--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Duruşmalarının değil maçların canlı yayınlanmasını istiyorlarmış

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
0

Sözcü gazetesine, Nefes gazetesine, Tavır gazetesine, Korkusuz’a, Cumhuriyet’e, Millî Gazete’ye, Yeni Asya’ya, Karar gazetesine bakıp Ekrem İmamoğlu’nun “asrın yolsuzluk davası”na ara verildiğini sanmayın.

Bu gazetelerin her biri, “Silivri’deki duruşmalar canlı yayınlansın” dedi.

Bu gazetelere ilaveten Sözcü TV, Halk TV, hatta TV 5 de bu yönde talepte bulundu.

Sanırsınız ki Ekrem İmamoğlu gerçekten suçsuz; bu gazeteler ve televizyonlar gerçekten duruşmaların canlı yayınlanmasını istiyorlar, bütün halkın da Ekrem İmamoğlu’nun suçsuz olduğunu görmesini istiyorlar.

Gerçekten böyle mi istiyorlar, bakalım.

Ekrem İmamoğlu’nun yargılaması, 16 Ağustos’ta tutuksuz sanıkların dinlenmesi aşamasıyla devam ediyor; o günden bu yana onlarca tutuksuz sanığın ifadesi alındı.

Mahkeme, adaletin bir an önce gerçekleşmesi için adli tatil içerisinde bile yargılama yaptı.

Mesai saatleri dışına da taşarak duruşmaları sürdürüyor.

Duruşmaların canlı yayınlanmasını isteyen sanıkların, onların avukatlarının ve medyadaki savunucularının böyle bir aşamada ne yapmalarını beklersiniz?

Adli tatilde de duruşmalar devam ettiği için, mahkeme heyetine teşekkür etmelerini beklersiniz değil mi.

Ama nerde?

Onlar davanın daha da ağır yürümesini istiyor.

İlla bir kılçıklık yapacaklarsa, “Bu dosya onlarca tutuklunun bulunduğu bir dosya. Mahkeme heyeti biraz fedakârlık yapsa, cumartesi pazar da yargılama sürse nasıl olur?” da diyebilirlerdi.

Diyorlar mı?

Hani tilkiye sormuşlar, “Tavuk ister misin?” diye.

“Güleceğim geliyor” demiş.

Bunların da bir an önce adaletin sağlanması için cumartesi-pazar bile duruşma yapılmasını isteme ihtimalleri, insanı gerçekten güldürüyor..

Kaldı ki bu sanıkların avukatları, duruşmaların akşam saat 18.00’den sonra devam etmemesi için talepte bile bulundular.

Neymiş?

Evlerine yetişemiyorlarmış.

İyi de arkadaşlar, sizin savunduğunuz koca koca adamlar, cezaevinde yatıyor; onların da evleri var. Eğer gerçekten suçsuz olduklarına inanıyorsanız, onların evlerine bir an önce dönmesi için, yargılamanın hızlı yürümesini istemeniz lazım değil mi?. Boş verin saat 18.00’den sonra yargılama yapılmasını, cumartesi pazar bile duruşmalara devam edilmesini istemeniz gerekmiyor mu?

Sanık avukatlarının hafta sonu duruşma olmasını istememeleri bir kenara, bir de akşam saat 18.00’den sonra duruşmaya devam edilmemesini istemeleri, davayı sürüncemede bırakmak istediklerinin delili.

Biz tekrar duruşmaların canlı yayınlanması talebine dönelim.

Canlı yayın isteyenler, 16 Ağustos’tan bu yana hafta içi her gün devam eden duruşmaları, ayrı ayrı manşetten veya televizyonlarının ana haber bültenlerinde birinci sırada, ilk haber olarak verdiler mi?

Vermediler, vermiyorlar.

Yukarıda saydığım gazetelerin dünkü birinci sayfalarının hepsine baktım.

Önceki gün Silivri’de duruşmalar devam ettiği hâlde bu gazetelerin hiçbirinde Ekrem İmamoğlu dosyasının haberi manşetten verilmemişti.

Televizyondan canlı yayınlanmasını istediğiniz duruşmaları siz niye manşetten vermiyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu’nun suçsuz olduğuna inanıyorsanız, her duruşmada bu savunmanın doğruluğunu gösteren delilleri gazetelerinizde, televizyonlarınızda en ön sırada okurlara ve izleyicilere niye sunmuyorsunuz?

Çünkü kendileri de Ekrem İmamoğlu’nun suçsuz olduğuna inanmıyorlar.

Karambolden belki tahliyesini sağlarız diye düşünüyorlar.

Tahliyesi sağlandıktan sonra da amaçlarını gerçekleştirmiş olacaklar.

Tutuksuz yargılama sırasında “Mahkeme suç işlendiğine inanmıyor ki tutuklu yargılama yapmıyor” diye başlayacaklar; fonladıkları bütün gazete ve televizyonlarda bin bir şovla davayı unutturmayı ve sürüncemede bırakmayı sağlayacak operasyonlara imza atacaklar.

