--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Narin trajedisi ve İslamcılık

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
53

Türkiye’nin gündemine oturan Narin trajedisi hakkında yazmayan, fikrini söylemeyen kalmadı. Konunun başından beri Narin olayının “ensest” (aile içi) düzeyde olup, birilerinin ifade ettiği gibi “Hizbullah” boyutunun olduğunu düşünmüyorum. Elbette kesin hükmü, yargı verecektir. Toplumsal hafızamız zayıf ve bir o kadar da acımasız.

Vicdan terazimiz sapalı yıllar oldu. Adalet terazisi ise hak getire. Siyasilerin elinde yozlaştıkça yozlaştı.

Başkalarının yanlışlarının faturasını dindarlara ve İslamcılığa kesmede ise üstümüze yok. Kim bilir, belki de zengin aşiret bir ailenin sorununu dahi dine ve İslamcılığa yüklemenin bedeli daha kolay ve ucuzdur. Neden her olayda günah keçisi olarak muhafazakârlık ve dindarlar seçilir?

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, “adaletin tesisi, bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması için yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini, bunun ise ancak bağımsız ve tarafsız hâkimlerle sağlanabileceğini” ifade ettikten sonra konuşmasını Kur’an-ı Kerim’den ayetlerle temellendirdi.

Seküler haber siteleri mal bulmuş mağribi gibi Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’ya yüklendiler. Laiklik damarı pekişen seküler kesimin haber siteleri, laik bir devlette bir mahkeme başkanının, kutsal metinlere atıfta bulunmasını eleştirerek, bu söylemle hukuk devleti olunamayacağını söylemeye çalıştılar. Başkanın ne söylediğini biliyorum. Gayet güzeldi, söyledikleri afaki, ideolojik değildi. Halkının çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede Anayasa Mahkemesi Başkanının kutsal metinlerden faydalanmasından daha doğal ne olabilir!

Kaldı ki başkanın söylediklerinin özgül ağırlığı olduğu gibi, içerik olarak da dolu.

Laikliğe de halel getirecek dozda değil. Buna rağmen Allah’ın ayetlerinden rahatsız olanlar, açıkça İslam’a ve Müslümanlara saldıramadıkları için yine faturayı İslamcılığa yıktılar. Narin olayının da sosyolojik boyutunda bu var. Öfke ve nefret duygularını tavan yaptırıp, buradan İslamcılığa, dindarlara, hatta Ak Parti’ye saldırmak, tek kelimeyle ucuzculuk ve meselenin asıl perde arkasındaki sırrı perdelemektir. Kendi pisliklerinin bedelini muhafazakâr kesime yıkmaya çalışan bu ayrık otlarına müsaade edilmemelidir. Nefret duygusu ve şiddetle toplumu kutuplaştırmak isteyenler, hem olup bitenlerden Müslümanları sorumlu tutuyor, hem de konuyu başka alanlara çekerek, gerçeklikten uzaklaştırıyorlar. Öteden beri laik seküler sınıfın bu tür meselelere yaklaşımı ilkel refleks ve kutuplaşma yönünde olmuştur.

Toplumsal damarı çatlatmak için yeniden eski Türkiye›ye övgüler, 28 Şubatçı darbecilere dahi özlem şarkıları söylenmeye başlandı. Her meselenin içine Atatürkçülük ve laiklik sosu katılıyor. Oysa ortada ne İslamcılık kaldı ve ne de muhafazakarlık.. Değişim ve dönüşümden payını alan dindarların mevcut durumu dahi laikleri rahatsız ediyor. Teğmenler, Mustafa Kemal’in askeri olduklarını beyan ederek, iktidara mesaj yolluyor. Mesele sadece iktidara yönelik bir tepkiden ibaret değil. Dipten gelen bir dalga var ve biz o dalgayı görmezden gelirsek, bu ülkenin kotlarıyla oynamak isteyen, onu tekrar eskiye avdet ettirmek isteyenlere fırsat vermiş oluruz.

Şu anda birileri laiklik değirmenine kovayla su taşımaya çalışıyor. Bu gayret büyür de bent yıkılırsa, dümende bekleyen liberaller ve sol jenerik sahaya inmeye başlar. Şu anda yapılan, kıyısından köşesinden dindarlara nefret dalgasının büyütülmeye çalışılması. Haddinden fazla şiddet, gayedeki hikmeti yok eder. Tarikat, cemaat ve dindarlar, Narin cinayetinden daha tehlikeli gösterilmek isteniyor. Narin olayıyla yaşadıklarımız, nefret dilinin artık dayanılmaz boyutlara ulaştığını gösteriyor.

Kullanım tarihi geçmiş argümanlarla dindarları, İslamcılığı Narin üzerinden vurmaya çalışanların derdini iyi anlarsak, Narin trajedisinin de sosyolojik boyutunu çözmüş oluruz. Kriminal (aşiret) bir aile suçunu köylülüğe, namaz kılanlara yıkma girişimi başarılı oldu. Narin’in katili babası mı, annesi mi, kardeşi mi, yoksa muhtar olan amcası mı, belki de bunu hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Neden böyle durumlarda demokratik, insani ve adalet damarı işlevsiz kalır? Sürü psikolojisini kimler tetikliyor. Eski Türkiye olsa, “derin devlet” der geçerdik ama bitirilen vesayetle birlikte onun da öldüğünü zannediyorduk.

