Darbelerin yıldönümü ve seçim!
Bugün 28 Mayıs 2023.
13. Cumhurbaşkanını seçmek için sandık başındayız..
Ama bugün, aynı zamanda bir “resmi darbe”nin, bir de “gayri resmi darbe”nin yıldönümünün ertesi günü..
27 Mayıs 1960’da Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk resmi darbesi yapılmıştı...
Öncesinde de, bazı ayak oyunları ile meclisin bypass edilmesi, hükümetlerin devrilmesi yaşanmıştı ama..
1960 darbesi, dört dörtlük, sivil yönetimi alaşağı eden bir askeri darbe idi..
Tesadüf müdür bilmiyorum, 27 Mayıs 2013’te ise, belki sonrasında askeri darbeye zemin oluşturması için...
Kim bilir, belki de sokağa çıkarılan gençler vasıtası ile postmodern bir darbe şeklinde, gezi isyanı ile sivil idare indirilmek istenmişti..
Hatırlayın, gezi isyanı sürecinde ters çevrilen polis araçlarını..
TOMA’lara atılan molotofkokteylileri..
Polise taş attırılan küçücük çocukları..
Ayakkabılarla girilen camileri..
Kim vurduya götürülerek öldürülen gençleri..
Şehid edilen polisleri..
Gezi isyanı üzerinden utanmazca algılar yapılarak, bir savcının (M. Selim Kiraz) görevi başında şehid edilmesini..
Bir savcının şehid edilmesinde tetiğe basanları öven medya organlarını..
Katillerin ağzından “mecbur bırakıldığımız eylemdi” güzellemesi yapan ahlaksızları..
Hatırlayın..
Ve asla hafızanızdan çıkarmayın..
“27 Mayıs”lar, biri 1960’ta, diğeri 2013’de olmak üzere, iki darbe girişiminin tarihleri aynı..
27 Mayıs 1960’ı biraz daha derinlemesine inceleyelim..
O tarihdeki darbenin sonucu olarak, özel kurulan mahkemede yargılatılan başbakan ile iki bakan asılmıştı..
Ve o idamlar, sonraki yıllarda sandıktan çıkan her iktidarın hizaya çekilmesi için, bir tehdit unsuru olarak kullanılmıştı..
Düşünün; ülkede seçim yapılıyor. Sandık kuruluyor..
Ama sandıktan çıkanlara her an bir hatırlatma yapılıyor: “Sonunuz Menderes gibi olur!”
Dahası var..
27 Mayıs 1960’da yapılan darbe günü, bu ülkede yıllarca, “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak kutlandı.. Kutlatıldı.
Adamlar darbe yapıyorlar.
Darbecilere selam çakan anayasa hukukçularına, ki bugün dahi o sözde anayasa hukukçularının ders kitapları, Hukuk Fakültelerinde okutuluyor. Hiç kimse, bu utanç halini son vermeye cesaret edemiyor. Kimse, “Bu adamlar darbecilere selam durmuşlar.. Bunlarda hukuk ne gezer. Bunların anayasa hukuku kitaplarını, yeni hukukçu adaylarına okutmak, o gençlere zulümdür!” demedi.. Hâlâ da demiyor, diyemiyor..
Hiç kimse çıkıp, “Bu ülkede darbe yapanları, ‘Darbe yapanlar haklı idi.. Darbe meşru idi’ diyerek onaylayanlar, ister Anayasa Hukuku profesörü olsun, ister İdare Hukuku profesörü olsun, beş para etmez sahtekârlardır” demedi, diyemedi..
Sandıktan çıkan siyasilerin ülkeyi yönetmesini zorbalık, diktatörlük olarak gösterenler (dün bunu yaptıkları gibi, bugün de tekrarlamaya kalkışanlar), bellerindeki silah ile darbe yapanların yönetimini ise, o tarihde “Hürriyet” günü olarak tanımlamışlar, darbe yapılan günü bayram günü ilan etmişlerdi.
