‘Aracı biçti’ var, ‘Evi biçti’ var, ‘TIR’ı biçti’ var; ‘Başsavcıyı biçti’ nerede var?
Cumhuriyet Haber Müdürü Atakan Sönmez imiş..
Bir televizyon kanalında, Cumhuriyet gazetesi internet sitesinin genel yayın yönetmeni Oğuz Güven’in gözaltına alınmasını eleştiriyor..
“Bir kelime yüzünden” diyor..
Gazetelere bakıyorum..
İnternet sitelerine bakıyorum..
Hepsi aynı şeyi söylüyor, “Bir kelime yüzünden!”
Aslında bir empati yapsalar..
Atatürk ile ilgili tamtam dansları yaptıkları isimlerin de aslında, “bir kelime yüzünden” suçlandıklarını hatırlasalar..
Sorun kalmayacak ama..
Ya ona, buna, şuna.. Hepimize.. Tamtam dansı yapmaktan vazgeçecekler.
Ya da aynısının kendilerine de yapılmasına razı olacaklar ama..
Her şeyi “bir kelime”ye indirgeyenlerden, böyle bir empati beklemek, boşa çaba!
•
Haber müdürü Sönmez, “bir kelime”ye indirdiği sorunu da kendince çözmüş..
“O kelimenin kullanılmasını bilahare düzelttik” diyor..
Böylece suçu itiraf etmiş oluyor..
“Olsun, suçu itiraf ediyor ama, yanlışın bilinçli olmadığını, kusurlu hareket olduğunu hatırlatmak istiyor” diyeceksiniz..
Olabilir..
Devamında, gaf üstüne gaf yapmasa..
Benim de genel tavrım..
Her şeyi iyiye yormaktır..
Güzele yorumlamaktır..
Kötüden kaçınmaktır..
Ama sabıkalı gazetenin (bir başka savcı ile ilgili haberlerini aşağıda aktaracağım) haber müdürü anlatmaya devam ediyor:
“Google’a ‘biçti’ kelimesini yazın, arayın. Bakın ne kadar sonuç çıkıyor” diyor.
Yani “çok kullanılan bir kelime” demeye getiriyor..
Evet ben de yazdım, “biçti” kelimesini..
455 bin netice verdi..
Evet çok kullanılan bir kelime ama..
Cumhuriyet’teki sabıkalıların kullandığı anlamda değil..
Haber müdürünün tavsiyesi ile Google’da yaptığım araştırmanın sonuçlarını, size de aktarayım..
“Biçti” kelimesi, kullanıldığı başlıkların hemen tamamında, somut bir insana yönelik değil, arabaya, araca, otomobile, eve karşı kullanılmış..
Mesela; Tren TIR’ı biçmiş..
TIR, otomobili biçmiş..
Tanker, kamyoneti biçmiş..
Araba vapuru, lüks yatı biçmiş.
Tramvay, motosikleti biçmiş..
İş makinesi, otobüsü biçmiş.
Hani yaya olan insanların üzerine gelen araç için de bir iki yerde kullanılmış ama..
“TIR, işçileri biçti” diye..
Aracın içindeki kişiyi ön plana çıkartıp, araç yerine içindeki kişinin biçildiğini söyleyeni, ilk defa Cumhuriyet’te gördük..
Açık bir kasıt eseri..
Apaçık bir düşmanlık ürünü..
Düşmanlığın nereden kaynaklandığını, tahmin edin artık..
“FETÖ’ye karşı, ilk iddianamenin hazırlandığı ilin başsavcısı olmak.”
FETÖ ve Cumhuriyet gazetesi..
Şaşırdınız mı?
Şaşırmayın..
Koç’un beslediği Cumhuriyet’te daha neler ortaya çıkacak, neler!
•
Yazıya başladıktan sonra, Cumhuriyet gazetesini önüme aldım..
Onlar da, Oğuz Güven’in gözaltına alınmasını, “Bir başlığa gözaltı” diye vermişler.
Ve benim “biçti” kelimesinin nerelerde kullanıldığına dair somut örnekleri sıralamışlar..
Ama onların verdikleri örneklerin tamamı, eşyaya yönelik..
Canlıya yönelik veya daha vahimi, somut bir insana yönelik “biçti” kelimesinin kullanıldığına dair tek bir örnek verememişler..
Yok, çünkü..