Ak Parti içerisindeki ve bürokrasideki temiz, mütedeyyin insanları tenzih ederim. Lakin bizim de içerimizde ayrık otları ve menfaatperest insanlar türedi. Eğer bu çürük elmaları içimizden temizlemez isek, onlara yöneltilen oklar bizi de vuracaktır. 

 

Yorumlar

(53)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Ali Gümüş

16 Eylül 2024 16:35

“Haçlı zihniyeti bizi geri bıraktırdı” diyorlar ya, bir yandan doğru! Çünkü Haçlı zihniyeti bizdeki dini yobazlığı ve cehaleti destekleyerek bu coğrafyanın çöküşüne destek verdi. Ne diyordu fesli “ Yunan galip gelseydi bize dokunmazdı”. Tabii dokunmazdı, geride kalman onun işine gelir. BUNLARI BİLMEK GEREK OSMANLI 600 YILDA 6 TANE BİLE BİLİM İNSANI YETİŞTİREMEMİŞ  

Nuri

16 Eylül 2024 14:10

Her şey Allah'ın iradesi dahilinde olmaktadır o istemeden yaprak kılınamaz Biz neye layıksak onunla idare olunuyoruz

Hüseyin Akarca Manisa

16 Eylül 2024 13:47

Dost doğru söylemiş, Narin üzerinden bizi vurmak istiyorlar

Cahit Arabacı

16 Eylül 2024 13:45

Yazınızı okudum,katıldığım hususlar katilmadigımdan fazla. Akit ve yazarını tebrik ediyorum

Hakan Sarı

16 Eylül 2024 13:42

Öfke ve nefret duygularını tavan yaptırıp, buradan İslamcılığa, dindarlara, hatta Ak Parti’ye saldırmak, tek kelimeyle ucuzculuk ve meselenin asıl perde arkasındaki sırrı perdelemekti Süper bir tespit

Ali Öz

16 Eylül 2024 13:38

Güzel bir teşhis ,güzel bir tesbit olmuş .Kalemine ve gönlüne sağlık .Yalınız Şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim :Pir Sultan Abdal a ait bir türkü vardır :”İlla dostun gülü yaralar beni beni “ diye .Tıpkı bunun gibi ,içimizdeki mürtedlerden çektiğimizi ,ellik gavurlarından çekmiyoruz .Bu itibarla ;Ülkemizin rahata kavuşması için ,Kamalizim dinine mensup olanlardan ve gavurluklarını gizlemek için ,doğrudan değil de dolayılı yollardan ,her fırsatta islama ve Müslümanlara saldıran zındıklardan kurtulmak için ; İvedilikle 5816 nın ve laiklik denilen UCÛBE nin kaldırılması lazım.Aksi takdir de “ Bizim oğlan bina okur ,döner döner yine okur “ hesabı biz her zaman böyle tekrar başa sarmaya devam ederiz diye düşünüyorum.

Suzan Darendeli

16 Eylül 2024 12:27

Narin kurban verildi. Bunun arkasında derin devlet yok 

Eşref Sezal

16 Eylül 2024 12:21

O KÖY KRİPTO KÖY ! NORMAL DEĞİLLER ! Narin Cinayeti ÂHİN Cinâyetidir ! Tavşan Tepe adlı yahudi kitabında ,ahırda kitlenen tavşanlardan bahsedilir. Ve onlar için su kenarına yanaşan bir gemiden bahseder. Tavşan yahudi mitolojisinde 19'u temsil eder. Asıl manası fedakâr tepe demektir. Tavşanı kız çocukları temsil eder. Kitapta Tavşanlardan battaniyeli olanlar buradaki battaniye betimlemesi dayanıklı olanlar demektir su kenarına ulaşabilirse kurtuluşa eriyor. Kitaptaki hikayede Tavşan arka bacağından yakalanır ve tepe taklak edilir bacağındaki ipten kurtulabilirse gemiye ulaşır ve tamamen kurtulmuş olur. Gelelim güzel kızımız Narin'in konusuna. Güzel kızımızı âhin yapanlara verdiler ,bacağından astılar sonra bir Battaniye içinde su kenarına getirip burada çuvala koyup suyun içine gömdüler. Ve Narin'in bir bacağı o yüzden kopuktu !! Yahudi mitolojisinde 19 sayısı Tanrıyı yatıştırmak anlamına gelir. Güzel kızımız narin ne zaman bulundu 19. Günde Güzel kızımızın yaşadığı köyün ismi TavşanTepe bunların hepsi tesadüf olamaz. Tesadüf diye birşey yoktur !!!! Narin'in kız kardeşide aynı şekilde âhin'e verildi !! O köydeki zenginliğin kaynağıda budur ! Geniş kapsamlı araştırılmalı, Bu köyün bütün yaşayanları emniyette çapraz sorgudan geçmeli ! Dediklerim ortaya çıktığında bu köy haritadan bile silinir !!!

Cevdet Akıncı

16 Eylül 2024 12:03

Acaba neden Narin isimli çocuk öldürüldü hangi sebeple ortadan kaldırıldı onu öldüren ailesi mi yoksa başka biri mi

İhsan Sezer

16 Eylül 2024 12:02

Afgan cihadı ve İran İslam inkılabı olduğunda islamcılık noktasında Türkiye'de hayli mesafe katetmişti şuurlu müslümanlar oluşmuştu bugün geldiğimiz noktaya bakıyoruz geriye doğru gittiğimizi görüyoruz

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle