Cevat abiyi önden gönderiyoruz!
Müslim, Nesai, İbnu Hanbel ve İbnu Mace’nin bazı küçük farklarla rivayet ettiği bir hadiste şöyle denmektedir: “Resulullah bir kabristanın yanından geçerken şöyle derdi: Buradaki mekanların mü’minlerden ve Müslümanlardan olan sakinleri! Size selam olsun. İnşallah biz de sizin aranıza karışacağız. Siz bizden önce gittiniz, ama biz de sizin arkanızdan geliyoruz. Sizin için de bizim için de Allah’tan huzur diliyorum.” Bu tercüme Nesai’de geçen metnin tercümesidir. Diğer kaynaklarda geçen metinler biraz farklı ama anlam birbirine yakındır.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle deniyor: “Hanginizin amelinin daha güzel olduğu konusunda sizi denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O yücedir, bağışlayandır.” (Mülk, 67/2)
Dolayısıyla bu dünya hayatı imtihan içindir ve herkes için sonludur. Ölüm geldiğinde imtihan bitmiş demektir. Başka bir imtihan yok. Ondan sonrası yaptıklarından hesap verme vaktidir. Hesap gününde bağışlama yetkisine sahip olan sadece Allah’tır. Onun dışında kimsenin bağışlama imkânı yoktur. Allah dilerse bir kimsenin dünyadaki bazı iyiliklerine karşılık günahlarını bağışlar. Ama şirk, yani Allah’ın bütün evren üzerindeki mutlak egemenliğini tanımayıp başka varlıkların da O’nunla gücü ve egemenliği paylaşabileceklerini düşünmek affedilebilecek suçların dışında tutulmuştur. Bu konuda da şöyle buyurur:
“Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındakileri dilediği için bağışlayabilir. Kim Allah’a ortak koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (Nisa, 4/48)
“Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz; bunun dışındakileri ise dilediği kimse için bağışlayabilir. Kim Allah’a ortak koşarsa uzak bir sapıklığın içine düşmüştür.” (Nisa, 4/116)
Dolayısıyla biz de tevhit ve sadakat üzere ahirete göç ettiklerine şahitlik ettiklerimiz için Yüce Allah’tan af ve mağfiret dileyebiliriz.
Uzun süre kanser tedavisi gördükten sonra vefat eden kıymetli ağabeyimiz Cevat Özkaya’nın da, Allah’ın izniyle tevhit, iman ve sadakat üzere imtihanı tamamladığını düşündüğümüzden Yüce Allah’tan onun günahlarını ve hatalarını bağışlamasını, kendisini en güzel şekilde mükafatlandırmasını diliyoruz.
Cevat Özkaya ile değişik vesilelerle birlikte oldum. Ancak bir kimseyi tanımanın en iyi yollarından birinin onunla yolculuk yapmak olduğu Hz. Ömer’e (r.a.) nispet edilen bir rivayette belirtilmektedir. Cevat abiyle yolculuk vesilesiyle de bir araya geldim ve Suriye’de Baas diktasının devrilmesinin hemen ardından gerçekleştirdiğimiz seyahatte bir haftadan fazla süre birlikte olduk.
Cevat abi, kendisini tanıyanların hakkında hüsni şehadette bulunduğu, gayretleriyle, tevazusuyla, araştırmacı kimliğiyle ve daha başka iyilikleriyle bilinen bir insandı. Allah hayırlarını makbul, kusurlarını mağfur, mekanını cennet eylesin.
Biz şimdi onu önden gönderiyoruz. Onun gibi daha nicelerini önden gönderdik. Ama elbette biz de onlara kavuşacağız.
Belki aramızdan ayrıldığı ve yeniden kavuşma gününe kadar sürecek bir hasret dönemi başladığından kalplerimiz hüzünlenecektir. Aile efradının, akrabalarının ve yakın çevresinin hüznü daha fazla olacaktır. Ama bir kimsenin imtihanı bitirmesine değil kaybetmesine üzülmek gerekir. Bizim beklentimiz ve temennimiz de Cevat abinin imtihanı kazanmış olarak bitirdiği yönündedir. İmtihanı kazananlar için de Yüce Allah şu müjdeyi veriyor:
“Artık kimin kitabı sağından verilirse der ki: “Alın, kitabımı okuyun. Çünkü ben hesabımla karşılaşacağımı zaten düşünüyordum.” Artık o hoşnut(luk verici) bir hayat içindedir. Yüksek bir cennette.” (Hakka, 69/19-22)
İşte o zaman zaten, bazılarının önden gitmesi sebebiyle yaşanan hasretler de bitmiştir. Burada bize uzun gibi görünen o hasret süreleri, yeniden buluşmanın gerçekleşeceği vakitte çok kısa görünecektir.
Yüce Allah’tan dileğimiz Allah yolunda, iman davasıyla, O’nun ilahi mesajının bütün insanlığa ulaştırılması, zulme karşı haklıların yanında durmak için birlikte olan dostları sonsuz hayatta imtihanı kazanmış bir şekilde yeniden bir araya getirmesidir.







