• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Yaşar Değirmenci
Yaşar Değirmenci
TÜM YAZILARI

İkra/Oku! Ve Düşündürdükleri

06 Eylül 2026
A


Yaşar Değirmenci İletişim: [email protected]

İkra/Oku! Ve Düşündürdükleri

Yaşar Değirmenci

Her okulların açılma telaşında “İkra/Oku!” emri gelir hatırıma. Kendi kültürümüzden, kendi değerlerimizden bu kadar uzak yetişmemizin, kendi medeniyetimizden bu kadar habersiz olmamızın bizleri ne hâle getirdiğini bile bilemez duyamaz durumumuz içler acısı. Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’in, uğraşmaları, okullar ve müfredatla ilgili yaptıklarına engel olmaya çalışanlar sanki bu ülkenin insanları değil. Batı’nın uşaklığından kurtulamadılar, özüne dönemediler, kendi kutsallarıyla buluşamadılar.


 

İlk vahiy bir emirle başlıyordu: Oku! Bu emrin hayli zengin çağrışımlarından hangisi kastediliyordu? Çünkü ‘ikra’ emrinin bir metni okumak, bir söylemi dile getirmek, bir şeyi düşünmek, akıl yürütmek, iki şey arasında ilişki kurmak, sonuçlara gitmek, bir haberi kaynağından hedefine taşımak gibi birçok anlamı birden çağrıştırıyordu. Hz. Peygamber’in nasıl okuyacağını, “Rabbin adına/adıyla” cevabı açıklığa kavuşturmuştur. O artık Allah adıyla ve Allah adına okuyacaktır tüm varlığı, eşyayı hayatı ve insanı. Bu okumanın anahtarı: Bismillahirrahmanirrahim idi. Anlamı “Zatıyla rahmetin kaynağı ve işinde sınırsız merhametli olan Allah’ın adına/adıyla” demekti. Artık hayatın tüm alanlarına Peygamberimiz “Bismillah” şifresiyle girecekti. Bu şifreyi söylemenin, şu anlamların hepsine birden geldiğini biliyordu:


 

*Allah’ım! Hayatın hiçbir alanını senden bağımsız görmüyorum.


*Allah’ım! Şu yaptığım işi senin verdiğin güç ve kuvvetle yaptığımın farkındayım.

*Allah’ım! Bu eylemimi senin gözetimin ve koruman altında yapmak istiyorum. 

*Allah’ım! Bu konuda senin yardımını istiyorum! 

İşte bu sebeplerle, sadece Kur’an’ın tüm surelerinin başına değil, her meşru ve maruf eylemin, tüm varlığı ve hayatı okuma girişimlerinin başına da besmele konuyordu. 


“İyilik, onu yaptığında içinde bir ferahlık hissettiğin şeydir, kötülük insanlara önersen de içinin bir yerlerini yıkıp viraneye çeviren şeydir.” O, dünyanın tüm çocuklarının İslam fıtratı üzere doğduğunu söylerken, yaptığı ontolojik okumanın sonucunu dile getiriyordu. Bununla Peygamberimiz, İslam’ın yepyeni bir tarifini de vermiş oluyordu: “Fıtrata uygun olan”, yani “tabii olan” her şeyden Hz. Peygamber tüm çocukların din kardeşimiz olduğunu şöyle dile getiriyordu.


“Her çocuk İslam fıtratı üzerine doğar. Ne var ki, onu anne-babası Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır ya da Mecusileştirir.” Hz. Peygamber, bireylerin davranışlarını da “Oku!” emrine imtisalen derin bir okumaya tabi tutuyor, bireylerin ibadetlerinin belirleyicisinin niyet olduğunu “ibadetler niyetlere göre değerlendirilir!” şeklinde formüle ederken, bireylerin sosyal ve siyasal davranışlarının belirleyicisinin alınan sonuç olduğunu “Çabalar sonuçlarına göre değerlendirilir” şeklinde formüle ediyordu.

