Gökçek getirtti, Tezcan’ın kızı nerede?
Şu ana kadar lafımı kimseden esirgemedim, esirgemem de!
Melih Gökçek Ankara’nın gelmiş geçmiş en iyi belediye başkanıdır.
Hakkı teslim edelim..
Başkan Erdoğan’a karşı asla ikili oynamamış, rüzgara göre şekil almamış, en zor zamanlarda Gezi rezilliğinde dahi arkasında dimdik durmuş bir isimdir.
Bütün bunlara rağmen..
Hatası varsa “kol kırılır yen içinde kalır” diyecek halimiz de yok.
Hakkındaki iddiaların iftira olduğuna inansak da, “yargı soruşturmalı” deriz.
Altını çizelim..
Fonlu medya, besleme isimlerden gelen her iddiaya peşinen “yalan” gözüyle bakıyorum. İftira diyorum. Çünkü bu heriflerin niyetlerini adım gibi biliyorum.
Yirmi küsur senelik gazetecilik kariyerim boyunca bunlarla savaştım. Arkalarına aldıkları 28 Şubat artıklarıyla mücadele ettim. Darbecileri nasıl canhıraş savunduklarına, hangi yalanlarla cuntacıları, katilleri, faili meçhullerin faillerini aklamaya çalıştıklarına şahit oldum.
Yeri geldi bunların iftiralarına uğradım.
Çekirdek ailem, gazetem, birkaç gazeteci dostum dışında çıkıp bir Allah’ın kulu, “yalancısınız, iftiracısınız” demedi.
Çöl geniş, kervan uzak, kuyu derin, Allah vekil dedim, geri adım atmadım. Bu sebeple bu tiplerin yalanlarına aşinayız.
Bir Müslüman gibi bakıyoruz meseleye.
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de neyi emrediyor: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”
Hem kişisel tecrübelerimiz hem de bu emir doğrultusunda hareket ediyoruz..
Bize fasıkların getirdiği habere peşinen inanmıyoruz.
Araştırır öyle konuşuruz.. Yargı da tam olarak bunu yapıyor zaten.
Bakın Gökçek ne dedi..
“Oğlum da, gelinim de gelip hesap verecek yargıya, asla kaçmayız.”
Dediği gibi de olmadı mı? Geldi. Oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek, 7 Eylül 2026’da Ankara Adliyesi’nde şüpheli sıfatıyla ifade verdi.
Murat Ağırel’in iddiaları üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen başlattığı soruşturma kapsamında (Almanya’da kurulan HAMAG şirketi üzerinden yurt dışına kayıt dışı para aktarımı ve gayrimenkul alımları iddiası) Melih Gökçek 4 Eylül’de ifade vermişti. Ardından oğlu ve gelini de geldi. Yaklaşık 5 saat süren ifadelerinin ardından yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararıyla serbest bırakıldılar. Savunmalarında düğün takıları, miras ve gelinin ailesinin varlığına atıf yaptılar. Soruşturma sürüyor. Aklanırlarsa başımızın üstünde yeri var hepsinin.
Yok suçlularsa cezasını çeksinler.
“Kızım Fâtıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim” diyen bir Peygamberin ümmetiyiz biz.
Şimdi samimiyet testi.
Gökçek geldi, ifade verdi. Çocuklarını da getirtti. Bu yalaka iftiracıların toz kondurmadığı, gasplarını, yolsuzluklarını tek satır yazmadıkları CHP’lilerde (hoş artık CHP’de değiller, Yeni Partililer) durum ne?
Mesela bir soruşturma var biliyorsunuz.
Kuşadası Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve irtikap soruşturması. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu dosyada, Yeni Parti Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın kızı Ezgi Tezcan Yaşar (avukat) ve damadı Umut Yaşar (avukat) da şüpheli.
Haklarında gözaltı kararı çıktı (Ağustos 2026’daki üçüncü dalga operasyonda). Bülent Tezcan Ağustos’ta “kızım ve damadım en kısa sürede dönecek, başları dik, alınları açıktır” diyordu.
Oldu Eylül… Geçti bir aydan fazla. Hâlâ bitmedi tatil!? Neredeler? (Bazı iddialarda yurt dışında, Londra civarında oldukları konuşuluyor.) Bunu soran var mı?
Fonlu beslemelerin aklı Gökçek’te. Melih Gökçek bir telefonla çocuklarını getirtti, Ankara Adliyesi’nde hesap verdiler. Kriptocuların, sanal bahisçilerin sponsorluğunda YouTube’tan önüne gelene sallayan tipi tiplerden ses var mı? Duydunuz mu bir tanesinden “Bülent Bey, ne oldu sizin kızla damat” dediklerini? Demezler. Diyemezler. Çünkü dün gözümüzün önünde hayatımızı gasp eden 28 Şubat cuntacılarını aklamaya çalışıyorlardı. Bugün de hırsızlık zanlılarını aklamaya çalışırken, bizi “tavşana bak” diyerek oyalıyorlar.
Bülent Tezcan’ın kızı mevzu değil!
Ceza almamış herkes “masumdur” diyor hukuk sistemimiz. Mevzu bu heriflerin ikiyüzlülüğü. Bir tarafta “hesap vereceğiz, kaçmayız” deyip adliyeye gelenler; diğer tarafta “en kısa sürede döneceğiz” deyip hâlâ ortada olmayanlar. Aynı standart, aynı adalet, aynı medya hassasiyeti nerede?
Araştırırız, sorarız, peşini bırakmayız. Çünkü fasıkların getirdiği habere peşinen inanmayız. Ama çift standarda asla göz yummayız. Selametle..







