--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye’deki yasağa susmayanlar Azerbaycan’daki yasağa susmaz

Ahmet Varol
Ahmet Varol
0

Aliyev yönetimi bir yandan, tüm uyarılara ve Türkiye’deki yasakçı uygulamaların olumsuz sonuçlarıyla ilgili bilgilendirmelere rağmen yasakçılık konusundaki ısrarını sürdürürken ve kendi toplumu içinden gelen tepkiler karşısında demir yumruğunu gösterip tutuklamalar yaparken bir yandan da Türkiye’den tepki gösterenlere karşı da aynı uygulamalara buradaki yönetimin başvurmasını bekliyor. Oysa bu tam anlamıyla bir akıl tutulmasına delalet eder.

Bugün Azerbaycan’daki hicab yasağına tepki gösterenler, tavır koyanlar dün de Türkiye’de bu yasağın uygulanmasına ısrarla karşı çıkmıştı. 28 Şubat sürecinin darbeci ve baskıcı politikalarına rağmen insanlar meydanlara çıkıp yasağa karşı büyük protesto gösterileri, yürüyüşler, eylemler gerçekleştirdi. Kendilerine çok güvenen ve 28 Şubat sürecinin bin yıl süreceği konusunda iddialı olan darbeciler bile bu tepki ve protesto selinin önünde duramadı. Bu sürecin uzun sürmemesinde ve darbeci zihniyet sahiplerinin çekilmeye zorlanmasında başörtüsü yasağına karşı tepki eylemlerinin ve kitlesel hareketliliğin büyük bir payı olduğu gerçeğini kimse görmezden gelemez.

Dolayısıyla Aliyev yönetiminin, dün Türkiye’de bu yasağa karşı kararlı bir duruş sergileyenlerden bugün Azerbaycan’dan gelecek talimatlara göre oturup kalkmasını ve tepkisiz kalmasını beklemesi sosyal ve siyasal gerçeklikleri analiz konusunda oldukça yetersiz kaldığına delalet eder.


Kaldı ki 28 Şubat darbecilerinin yasakçı tutumlarına itiraz ederek ve inançlarının gereğini yerine getirmelerinden dolayı mağdur edilenlere haklarını verme vaadiyle halkın desteğini kazanmış bir siyasi kadrodan böyle bir şey beklemesi de son derece tutarsızdır. Buradaki siyasi iktidar eğer dün kendi ülkesinde karşı çıktığı yasakçılığı bugün Azerbaycan’la ilişkilerinin hatırına ve Azeri dostlarının gönüllerinin razı olması için sahiplenir ve savunur, yasağa karşı çıkanları susturmaya kalkışırsa en başta kendisiyle, kendi gerçekliğiyle çelişkiye düşer.

Bu gerçeği göre göre Azerbaycan hesabına açıklamalar yapan bazı kişilerin Türkiye’yle ilişkilerin gelişmelerden etkilenmeden ve zarar görmeden devam etmesi için bir bakıma buradaki yönetimin, Bakü’deki yönetimin yasakçı tutumuna karşı çıkanları susturmasını şart koşması aslında işi yokuşa sürmekten başka bir anlama gelmez.

Türkiye’yle Azerbaycan ilişkilerinin yıpranması elbette her iki tarafa da olumsuz yansıyacaktır. Ama bunun alternatifinin siyonist işgal rejimiyle işbirliğini güçlendirmek olacağını düşünmek çok büyük bir yanılgıdır.


Bu arada Azerbaycan’daki hükümet adına yorum ya da açıklama yaptıklarını tahmin ettiğimiz bazı kişilerin konuyu Azerbaycan-İsrail ilişkileriyle irtibatlandırmaları ve bu konuda Türkiye’nin Bakü’deki yönetime yön verme hakkının olmadığını vurgulama ihtiyacı duymaları Azerbaycan’dan ziyade siyonist işgal rejiminin işine yarayacaktır. Her şeyden önce Türkiye’nin böyle bir girişimi ve siyasi ya da diplomatik baskısı olmamıştır.

Herhangi konuda olursa olsun sivil ve bağımsız kurum ya da şahısların eleştirileri resmi mekanizmaların baskısı anlamına gelmez. İngiltere’nin veya ABD’nin siyonist işgal rejimiyle işbirliğini eleştirme hakkımız olduğu kadar, Gazze’de korkunç soykırım gerçekleştiren ve Filistin’de işgali, zulmü, ırkçı tasfiye uygulamalarını sürdüren siyonist rejimle işbirliğini sürdüren Azerbaycan yönetimini de eleştirme hakkımız vardır. Bu sadece hak değil aynı zamanda insani bir sorumluluktur.

Ancak hicab yasağına yönelik tepkileri ve eleştirileri müstakil olarak ele almak gerekir. Azerbaycan işgal rejimiyle ilişkilerini tamamen kesip bu yasakçı uygulamasını sürdürse bizim tepkilerimiz ve eleştirilerimiz yine sürecektir. Aynı şekilde bu yasağı kaldırıp işgal rejimiyle işbirliğini sürdürecek olsa hadi işin bu tarafını da görmezden gelelim diyecek değiliz.

Ne var ki hicab yasağının işgal rejimiyle ilişkilerle irtibatlandırılması, yasak talimatının bu rejimden geldiğini iddia edenlere güçlü bir dayanak oluşturmaktadır.

 

Ahmet Varol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle