• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

MUHASEBE

31 Mayıs 2026
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

MUHASEBE

Yaşar Değirmenci

Abdullah bin Mes’ud şöyle der:

 “Biz Kur’an’dan on ayet öğrenir, onları anlayıp amel etmeden diğerine geçmezdik.”

Bugün biz ne yapıyoruz? Onlarca cüz okuyoruz ama bir ayetin gereğini yerine getirmekte zorlanıyoruz. Peygamberimiz Kur’an’ın nasıl yaşanacağını bizzat hayatıyla gösterdi.


 

Kur’an’ı okuyup da onun hükümlerine sırt çeviren, adaleti emreden ayetleri okuyup zulmeden, doğruluğu emreden ayetleri okuyup yalan söyleyen insanlar. İşte onlar, okudukları kitabın şahitliğinde mahkûm olurlar.



Kur’an’ın ahlakını hayatımıza yansıtıp “örnek Müslüman” oluyor muyuz? Bütün Müslümanların nefs muhasebesi yapıp “Kim daha adaletli? Kim daha merhametli, şefkatli? Kim daha dürüst? Kim Kur’an’ın emirlerini hayatına daha çok taşıyor?” sorularını sorup salih amelleriyle cevap vermelidir.


Allah katında değerli olan; kalbin istikameti ve amelin doğruluğudur. 

Kur’an, hayatın dışına itilmiş bir kitap değildir. Kur’an-ı Kerim; ticaretten aileye, ahlaktan siyasete, bireyden topluma kadar hayatın her alanına yön verir. 


 


Artık şu gerçeği açıkça söylemek gerekiyor: Kur’an okunup bırakılacak bir kitap değildir. Kur’an, hayatı inşa edecek bir kitaptır. Eğer Kur’an hayatımıza müdahale etmiyorsa, eğer alışkanlıklarımızı değiştirmiyorsa, eğer bizi daha adil, daha merhametli, daha dürüst yapmıyorsa, orada bir eksiklik var demektir.


Sorun, bizim Kur’an’la kurduğumuz ilişkidedir. Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz husus şudur: Kur’an’ı güzel yaşayanlar olmak.

Hacdan dönenleri tebrik edip onları kucaklayıp makbul ve mebrur hacları için dua ederek sevinçlerini paylaşırken hepimiz bir nefs muhasebesi yapmalıyız. 


 

Soru şudur: Hangimiz Rabbimizin razı olduğu böyle bir hac yapabiliriz? Velev ki yapabildik diyelim olması gerekene nispetle bu hac bile eksik ve noksan olmaz mı? Haydi cevap verelim: Yapamayız ve yapabilsek bile yine de eksik ve noksan olurdu. Peki hâl böyleyse hacca gitmeyelim mi? Elbette hayır! Tabii ki gidelim. Konfor ve rehavetten kurtulalım. 


 


“Lebbeyk Allahumme lebbeyk!..”

“Buyur Allah’ım, emrine âmâdeyim, buyur!..” derken şuurlu bir söylemimiz olsun. 

Haccın ‘’ölüsü’’ bile “dünyalara bedel” diyeceğiz. Ya haccın dirisi…

Haccı diriltelim ki millet de ümmet de insanlık da dirilsin ve huzur bulsun.


 

Bir Allah dostu hacca niyetlenen talebesine nasihat ediyor: “Evladım, Hac ibadetinin hakkını vermek zordur, biz aciziz, hakkıyla yapamayız. İyisi mi sen hacca niyet ederken şöyle düşün: Ya Rabbi ben yolda kalmışlara yol göstermeye, susuzlara su vermeye, ihtiyarların işini görmeye, senin ve habib-i edibinin misafirlerine senin rızan için hizmet etmeye gidiyorum.


Böyle niyet edersen Mevla karşına bu hizmetleri çıkarır ve ola ki bu niyetin ve hizmetlerine mukabil haccı kabul olanların hatırına senin de haccını kabul eder.”


 

O kadar zor ve bu kadar kolay. Haccı hayatımıza taşıyalım. Her hâl ve şartta yaşanan bir dinimiz olduğunu unutmayalım. Müslüman, sadece kendi rahatını düşünen değil; çevresindeki insanların huzurunu, güvenliğini ve mutluluğunu da önemseyen kimsedir.


Çünkü iyilik paylaşıldıkça çoğalır, kalpleri birbirine yaklaştırır ve toplumda sevgi ile kardeşliği güçlendirir. İnsanlara faydalı olmak, kişiye hem dünyada hem de ahirette büyük bir huzur kazandırır.


Bir insanın işini kolaylaştırmak, onun sıkıntısını gidermek veya yüzünde bir tebessüme vesile olmak; aslında kişinin kendi gönlünü de güzelleştirir.


İyilik yapan insan, çevresine umut olurken kendi kalbini de huzur ve mutlulukla doldurur. Rabbimizin rızasını kazanma niyetiyle yapılan küçük bir yardım bile bazen büyük ecirlere vesile olur.


Bu yüzden mümin, hayatı boyunca ardında güzel izler bırakmaya, insanlara yük değil destek olmaya gayret eder. Hac dönüşümüzle “üsveyi hasene/örnek insan” olmaya devam edelim. 


 

Rabbim cümle hüccacın ibadetlerini kabul eylesin. Bu necip millete biz ölmeden Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’ye ve dahi Kudüs-ü Şerif’e pasaportsuz girmeyi nasip etsin. Âmin!

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23