Daha tahliye bile sağlanmadan, davanın ana konusu dışındaki mevzularla halkı nasıl oyaladıklarını göstereyim.

Tahliyeyi sağladıktan sonra onların neler yapabileceklerini siz tahmin edin.

Biz bekliyoruz ki Ekrem İmamoğlu, Silivri’deki duruşmada iki villanın arka planını anlatsın.

Ekrem İmamoğlu’nu destekleyen gazeteler de bu arka planı manşetlerinden bütün halka duyursun.

Bu konuda tek satır haber yapmayanlar, Silivri Cezaevi’ndeki tutukluların Süper Lig maçlarını canlı izleyemediklerini birinci sayfalarından büyük bir önemle veriyorlar.

Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk yapıp yapmadığı bir kenara atılıp, cezaevinde Süper Lig maçı izleyememesi ön plana çıkarılıyor.

Çay servisi birinci sayfalara taşınıyor.

Tutukluların yakınlarıyla görüşme periyotları ana haber konusu yapılıyor.

İyi de arkadaşlar, Süper Lig maçı izleme imkânı verilirse tutukluluğun üç sene, beş sene sürmesini kabul edecek misiniz? Çay servisi düzeltilirse “Cezaevinde kalmaya razıyız” mı diyeceksiniz?

Bu tür gayriciddi taleplerle uğraşacağınıza, cezaevinden çıkışın yollarını arasanız ya.

“İddia edilen suçların hiçbiri işlenmemiştir; birinci iddianın cevabı şudur, ikinci iddianın cevabı ise budur” şeklinde savunmalarınızı yaparak Süper Lig maçlarını evinizde izlemenin yollarını arasanıza.

Çay servisindeki sıkıntılarınızı çözdürmeye çalışacağınıza, evinizde ve iş yerinizde rahat rahat, istediğiniz zaman çayınızı içebilmenin yolunu açmak için iddianamedeki suçlamalara cevap verseniz ya.

Dün de asrın yolsuzluk davası, Ekrem İmamoğlu‘nun fonladığı medya organlarında kıldan tüyden bir konuyla haberleştirilmiş.

Evvelki duruşmalardan birinde, Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı terbiyesizlik sonucu mahkeme heyeti kendisini duruşma salonu dışına çıkarmıştı.

Duruşmayı izlemek amacıyla salonda bulunan ve hiçbir şekilde yargılamaya karışma yetkileri bulunmayan CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Suat Özçağdaş da, sanık Ekrem İmamoğlu‘nu savunmak için mahkeme heyetine yönelik saygısız sözler sarf etmişlerdi.

Mahkeme heyeti de bu iki şovmeni duruşma salonu dışına çıkarmıştı.

Sezgin Tanrıkulu dersini almış olmalı ki, o günden sonra duruşmalara katılmadı.

Suat Özçağdaş ise dünkü duruşmaya katılmak istemiş.

Daha önceki salon dışına çıkarma kararı gereği, mahkeme heyeti de milletvekiline hatırlatmada bulunmuş.

Suat Özçağdaş önce direnir gibi olmuş, “Ben salon dışına çıkmam” demiş. Ancak mahkeme heyetinin “kararımızı dinlemeyen bir kişi salonda kalmaya devam ederse duruşmanın başlamayacağı” duyurusu yapılınca kuzu kuzu dışarı çıkmış.

Şimdi, asrın yolsuzluk davasında Ekrem İmamoğlu’nun fonladığı gazetelerin konusu işte bu.

Yasama organının bir üyesi, yargının işine karışmaya kalkışıyor.

Kendisine, yasama ile yargının birbirinden ayrı olduğu hatırlatılınca direniyor.

Ve biz, Ekrem’in fonladığı gazetelerde, asrın yolsuzluğunun delillerini ve savunmasını okuyacağımıza, milletvekilinin duruşmadan çıkarıldığı haberlerini okumaya mecbur kalıyoruz.

Tekrar tekrar belirtiyorum: Ekrem İmamoğlu ve avanesinin beraat edeceklerine dair küçücük bir kanaatleri olsa, cezaevinde ne maç yayınını düşünürler ne çay servisini, ne yargılamanın saat 18.00’den sonra da devam etmesinin getireceği yorgunluğu, ne de duruşma salonunda milletvekillerinin kaprisleriyle oyalanmayı.

Mahkeme heyetinden talepleri şu olur: “Canlı yayın istemiyoruz, çay istemiyoruz, 18.00’den sonra duruşmaya devam etmenizi gönülden destekliyoruz, mümkünse cumartesi pazar da yargılama yapılsın, milletvekilleri burada olmasın; yeter ki siz yargılamayı devam ettirin, savunmamızı dinleyin ve adaletle karar verin.”

Diyorlar mı?

Demiyorlar.

Çünkü onlar da biliyorlar ki suç işlediler, mahkûm olacaklar.

Bunu ne kadar geciktirirlerse o kadar kârda olduklarını düşünüyorlar.

Şimdi anlaşılıyor ki duruşmalarının canlı yayınlanmasını değil maçların canlı yayınlanmasını istiyorlarmış...

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle