23 Nisan 1920’deki rejim, hangi mutabakat ile değişti?
Son anayasa değişikliğine “Rejim değişiyor” diye karşı çıkan CHP’liler bir cevap verseler, çok memnun olacağım:
“97. yıldönümünü kutladığımız 23 Nisan 1920’deki meclis açılışında yürürlükte olan rejim, hangi mutabakat ile değişti?”
Evet, cevap versin CHP kafalılar..
Bugünlerde sadece hükümet sistemi değiştiği halde, kıyametleri kopartıp, “Rejim değişiyor. Rejimin değişmesi için, toplumsal mutabakat gerekli. Hatta mutabakat zorunlu. Millet büyük çoğunlukla bu yönde ortak karar alırsa, o zaman rejim değişebilir. Yoksa, iki partinin uzlaşması ile.. TBMM’de üçte iki çoğunluk ile.. İlaveten halkın % 50+1’i ile rejim değişemez, değiştirilemez” diyenler..
1920’de hatimler okunarak açılan Büyük Millet Meclisi sisteminin, hangi mutabakat ile bugünkü haline dönüştüğünü izah etmeliler..
¥
“Onu yapamazsınız. Bunu değiştiremezsiniz. Şuna asla dokunamazsınız” diye ter ter tepinen CHP’lilerin resmi internet sitelerini açıp, 23 Nisan’a bakış açılarını görmek istedim..
Partilerinin internet sitelerinin ilk sayfasındaki ilk haber şöyle: “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı mesajı.”
Haberde kullandıkları fotoğrafta, M. Kemal’in TBMM önündeki fötr şapkalı bir görüntüsüne yer verilmiş.
Oysa 23 Nisan 1920 fotoğrafı, M. Kemal’in ellerini açıp, dua ettiği, yanında da hocaların bulunduğu fotoğraftır..
Fötr şapkalı değil, kalpaklı fotoğrafıdır..
CHP işte budur..
Sadece sistemin değiştiğini gözlerden kaçırmakla yetinmez..
Sistemin değiştiğinin farkedilmemesi için de her numarayı yapar..
Oysa belgeler önümüzde..
23 Nisan 1920’de Meclis açılışı için, Mustafa Kemal’in, kolordu komutanlıklarına, tümen komutanlıklarına, valiliklere, bağımsız sancaklara, belediye başkanlıklarına çektiği telgraf şöyledir:
“1-Bi-nime’l-Kerim Nisan’ın yirmi üçüncü Cuma günü Cuma Namazı’nı müteakıben Ankara’da Büyük Millet Meclisi küşad edilecektir.”
Biliyorum, daha ilk maddede, kullanılan kelimelere ne kadar yabancı kaldığımız ortaya çıkıyor..
Ve rejimin işte burada değiştiğini, hemen hissediyorsunuz..
“Bi-nime’l-Kerim” ile kastedilen ne acaba? (Kerim olan Allah’ın nimeti olarak)
“Küşad” ne ola ki? (açılma)
Telgrafın orijinal metnini verirsem..
Birçoğunuz yazıyı okumayı bırakırsınız..
Günümüzde bize dayatılan kelimelerle devamını aktarayım..
“Rejim”in o tarihlerde ne olduğunu görün..
Bugün aynı “rejim”in ne halde olduğu ile kıyaslayıp, “Bu değişiklik hangi ara oldu ki, haberimiz yok” sorusunu, “istemezükçüler”e yöneltin..
1920’deki telgraftan aktarıyorum:
“2 — Vatanın istiklâli, yüce Hilâfet ve Saltanat makamının kurtarılması gibi en önemli ve hayati görevleri yapacak olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü cumaya rastlatmakla, o günün kutsallığından yararlanılacak ve bütün sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Velî Câmi-i Şerifinde cuma namazı kılınarak Kur’an’ın ve namazın nurlarından da feyz alınacaktır. Namazdan sonra, Sakal-ı Şerif ve Sancâk-ı Şerif alınarak Meclisin toplanacağı yere gidilecektir. Meclise girmeden önce bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. Bu merasimde Câmi-i Şeriften başlayarak Meclis binasına kadar Kolordu Komutanlığı’nca askerî birliklerle özel tören düzeni alınacaktır.”
Telgrafın sonraki bölümleri de, yine benzer ifadelerle; Hilafeti önceleyen, İslam’a boyun eğen cümlelerle dolu..
Bugün Hilafet deyince öcü görmüş gibi kaçanlar, 1920’de kutsadığımız “hilafet”ten bugüne nasıl geldiğimizi izah etmeliler..
Sadece Meclis’in açılması değil, Osmanlı sonrası diyebileceğimiz dönemdeki ilk anayasa olarak kabul ettiğimiz 1921 Anayasası’nda da, 7. maddede meclisin görevi bakın nasıl tanımlanmış:
“Şeriat hükümlerinin uygulanması, bütün kanunların yürürlüğe konması, değiştirilmesi, yürürlükten kaldırılması, antlaşma ve barış imzalanması ve vatan savunmasıyla ilgili savaş ilânı gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi’ne aittir.”
Şimdi, şeriat hükümlerini uygulama ile görevlendirilen bir anayasadan, laik anayasaya biz nasıl geldik?
Hangi toplumsal mutabakat ile?
Hangi toplumsal sözleşme ile?
Hangi referandum ile?
Halkın; hangi, "ittifak" diye nitelendirilecek bir büyük çoğunluğu ile..
Aradan 97 yıl geçmiş..
97 yıllık süreçte, bir şeyler olmuş..
Ama biz böyle bir toplumsal mutabakat hatırlamıyoruz.
Son “anayasa değişikliği”ndeki uzun tartışmalara benzer bir düşünce fırtınası bile hatırlamıyoruz..
Biz unutmuş isek, hatırlayanlar söylesin..
¥
Sormamız, nezaketimizden..
Yoksa, neler olup bittiğini, çok iyi biliyoruz.
Akşam yatarken “Şeriat’ın hükümlerini tenfiz ile görevli” meclise, sabah erken kalkanlar tarafından nasıl başka görevler verildiğini çok iyi biliyoruz..
“Rejim”in nasıl değiştirildiğini çok iyi biliyoruz..
Orijinali “Milli Hakimiyet Bayramı” olduğu halde, hokus-pokus ile, hangi darbeciler tarafından, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”na dönüştürüldüğünü çok iyi biliyoruz..
CHP bir “temel ilke” olarak, toplumların ana sözleşmelerinin mutabakat ile değiştirilmesi gerektiğini savunuyor ise.
Bu işe 1920’den başlamalı..
Biz de kendilerine destek vermeliyiz..
Hodri meydan..







