Müslüman Alimler Birliği’nin çağrısı!
Bu sıralar İslam dünyası yine çok sıkıntılı ve zor bir dönemden geçiyor. Sıkıntıların önemli bir kısmı da yine İslam ülkelerinde siyasi otoriteyi ele geçirme amaçlı çatışmalar yüzünden sivil ve savunmasız halkların ezilmesinden kaynaklanıyor.
Bu gibi fitne ve karışıklık dönemlerinde sulh ve sükunetin sağlanması için aslında ilim ehline büyük görev düşmektedir. Her ne kadar bugün İslam ülkelerinin çoğunun seküler bir siyasi yapıya sahip olması sebebiyle ilim ehlinin sözleri siyasi otoriteler üzerinde pek etkili olmuyorsa da biz açıklamalarını ve yaptıkları çağrıları önemsiyoruz. Bugünkü yazımızda da Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin Müslüman kanının akıtılmasının durdurulması talebiyle yayınladığı bildiride vurguladığı bazı notları aktarmak istiyoruz.
Dünya Müslüman Alimler Birliği, Ezher Şeyhi Ahmed et-Tayyib’in çatışmaların durdurulması ve arabuluculuk için ümmetin alimlerinden oluşan bir heyet kurulması yönündeki çağrısını desteklediğini açıkladı. Birlik, 20 Ekim’de Doha’dan yayımladığı bildiride, girişimin yalnızca ateşkesle sınırlı kalmaması, siyasi reformu, özgürlükleri ve hakların iadesini kapsayan kapsamlı bir sürece dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Bildiride, girişimin taşıdığı dini ve insani anlamlara dikkat çekilerek alimlerin ve dini kurumların can güvenliğini koruma, fitne ateşini söndürme ve ümmetin birliğini sağlama konusunda sorumluluk taşıdığı hatırlatıldı.
Birlik, uzlaşı çabalarının hükümetler ile muhalifler ve fikir sahipleri arasında ciddi diyaloglarla başlaması gerektiğini vurguladı. Bu süreçte özellikle tutuklu alimlerin, davetçilerin ve aydınların durumuna öncelik verilmesi gerektiğini belirterek, dışlama ve özgürlük kısıtlamaları sürdükçe toplumsal güvenin yeniden inşa edilemeyeceğini kaydetti.
Bildiride, uzun süredir siyasi bölünme yaşayan Mısır’dan başlanmasının önemine dikkat çekildi. Birlik, siyasi gerekçelerle tutulan çok sayıda kişiye ilişkin raporlara atıfta bulunarak adil ve şeffaf hukuki incelemeler yapılmasını, adil yargılamayla suçu sabit olmayanların serbest bırakılmasını ve keyfi tutuklamalara son verilmesini talep etti.
Birlik, Yemen konusunda tüm siyasi ve toplumsal kesimleri kapsayan bir ulusal diyalog çağrısında bulundu. Bildiride İran’ın bölgedeki etkisine ve dış müdahalelere son verilmesi, San’a’nın Husi kontrolünden çıkarılarak devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi talep edildi. Ancak bunun, Husiler dahil herkesin meşru haklarını koruyan adil bir devlet çatısı altında gerçekleşmesi gerektiği de vurgulandı.
Sudan’da ise savaşın durdurulması ve devlet otoritesinin yeniden tesisi çağrısı yapan Birlik, isyana karşı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğinde yürütülen ulusal çabalara destek verdiğini açıkladı. Bununla birlikte sivillerin korunması, ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi, insani yardımın ulaştırılması ve isyancılara silah akışının engellenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Birlik, Filistin meselesinde uzlaşı ve kan dökülmesinin önlenmesinin Filistin halkına destek görevinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Filistin davasını gündemde tutmaya yönelik koordinasyon çağrısında bulunan Birlik, Arap ve İslam hükümetlerinden saldırıların durdurulması, ablukanın kaldırılması ve işgalin sona erdirilmesi için somut adımlar atmalarını istedi.
Bildiri, Ezher Şeyhi’nin girişiminin Ezher, Dünya Müslüman Alimler Birliği ve bağımsız şahsiyetleri bir araya getiren pratik bir çerçeveye dönüştürülmesini önerdi. Kurulacak uzman komisyonların taraflarla temas kurması, güven artırıcı adımlar önermesi ve tutuklu dosyalarını takip etmesi çabalarına her ülkenin kendi şartlarına göre katkı sağlaması istendi. Bu çabaların bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine; çatışmaların yeniden alevlenmesini önleyecek somut güvencelere dayanması gerektiği belirtildi.
Bildiri, devlet liderlerini, alimleri ve siyasi güçleri bu girişimi bir fırsat olarak değerlendirmeye davet ederek Kur’an’daki “Sulh daha hayırlıdır” (Nisa, 128) hatırlatmasıyla sona erdi.