Savcılık ve sosyal medya Cumhuriyet gazetesinin internet sitesindeki “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper’i kamyon biçti” başlığını esas aldılar ama..
Cumhuriyet yetkilileri de, “Bir anlık gaflet ile o başlık atılmış, sonradan kaldırıldı” savunması yaptılar ama..
Ertesi günkü gazetenin haberi veriş şekli şöyle idi:
“Kamyon çarptı”
Bana sorarsanız, internet sitesindeki başlık kadar sorunlu..
En az onun kadar ahlaksızca..
Kamyon, başsavcıya mı çarptı?
Hayır..
Kamyon, başsavcının bulunduğu araca çarptı..
Bu sözde gazetecilerin yapmak istediği ne?
Çaktırmadan, “Başsavcı FETÖ ile ilgili iddianame yazdı. Cezasını buldu” mesajını vermek..
Vay uyanıklar vay..
Suçüstü oldunuz, kaldırın ellerinizi!
•
Şu riyakarlığa bakın.
Kendi çalışanları için “Bir başlığa gözaltı” diye manşet atanlar.
Afet İnan hakkında bazı iddialarda bulunduğu için tutuklanan Süleyman Yeşilyurt hakkındaki karar için ise, pek sevindirik olmuşlar..
İşin Yeşilyurt ile sınırlı kalmaması için haberlerini hedef gösterecek şekilde sayfalar dolusu yapmışlar, tutuklamanın yeterli olmadığını, program moderatörlerinin de konferans verdiği belediyelere işin uzaması gerektiğinin müjdesini vermişler..
Riyakarlık böyle bir şey işte..
Kendisine gelince, “Özgürlük, hürriyet..”
Başkasına gelince, “Tutukla.. Yetmez!.. Her yerden dışla.. Cüzzamlı ilan et..”
•
Cumhuriyet’tekilerin sabıkaları olmasa..
Her şeye rağmen, “Beyan esastır” der, “Başsavcıya yönelik bir kastımız yoktu” açıklamasını doğru kabul etmek isterdim..
Ama bu Cumhuriyet gazetesi değil mi ki, iki yıl öce İstanbul Adliyesi’nde savcı Selim Kiraz görev başında iken DHKP/C’liler tarafından şehit edildiğinde, teröristlerin sözlerini manşete taşıdı..
Bunlardan daha ne bekleyebiliriz ki?
Başlığı da hatırlayalım isterseniz..
Adliyede savcı görev başında teröristler tarafından öldürülmüş..
Cumhuriyet gazetesinin başlığı şöyle:
“Cumhuriyet’e konuştular: Bu eylem mecbur bırakıldığımız yöntem..”
Düşünebiliyor musunuz..
İki DHKP/C’li terörist..
Savcıyı rehin alıyor.
Savcı rehin iken, bu gazetenin bir sözde muhabiri, bu teröristlerle telefonda konuşuyor..
Birkaç saat sonra, o teröristler savcıyı şehit ediyorlar..
Cumhuriyet gazetesi, o akşam baskıya giren nüshasında, eli kanlı teröristleri mazur gösteren, savcıyı şehit etmelerinin bir mecburiyetten kaynaklandığı iddiasını başlığa çıkarıyor..
Eyvah ülkem..
Eyvah Türkiye..
Ve Doğan medyası.. Gazeteciler Cemiyeti.. CHP’si.. Bilmemnesi.. Gözaltına alınan Cumhuriyet yöneticileri ve son olarak da Oğuz Güven için hep birlikte bağırıyorlar: “Suçumuz gazetecilik”
Haydi ordan riyakarlar..
“Başsavcıyı biçti” yerine, “Başsavcının aracını biçti” deseydiniz, gazetecilik yapmamış mı olacaktınız?
“Kamyon çarptı” yerine..
“Makam aracına kamyon çarptı” deseydiniz, gazetecilik yapmamış mı olacaktınız?
Savcıya kurşun sıkan teröristlere “Eylemci” demeyip, “Eli kanlı teröristler” deseydiniz, gazetecilik yapmamış mı olacaktınız?
DHKP/C’liler savcıyı vurmadan iki saat önce “Mecbur bırakıldık” dediklerinde, “Yunanistan’daki ağababalarınız mı mecbur bıraktı” diye sorsaydınız, gazetecilik yapmamış mı olacaktınız?
Söyleyin, riyakarlar!