Yetinmemişler.. Sanki darbe gününe kadar ülkede anayasa yokmuş gibi, “Hürriyet” ile birlikte bir de bayramın ismine “Anayasa” kelimesini eklemişlerdi..
Bugün de, “Hürriyet” deniliyor ya..
O gün de atlama taşları, aynı idi: Hürriyet!
Sahtekârlık bu düzeyde, namussuzluk bu seviyesizlikte idi.
Z kuşağı dediğimiz gençlerimiz, 7 yıl önceki somut örnek üzerinden, bastırılan darbe tecrübesine sahipler ama.. Belinde silah olanların, yönetime el koydukları ve seçilmişleri işbaşından uzaklaştırdıkları, o günü de bayram olarak kutlattırdıkları bir darbeye şahit olmadılar..
Onun için de, tarih kitaplarından okudukları darbeleri tam olarak algılayamıyorlar..
1960’dan sonra da bir resmi darbemiz var..
Seçilmiş insanların yönetimden silah zoru ile uzaklaştırılmasının son örneği, 1980 tarihli.. Ama onun da üzerinden 43 yıl geçti..
15 Temmuz 2016’daki benzeri bir askeri darbe girişimi ise, bastırıldı..
Dolayısıyla, darbecilerin kendileri açısından başarılı oldukları bir süreci, Z kuşağı göremedi.. Yaşamadı.. (Allah’a şükür, diyelim.)
Onun içindir ki, birilerinin tek umudu, darbeleri yaşamayan, darbelerin acısını görmeyen Z kuşağı olsa da..
Biz 28 Mayıs günü sandıklardan ümitliyiz..
Milli iradenin, bizzat kendisinin cumhurbaşkanını seçeceği bir gün olması açısından umutluyuz..
Darbelerin artık hayatımızdan çıktığı bir sürece geçildiği inancı ile önümüzdeki süreçten ümitliyiz.
Z kuşağı belinde silah olanların tamamladıkları bir darbeye şahit olmasalar da.. Birisi tamamlanmış askeri darbe.. Diğeri Z kuşağının kışkırtılarak, gençlerin sırtından yapılmak istenilen gezi isyanı darbesi olmak üzere, tarihimizdeki iki darbenin başlangıç tarihleri 27 Mayıs’ın ertesi günü, 28 Mayıs günü sandığa gitmeleri, artık bir tesadüf değil, belki de bir tevafuk..
27 Mayıs’ların tümü ile tarihde kalması için bir tevafuk..
Tüm olumsuz algı operasyonlarına rağmen, tüm haksız tanımlamalara rağmen, 28 Mayıs gününü, 27 Mayıs’ların tekrarlanmaması için, hatta tarihe altın harflerle yazmak üzere sandıktayız..
Yönetimi; darbecilerin belirlememesi için sandık başındayız..
Kışkırtılan kesimlerin, sokak hareketleri ile sandıktan çıkan yöneticileri alaşağı etmemesi, edememesi için sandık başındayız..
Hür irademizle, millet olarak cumhurbaşkanını seçmek üzere oylarımızı kullanacağız.
Cumhurbaşkanını, yürütme organını, emperyal devletler belirlememesi için, bir avuç medya organının yönlendirmeleri ile yöneticilerin alaşağı edilmemesi, Boğaz’da yalı sahiplerinin oturdukları yerden yeni yöneticileri belirlememeleri, sandıktan çıkmayanların/çıkamayanların tepemize tebelleş edilmemesi için, seçmen bugün sandık başında..
Seçmen hem oyunu kullanmak üzere sandık başına gitmeli..
Hem sandıklar açılırken, kullandıkları oylara sahip çıkmalı..
Hem de, 5 yıl için verdiği yetkiyi, illegal yollarla geri almak isteyenlere gövdesini siper etmeli..
Bu yapılırsa eğer, kullanılan oyun değeri olur.. Milli irade ülkeye hakim olur..
Seçimin; ülkemize, insanımıza hayırlar getirmesi temennisi ile..
Kavgasız, tartışmasız, olgunluk içinde bir seçim olması duası ile.