Hz. Peygamber yalnızca canlı varlıkları okumakla kalmıyor, ‘cansız’ kategorisine sokulan varlıkları da bir canlı gibi okumaya tâbi tutuyordu. Bu meyanda Uhud için diyordu ki: “Uhud bir dağdır, fakat o bizi sever, biz onu!” Yine Hz. Peygamber’in, bir defasında yağmur yağarken elbisesini yağmura tutarak “Onun Allah ile olan sözleşmesi benden daha yeni” buyurması, onun eşyayı da tek yönlü değil, çok yönlü bir iletişim yöntemle okumaydı.  


 

Mutlaka okumamız, anlamamız, hayatımızı ona göre düzenlememiz gereken kitabımız Kur’an-ı Kerim bitimsiz bir şifa kaynağıdır. Güneşe benzer; dağ ve taş, kurt ve kuş, kuru ve yaş demez, cömertçe sunar aydınlığını. Baharların kaynağıdır o, göklerin eliyle insanlığın başına oturtulmuş bir saadet tacıdır. O, insanı arar, insanda onu. Tıpkı suyun toprağı, toprağın tohumu, ırmağın denizi, bebeğin annesini aradığı gibi. O, bireyler için bir şifa ve rahmettir.


Şifadır insandaki dünyanın ve dünyadaki insanın ardı arkası gelmez maddi-manevi hastalıklarına devadır. Özüne, nurdur gözüne ve gönlüne. Ve rahmettir çöllerden beter hale getirilen kalbine ve kafasına. O, toplumlar için bir şifa ve rahmettir. Onun gerçekten hâkim olduğu toplum saadet toplumu, o toplumun yaşadığı çağ saadet çağı olur. Kur’an-ı Kerim sayesinde cinnet toplumu cennet toplumu olur. O, her alanda emsalsiz ve tektir. Hiçbir kitap onun kadar yaygın, uzun ömürlü olma şansını elde edememiştir. Hiçbir kitap onun gördüğü ilgiye mazhar olamamıştır ve olamayacaktır da.



Hiçbir kitap hakikat ölçüsü olmada ve muhafaza edilmişlikte onun ayak topuğuna ulaşamamış ve ulaşamayacaktır da. Hiçbir kitap kendisine inananları onun coşturduğu arkasından koşturduğu, tatmin ve mutlu ettiği kadar coşturup koşturamamış, tatmin ve mutlu edememiştir. Ölü toplumları diriltip ayağa kaldırarak savunduğu ilkeler uğruna tüm dünyaya karşı meydan okuyacak bir özgüven aşılamışsa ve indiğinden bu asra da aynı tazelik, aynı sıcaklıkla toplumları savunduğu ilkeler uğrunda ayağa kaldırıyor, dünyaya meydan okutuyorsa, kimsenin şüphesi olmasın ki ömrü varsa eğer dünyanın, bundan sonra da söz konusu canlılığından hiçbir şey kaybetmeden toplumları etkilemeye devam edecektir. 


 

Kur’an hükümlerinin en azılı düşmanları sahtekârlar, namussuzlar, vurguncular, soyguncular, özetle zulmün her türünü işleyen zalimler olmuştur. Ve onlar böyle yapmakla hem başkalarına hem de nefislerine zulmetmişlerdir. Toplumuna zulmedenler; toplumunu onun insan mutluluğunun teminatı demeye gelen Kur’an’ın ahkamından uzak tutanlar için bir şifa değildir. Halklarının sırtına bir kene gibi yapışıp onların kanını emenler; sömürdükçe semiren, semirdikçe sömüren her bir zalim kefere ve fecere için, o bir şifa değildir. Kur’an’a düşmandır onlar, hem de en azılı düşman. Kur’an’ın hükmüne karşı hiçbir şeye duymadıkları kini duyarlar. Hiçbir şey onları Kur’an’ın hakimiyetinin rahatsız ettiği kadar rahatsız edemez. Onlar karanlıkların, karanlık işlerin adamıdırlar. 

Bütün bunlara rağmen neyi nasıl okuyoruz? Kendi kitabımızdan habersiz okuma nasıl bir okumadır. Seni yaratan, yaşatan, buluşturan kavuşturan, yediren içiren dünyayı senin emrine veren, en güzel surette yaratan Rabbin bilinmeden ne okunur, nasıl okunur? Bu sorunun cevabı “İkra!” emriyle “Bismillahirrahmanirrahîm” diye başlar ve devam eder.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23