaki farklardan dolayı, fıttırıyorsunuz..

Konu, Ankara’da Türk vatandaşlığına geçmiş olan Somali kökenli kişilerin açtıkları bir dükkanın talebasından başlıyor..

Tabelada, bilerek veya bilmeyerek, PKK’nın önem verdiği yeşil-kırmızı-sarı renkleri ön plana çıkıyor..

Belediyenin, emniyetin.. 

Değil Türk vatandaşlığına geçen Somali kökenli insanların dükkanlarının tabelasına..

Türk oğlu Türk vatandaşlarının dükkanlarının tabelasına müdahale hakkı var mı, yok mu?

Sorayım CHP’lilere..

Sorayım milliyetçi geçinen İyi Partililere..

Sorayım Saadet’çilere.. DEVA’cılara, Gelecek’çilere..

Hatta, kendilerinin yönettikleri belediyelerde Türk milliyetçisi esnafa yaptıkları üzerinden HDP’lilere..

Belediyenin, emniyetin, işyerlerinin tabelalarına müdahalesi; hiçbir kanunda olmayan keyfi bir davranış mıdır, tartışması olmayan apaçık bir zulüm müdür?

Şöyle bakalım olaya..

Emniyet, “Şu renkleri yoğun olarak tabelanızda kullandığınızda, sizin işyerinizin de güvenliği tehlikeye giriyor. ‘Bazı vatandaşlar, her gün şehit verdiğimiz PKK terörü ile bu tabelayı eşleştiriyorlar ve gece yarısı buraya bir zarar verebilirler’ düşüncesi ile, güvenlik önlemlerimizi artırmak zorunda kalıyoruz.. Ateş ile barut yan yana durmaz. O renkler sizin için vazgeçilmez ise, gidin bir başka ülkede o lokantanızı açın.. Ama Türkiye’de, PKK’yı bitirdiğimiz güne kadar, maalesef bu hassasiyetler, bu tartışmalar devam edecek gibi görünüyor. Toplumun barışı için, sizin de güvenliğiniz için, kimse için de ‘Olmazsa olmaz’ denilemeyecek o tabelayı makul şekle getirmeniz için, sizi uyarıyoruz. Kaldı ki, tabelalarda Türkçe kullanım oranı ile ilgili bir düzenlememiz var.. Buna da uymanız gerekiyor” dediği an..

Karşısına, hemen AK Parti’den vekil seçilip, bir sene sonra istifa eden, şimdi DEVA Partisi’nde siyaset yapan Mustafa Yeneroğlu’nun mu çıkması gerekiyor?

“Türkiye’de zulüm var” edebiyatı yapanlar..

“Diktatörlükle yönetiliyoruz” diyenler..

Hemen sahneye çıkıp, bir tabela üzerinden, polis müdürüne tehdit savurduğunda,  kim suçludur?

Türk vatandaşlığına geçen ama tabelasının şeklini bu ülkenin kurallarına uygun hale getirmemekte ısrar eden Somali kökenli kişi mi?

Sırf Erdoğan düşmanlığı yapmak için, Erdoğan’ın kendisini vekil seçtirdiğini unutan ve polis müdürüne “Ahlaksız” diye bağıran Mustafa Yeneroğlu mu?

Kendisine hakaret edilse bile, şikayet hakkını kullanmakla yetinip, misli ile mukabelede bulunmaması gereken polis müdürü mü?

Yoksa, olay çok daha derin mi?

Mesela, “Türkiye’nin demografik yapısı değişiyor” diyerek, kıyametler kopartan Zafer Partisi bu işin neresinde?

“İktidara geldiğimiz gün, Suriyelilere sınır dışına yollayacağız” diyen CHP ve İyi Parti bu işin neresinde?

Bir yandan Türk milliyetçiliği damarlarına hitap eden ama bu olayda sessiz kalan CHP ve İP’liler, asıl suçlular oldukları halde, kendilerini çok iyi kamufle mi ediyorlar?

Yoksa 6’lı ittifak üyeleri, “Birimiz göçmen düşmanlığı yapacak. Diğerimiz göçmenlere insan sevgisi üzerinden sahip çıkacak. Diğerimiz İslam dininin muhacirlere verdiği önemi anlatarak, politika geliştirecek. Bunların hepsini yaparken, her halükarda Tayyip Erdoğan düşmanlığına oynayacağız. Erdoğan’a vurmak için, gerekirse ensar olacağız. Gerekirse ırkçı olacağız. Gerekirse sosyal demokrat olacağız. Gerekirse faşist olacağız” mı diyorlar?

Olay çok basit..

Anadan-babadan Türk vatandaşı olan birisi de, o tabela ile işyeri açmış olsa idi, aynı muameleye tâbi tutulacaktı..

Somali kökenli birisi bunu yapınca.. 

Ona ayrıcalık tanıyıp, ardından da “Siyasi iktidar, ülkeyi yabancılara peşkeş çekiyor” söylemine zemin mi hazırlanmak isteniyor?

Veya şöyle soralım..

Bu kadar net ve öz olarak anlattığımız bu olayı, medya organlarının, ahlaksızca ve sahtekarca, “Milletvekiline hakaret eden polis müdürü” diye vermesine, bir savcının vereceği cevap yok mudur?

“Vekil, polis müdürüne “Ahlaksız” demiş. Polis müdürü de ona demiş. Vekilin polis müdürüne hakaret etme hakkı olmadığı gibi, polis müdürünün de vekile hakaret etme hakkı yok. Ancak mevcut kanunlara göre, ilk hakaret eden asıl suçludur, karşılık hakaret eden de tali suçludur. Bunu medya mensupları bilmiyorlarsa, gidip öğrensinler.. Olayı çarpıtarak, tek yönlü veren medya organlarının yaptıkları da suçtur.. Olayı çarpıtarak, tek yönlü veren medya mensupları için şu soruşturmayı açtım. Sonucunu da kamuoyu ile paylaşacağım” diyen bir savcı yok mudur?

Görüyor musunuz, sıradan bir tabela üzerinden bile, ne devasa sorunlar üretiyorlar..

Milletvekili ile polis müdürünü karşı karşıya getirip, olayın bir kısmını verip, öncesini gizleyerek asıl suçluyu mağdur, tali suçluyu ise asli suçlu gibi nasıl gösteriyorlar..

Solcu gazetecisinden, sağcı geçinenine kadar hepsi, Erdoğan düşmanlıkları sebebi ile, olayı nasıl çarpıtarak veriyorlar..

Zaman zaman bize eleştiri yapılıyor: “Ne kadar fanatik Erdoğancılık yapıyorsunuz!”

Bakın, ben polis müdürünün sözünü gizleyip, sadece vekilin hakaretini yazmıyorum..

İkisini de yazıyorum..

Ama vekilin hakaretini yazmadan, polis müdürünün cevabını yazıp, bize ahlak dersi vermek isteyenler var..

Bize dürüstlük edebiyatı yapanlar var..

Bize, ilkelilik, tutarlılık hikayesi anlatanlar var..

Olay net..

Sahtekarlık net..

Yalancılık net..

Yine de karşımıza çıkıp, “Ülke milletvekillerine hakaret eden polis müdürlerinin ülkesi oldu” diyen ahlaksızlara cevabımız şu:

“Biz dürüstlüğümüzden de, ahlakımızdan da, ilkeliliğimizden de vazgeçmedik, vazgeçmeyiz. Ama sizlerin iftiralarınız, yanar dönerliğiniz paçalarınızdan akıyor!”

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle