--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

15 Temmuz’u ayet ve hadis ışığında değerlendirelim!

Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
10

15 Temmuz’u ayet ve hadis ışığında değerlendirelim!

Yaşar Değirmenci

Her 15 Temmuz’da herkes düşüncelerini veya düşüncesizliklerini söylüyor. Âdeta her kafadan bir ses çıkıyor, ağzı olan konuşuyor. Hiç yorulmadan, düşünmeden tefekkür ve tezekkür zahmetine katlanmadan. Bazı kavramları hatırlatarak biz Müslümanların ölçüsü ve hayat tarzımız olan dinimizin ölçülerine göre 15 Temmuz’u yazalım ve okuyalım. Bahse konu olan fanatizmden başlayalım. 


 

Fanatizm; herhangi bir düşünceye, kişiye ve gruba eleştirel düşünceyi askıya alarak aşırı ve ölçüsüz bir bağlılık göstermektir. Fanatizm; akletmenin ve adaletin devre dışı bırakılması, duyguların ve aidiyet hissinin mutlaklaştırılması anlamına gelir. Modernleşmenin getirdiği dinî fanatizm, bireyin dinî aidiyetini sorgulanamaz bir dini kimliğe dönüştürmesi ve bu uğurda hakikati arka plana atmasıdır.


İslâm ise bağlılığı: akletme hikmet ve vahiy ekseninde şekillendirir. Kur’an-ı Kerim; fanatizmin psikolojik ve sosyolojik temellerine dikkat çeker. Fetih sûresinde Hudeybiye anlaşması sürecinde müşriklerin tavrı betimlenir/tasvir edilir. “O zaman inkâr edenler, kalplerine cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da Peygamberine ve müminlere sekinetini indirdi.” Ayette geçen “sekine” yani sükûnet, İtidal ve Allah’tan gelen ölçü ve dengedir. Sekînet; öfkeye dayalı körü körüne bir aidiyet duygusuna karşı tedbir ve cevaptır. 


 

Cemaatin ve insanımızın düştüğü/düşürüldüğü bu durum; hakikati değil, kendi tarafını yüceltmesidir. Halbuki Kur’an-ı Kerim: “Hakkı ayakta tutun, adaleti gözetin, bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin.” (5 Maide 8) buyurarak aidiyetten önce adaleti merkeze koyar. Bu da gösterir ki İslâm’da sadakat, ancak hakkın ve adaletin hizmetinde meşrudur. Taassup ise cahiliyenin kalıntısıdır. 


 

İslâm’da itaat esastır. Ancak bu itaat mutlak değil, sınırlı ve meşruiyet dairesindedir. Kur’an-ı Kerim’de itaatin ancak Allah ve Resulüne dayalı olduğu müddetçe geçerli olduğunu bildirir. Kayıtlı ve şarta bağlı itaat vurgulanır. Nitekim Peygamber Efendimiz: “Allah’a isyan olan bir konuda mahlûka itaat yoktur.” buyurmuşlardır.


Bu prensibin en açık örneği, Peygamberimizin bir seriyye (küçük askeri birlik) görevlendirmesi sırasında yaşanmıştır. Komutan askerlerine itaatsizlik yaptıkları gerekçesiyle ateş yakmaları ve ateşe girmelerini emreder. Askerler kararsız kalır. Medine’ye döndüklerinde yaşadıkları durumu Peygamberimize anlatırlar. 

Peygamber Efendimiz bu emri kesin bir dille reddeder.


“Eğer o ateşe girseydiniz kıyamete kadar o ateşte kalırdınız.” Bu hadis İslâm’da liderliğin sorgulanamaz mutlak bir otorite dönüşmesine izin verilmediğini göstermektedir. Peygamber Efendimiz; sorumluluk gerektirdiğini, itaatinde meşruiyet sınırlarıyla kayıtlı olduğunu öğretmiştir. Fanatik, taassuba kapılan yapılar ise bu sınırları siler süpürür. Liderlerini ise neredeyse masumlaştırır.


Sorgulamayı hainlikle eş tutar. 15 Temmuz’da yapılanlar 252 şehit verilmesine sebep olanlar; masum müdafaasız insanları acımasızca tankların altında bırakan, ihtilâllerde bile bombalanmayan TBMM’sini bombalayan, devletimizi yıkmaya, vatanımızı bölmeye, bayrağımızı indirmeye, dinimize uymaya değil, kendi koydukları ölçülere uydurup Batı uşaklığına götüren bir hareketin içinde bulundular. 


 

Üstelik bu hainliği, ihaneti yapanlar dindarlardı. Ama vahiy ve sünnet dindarlığı değil, fanatizmin emrindeki dindarlıktı. Bu katliamı yapanlar Besmeleyle silahı kullanan oturarak su içerek dindarlığını gösteriyorlardı. Allah ve Resulünün ölçülerinin emirlerinin, yasaklarının yerini Siyonizm’in emrindeki ABD ve ortakları olan Batı (İngiltere, Fransa, Yunanistan ve diğer Hilâl Haç mücadelesinde Haç’ın yanında bulunanlar) almıştı. Uydukları, tâbi oldukları güç de küfrün yanında olmaktı. 


 

Oysa İslâm; aşırılık din adına da olsa Allah ve Resulü tarafından reddedilmiştir. Peygamber Efendimiz: “Helak olanlar aşırı gidenlerdir” buyurmuştur. Burada aşırı gidenler ifadesi; dini zorlaştıran, kendi anlayışını mutlak doğru sayan ve bu doğrultuda başkalarını dışlayan kimseler için kullanılmıştır. Bu tarz kişiler; ibadetleri, yorumları, davranışlarıyla dini bir zorluk sistemine dönüştürürler.


