• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

Zaferleri doğru okuyalım! Tek adamla kazanılmadığını bilelim!

30 Ağustos 2026
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

Zaferleri doğru okuyalım! Tek adamla kazanılmadığını bilelim!

Yaşar Değirmenci

Zaferleri doğru okuyalım! Tek adamla kazanılmadığını bilelim! Derken bu milletin, bu ümmetin derdiyle dertlenenlerin ortak paydası olan, ortak hissiyatımızı, düşüncelerimizi, değişen dünyada vahye dayanan değişmeyen sâbit değerlerimiz ışığında “Zafer Ay” Ağustos’un şehitlerini rahmet, şükran ve minnetle analım.Biz evlatlarına emanet ettikleri vatan topraklarına sahip çıkalım. Gönül vatanımızın ve dünyasının sınırı olmadığını bilelim. Vatanı böldürtmeyelim, devleti yıktırtmayalım, ezanı susturtmayalım. Bitmeyen “hilâl-haç, hak-bâtıl mücadelesi”nin galibi olalım.

“(Ey müminler!) Sakın gevşemeyin. Üzülmeyin; eğer gerçekten müminler iseniz muhakkak en üstün sizlersiniz.” (3 Âl-i İmrân, 139) Bu ayeti hep canlı tutalım.

Malazgirt Savaşı’nı tarihi gerçeklerden koparıp tahrif etmeye, başka türlü yazmaya çalışıyorlar. Hayır! Malazgirt Müslümanların zaferidir. Bu coğrafyadaki her etnik grup, Malazgirt ruhuna sahip çıktıkça var kalabilir; Malazgirt’i inkâr eden, Batı’nın fitnesine alet olup, başkalarını ötelerken, kendi kuyusunu da kazar, asimile olur, kaybolup gider! Malazgirt ruhu, ittifak ve kardeşlik ruhudur. Malazgirt’te inşa edilen birlik, Anadolu’nun bizler için yurt olmasını, Anadolu merkezli geniş bir coğrafyanın Türkler, Kürtler, Araplar başta olmak üzere birçok millet için güvenli, huzurlu, aynı zamanda güçlü bir medeniyet havzası olmasını sağlamıştı.

Bugün, Türklerin, Kürtlerin ve Arapların içinden, birliğimize, ittifakımıza, kardeşliğimize yapılan her saldırı, Malazgirt Zaferimize, Malazgirt ruhuna yapılan saldırıdır. Türk, Kürt ve Arap’ı birbirine düşürmek için çabalayan herkes, etnik kökeni ne olursa olsun, Diyojen’in ordusundadır, Haçlıların neferidir, Siyonizm’e askerdir ve en başta kendi ırkının düşmanı bir haindir. Malazgirt Zaferi, bu milletin özü olan direniş, diriliş ve var oluş İslami bir ruhun adıdır. Alp Arslan, bu hakikati kendisi de açıkça dile getirmiştir: “Biz, tertemiz, bid’atten uzak Müslümanlarız. Allah rızasını kazanmak için kefenimizle yola çıkmış insanlarız. Bu sebepledir ki, Allah Teâlâ bize yardımını esirgememiştir.”

Malazgirt ruhu, akide, fikir ve siyaset sütunları üzerinden yükseltilen, ilim ve irfan kanatlarıyla hikmet ufuklarına ulaşılan bu Ehl-i Sünnet Omurga’nın gelecek bin yılın hem İslâm tarihini hem de dünya tarihini şekillendirecek kapıları Anadolu’dan açan bir direniş, diriliş ve varoluş ruhunun adı ve miladıdır. Kendi münevverimizin/aydınımın ifadesiyle bitireyim. “Ey hakikat yolcusu!


Osmanlı’nın, bu ruhu tarihten silmek için çökertildiğini, Türkiye’nin de bu ruha sahip çıkmaya başladığını gösterdiği için çepeçevre kuşatıldığını unutmayacaksın! Malazgirt ruhu, İslâm dünyasını toparlayan ve tarihin akışını değiştiren Ehl-i Sünnet Omurga çökerse, İslâm dünyasındaki hiçbir farklı akım, mezhep, meşrep de yaşayamaz, gerçeğinin de anlaşılmasını sağlayan ve ispatlayan, kucaklayıcı ruhtur. Ehl-i Sünnet, gök kubbemizdir. Ve tarih yapma irademizdir. Gök kubbe çökerse, hepimiz altında kalırız, tarih yapma irademiz de yok olur. Malazgirt ruhu, işte bize bu muazzam gök kubbeyi inşa etti. İslâm’ın kaderini belirledi. Ehl-i Sünnet çökerse, İslâm’ın kaderi altüst olur. Bu aziz gök kubbeyi ne kadar diri ve dimdik ayakta tutabilirsek, o kadar kendimizden emin bir şekilde bütün farklılıkları zenginlik olarak görebilir, o kadar güçlü bir şekilde yeniden gelebilir ve bir asır içinde tarihin akışını değiştirecek yolculuklara imza atabiliriz bir kez daha Allah’ın lûtfu ve ihsanıyla.”

Yazımı çok önemli bir uyarı ile bitirmek istiyorum.

Yöneticilerimizin bir an önce uyanması ve gerekli kararları alması lâzım. Çürüyen kökler, çatlayan temeller, o gövdeyi ayakta tutabilir mi? Bunları yazmamın asıl sebebi; ağustos ayı girdiğinde iki önemli zaferin (Malazgirt ve 30 Ağustos Zaferi) İslam’dan uzak tutularak, Kemalizm ve Sekülerizme yöneliş içinde yapılmaları sebebiyledir. Her 30 Ağustos geldiğinde Malazgirt ruhu, yok sayılır, kaskatı laik bir hava estirilir, 30 Ağustos zaferinin yegâne kaynağı da istiklal savaşının da İslâmî ruhla kazanılmasıdır. Bundan doğru dürüst bahsedilmez. 30 Ağustos toprakları emperyalistlere yem etmeyen, çiğnetmeyen bir direniş ve varoluş destanıdır. Önemli tarihi günlerimizde alıştırıldığımız; laikliğe, sekülerizme ve Kemalizm’e karşı hassasiyetimizi kaybetmemiz; bizleri düşünmeyen, sorgulamayan, sadece bakan insanlar durumuna düşürüyor. Böyle zafer günlerinin önemi “10 dakikalık” Cuma hutbesiyle geçiştirilemez! Zaferler kazandıran ruh gençlerimize verilmeden olmaz.

Türkiye’nin güçlenmesi, bütün İslâm Alemi’nin, bütün insanlığın hayrınadır. Türkiye çökerse bütün Müslümanlar altında kalır. Türkiye İslam Alemi’nin kalbidir. Kim ne tür tezgâh peşinde koşarsa koşsun, bu toplumun İslâm’dan ve tarihten koparılmasına aslâ izin vermeyecek bu dünyada yaşayan ama bu dünyayı yaşamayan, geleceğimizi kurmaya hazırlanan öncü bir nesil gelecek İnşallah. 


Türkiye; “mazlumların umudu” ve Batı merkezli küresel sömürü düzeni için de “kâbus” olarak nitelendirilmektedir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23