Hâlbuki Rabbimiz. “…Allah sizin için dinde bir zorluk kılmamıştır…” buyurmuştur. Bu aşırı yapılar; sadece kendilerinin doğru yolda olduklarına inanır ve diğer müminleri dışlar. Hatta tekfir ederler. Böylece ümmetin birlik ve beraberliği bozulur. Müslümanlar birbirine düşman hâle gelir. Hepimizin bildiği ama uygulamadığı şu hadisi unutmayalım. “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” 


 

İslâm’ın teklifleri, tavsiyeleri, emir ve yasakları uygulanmadan, hayata geçirilmeden kalıcı hiçbir meseleye çare bulunmaz. Hiçbir problem çözülmez. Kirletilen, ölçü ve dengeyi kaybeden kaybettirilen cemaatler, vakıflar, dernekler, STK’lar, gönüllü kuruluşlar kendi koydukları ölçü yerine ayet ve hadisleri merkeze alıp ona tâbi olurlarsa hem birey hem toplum bir istikamette tutulur hem de cemaat aidiyetlerini bir ölçüye bağlar.


Bu ölçülerin birincisi: Tevhit bilinci ve akletmedir. Allah; insana akletme potansiyeli vermiş ve “Hiç düşünmez misiniz?” buyurarak sürekli düşünmeyi teşvik etmiştir. Akletmenin dondurulduğu yerde fanatizm doğar. Peygamber Efendimiz; Akletmeyi ve istişareyi öne çıkarmıştır. Cemaat mensuplarına lidere değil, hakikate sadakat öğretilmelidir. İkincisi; Adalet ve takva merkezli topluluk inşasıdır. Bir yapının başarısı; bağlılarının sorgusuz itaatiyle değil, adalet-takva ve ahlakıyla ölçülür. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: 


 

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden, kimseler olun.”  Üçüncüsü; ilimle temellenen dindarlıktır. Fanatizm cehaletin ürünüdür. İlme ve tahkike dayalı bir dinî bilinç, bilinçli itaati doğurur. Dördüncüsü; Cemaat ve ümmet farkının kavranmasıdır. Cemaatler, ümmetin içindeki araçlardır, amaç değildir. Bir cemaat, kendisini “tek kurtuluş yolu” olarak sunuyorsa bu sapmadır.


Kurtuluş; cemaate değil, Kur’an’a ve sünnete uyuma bağlıdır. Sonuç olarak; fanatizm sadece bir aşırılık biçimi değil, bir çürüme hâlidir. Bu çürüme akletmenin dondurulması, adaletin terk edilmesi ve dinin araçsallaştırılmasıyla ortaya çıkar. Fanatizme karşı en güçlü panzehir vahyin rehberliğinde akıl ve ahlakla inşa edilmiş sahih bir dinî bilinçtir.  

Yorumlar

(10)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Abdülhamid

16 Temmuz 2026 16:08

Allah devletimizi payidar, milletimizi bahtiyar eylesin inşallah. Devletimize tuzak kuranlara, devletimizi güçsüzleştirmeye çalışanlara fırsat vermesin.

hepsi mi şehitti?

15 Temmuz 2026 16:16

bu 252’nin hepsi bizim taraf mıydı? karşı taraftan geberenleri de bu sayıya dahil etmeyin de! (aynı yanlışlık pkk mücadelesinde şehid olanlar için de yapılıyor, ölen pkklı domuzlar da sayıya dahil ediliyorlar)

Ömer

15 Temmuz 2026 12:49

Toplumda ahlaki çöküntü had safhada . Çıblaklık almış başını gidiyor evde bile dolaşamayacak kıyafetle ki kıyafet zaten üstlerinde yok . Abartmıyorum gerçi herkes görüyor bakma efendim sende derseniz asıl hırsızı arsızı unutmuş oluruz . Ya böyle pervasızlık olur mu ? Hayvanda bile utanma var . Neden hocalarımız ses çıkarmıyor vaazlarda bu konu niye yok . Halbuki bu çıplaklık utanmazlık görmezden gelinir mi ?

Hakan

15 Temmuz 2026 12:18

Yargılamalara gelince aynı ayet ve hadislerden hiç bahsedilmeyecek mi?

İ Tuncer

15 Temmuz 2026 11:40

Rabbim rızasından ayırmasın. Hayatımızı kendi ve Habibine tabi kılsın.

Kanber

15 Temmuz 2026 10:38

Selamlar hocam. Allah razı olsun. Cemaatlerin araçsallaştırması terk edilip, amaç haline getirilmesi özellikle tarikatlarda da çok yaygın durumda. Bu durum ise Ümmet bütünlüğünü bozmaktadır

C. OKUR

15 Temmuz 2026 08:55

Yüreğinize sağlık

Şahin

15 Temmuz 2026 08:41

Allah razı olsun. Çok güzel tespitler. Çok istifade ettik. Sizin gibilerin Cenab-ı Hak sayısını arttırsın Amin

Bir

15 Temmuz 2026 07:21

ALLAHIM Cümleten chpnin sabetaist göçmenlerin işbirlikçilerin şerlerinden Sana sığınırız YARAB Ülkemi koru YARABBİM koru

yasemin

15 Temmuz 2026 07:20

ALLAHIM Cümleten chpnin Fetocuların lgbtcilerin deaşın şerlerinden Sana sığınırız YARAB Ümmete doğruyu göster YARAB Ülkemi koru YARABBİM koru

Yaşar Değirmenci Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle